Referandum sonrası Türkiye: Şimdi ne olacak?

Friedrich Ebert Stiftung, KUYEREL, SODEV ve TÜSES’ in 22 Nisan Cumartesi günü Nippon Otel/ Taksim’ de düzenlediği ve Prof. Dr. Ayşen Candaş‘ ın yönettiği panele konuşmacı olarak Bekir Ağırdır ve Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu katıldılar.

Panelin açılış konuşmasını Celal Yıldırım yaptı. Ardından Prof. Dr. Ayşen Candaş söz aldı. Bekir Ağırdır’ ın konuşmasıyla panel devam etti. 1 Mayıs’ ta KONDA’ nın WEB sitesinde yayımlanacak olan kapsamlı istatistik verileriyle konuşmasına başlayan Ağırdır, referandum sonrasında 4 parti arasında her an geçişlerin olabildiği, Cihangir %25, Hakkâri %15 ve diğerleri %60 olarak özetlediği üç parçalı bir Türkiye gerçeği ile karşı karşıya kaldığımızı ve yeni bir partinin uzunca bir dönem için şansının olamayacağını belirtti. Referandumda asıl mücadelenin AKP ve Erdoğan’ ın kitlesi arasında geçtiğini belirten Ağırdır, HAYIR kampanyasının sadece bizleri bir arada tutmaya yaradığını, bir kazanımdan söz edilemeyeceğini belirtti. Siyasi partilerin kemikleşmiş kitlesi dışında kalan %32’ lik bir kesiminin yeni bir söyleme açık olduğunu ve bu yeni söylemin en önemli hedefinin ev kadınları olabileceğini vurguladı.

Ağırdır, referandumun kimlik ve yaşam tarzları temelinde bir kutuplaşmayı da beraberinde getirdiğini belirtti. Demokrasi krizi ve ulus devlete dönüş de konuşmasında öne çıkan noktalardı. Bu durumun sürdürülemez olduğunu belirten Ağırdır, Selamsız Bandosu olarak devam edip, etmemeye karar vermek ve kendimize kutsamak yerine, durup- düşünüp, Türkiye için yeni bir ütopyayı kurgulamak, bir çıkış yolu bulmak zorunda olduğumuzu vurguladı. Her türlü baskıya rağmen alınan %48,5’ luk sonucun bu bağlamda umut verici olduğunu da belirtti.

 

Panel Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu’ nun konuşmasıyla devam etti. 1977’ den bugüne kendisinin de içerisinde yer aldığı demokratikleşme çabalarının referandumla çöpe atıldığını ve bundan dolayı da acı çektiğini vurgulayarak sözlerine başlayan Kalaycıoğlu durumu hezimet olarak niteledi. 82 Anayasasına eklenen 18 madde ile rejim değişikliğinin önünün açıldığını, yürütme ağırlıklı bir başkanlığın gündeme geldiğini, kuvvetler birliğine dayalı ceberrut bir devlet ile karşı karşıya kalacağımızı vurguladı.

Siyasal bir istikrarın bu sistemle mümkün olmayacağını belirten Kalaycıoğlu kültürel fay hatları üzerinde çatışmanın derinleşeceğini ve şiddetin artabileceğine de dikkat çekti. Orta sınıfın zayıf olduğu ülkelerde demokrasinin gelişemeyeceğini ve otoriter bir yönetimin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Kalaycıoğlu konuşmasında kısa vadede olası gelişmeleri de özetledi. AKP’ nin halkla ilişkilerde çok başarılı olduğunu da belirten Kalaycıoğlu büyük bir hapı yuttuğumuzu belirterek konuşmasını sona erdirdi.

Panelin ilk bölümünün ses kaydı

Panelin son bölümünün ses kaydı

 

Haber, Fotoğraflar ve Multimedya: Ercüment Gürçay

(Yeşil Gazete)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page