Kedi-Siz Bukowski

Geçtiğimiz hafta Yeşil Gazete’ de epey bir zaman sürmesini umduğum bir dizi röportaj [Kedi-Siz]’in ilk bölümü yayımlandı. Yaklaşık beş- altı seneden beri yaşadığı evi kedilerle paylaşan bir Yeşil Gazete okuyucusu olarak gazetenin bu dizi röportajla önemli bir eksiğini giderdiğini düşünüyorum. Röportajın ilk bölümü editörün aşağıdaki cümleleriyle başlıyordu.

“Bir İrlanda Atasözü diyor ki; “Kedilerden hoşlanmayan insanlardan uzak durun.”

Oysa yazar da konukları da İrlandalı değil. Onlar sadece kedilere gönül vermişler. Tolga Öztorun her hafta kendi sevdiği kedicileri sizin için misafir ediyor.”

Ben artık arada bir kedileri de yazmak istiyorum. Ama daha çok sokak kedilerini. Küçükçekmece Gölü’ ne doğru akan Sazlıdere’ nin kenarında, uzun yıllardan beri onlarca sokak kedisiyle evini paylaşan Mukaddes Hanım ile en kısa zamanda bir röportaj yapmayı düşünüyorum.

Daha önce Bukowski’ nin “az bilip, çok şey öğreten” kedilerini yazsam mı diye düşünüyordum ama kısmet bugüne imiş. Tolga Öztorun’ un röportajları bana da ilham verdi diyebilirim. Sağ olasın Tolga.

Kediler, Charles Bukowski, Çeviren: Avi Pardo, Parantez Yayıncılık, 110 s.

Bukowski’ yi önce kadınlar için yazdıklarıyla tanımıştım. Sonra evini paylaştığı sokak kedilerine ithaf ettiği sözleri- şiirleriyle de tanıdım. 2016’ da Türkçe olarak yayımlanan “Kediler” kitabı Bukowski’ nin kedilerini veya kedilerin Bukowski’ sini merak edenler için güzel bir kaynak. Hele evinizi bir kediyle paylaşıyorsanız bu kitabı muhakkak edinin derim. Kitap şairin onlara ve onların algısıyla kendisine yaptığı göndermelerle, şiirlerle dolu bir sokak kedileri güzellemesi.

Kitapta ‘şirin’ kedi tasvirleri aramayın ama, bulamazsınız. Belki bir- iki tane. O kadar. Onun kedileri sokak kadar gerçekler. Evdeki varlıkları bir biblo, stres topu veya insan merkezli ne kadar tanım varsa, o tanımlara pek de uymuyor. Şair de bunları bilerek, isteyerek kabul ediyor onları. Belki de hayatta hüküm süren insani aptallıklara onlar sayesinde daha rahat göğüs gerebiliyor. Bilemiyorum…

Şair, Beş Kedi şiirinde ev arkadaşlarını anlatıyor: 1. Kedi: yaşlı nine, sivri dişli, çok şey gördü, Rus Devrimi’ ni ya da diğer devrimleri umursamaz; onun için Lauren Bacall kanepeye uzanmışken piyano çalan Harry Truman’ ın bir önemi yok; o sert çünkü, bazen hayatta kalmak için sert olmak gerekir// 2. Kedi: yavan bir tip, diğer dört kediyle iyi geçinir ve geceleyin bacağımın üstünde uyumayı sever, sırtımın üstünde yatmışsam sol bacak, yüzükoyun yatmışsam sağ bacak ve Johnny Carson’ u duymuşluğu var ve belki onu görmüştür de fakat hiçbir zaman ona gülmez benim gibi// 3. Kedi: soytarı, kocaoğlan, iri gözler, taba ve beyaz, kedi hastanesinin gözdesi, onu gülünç buluyorlar fakat geceleri dışarı çıktığında karanlıktan korkunç çığlıkların yükselmesi çok sürmez. Komşulardan birinin kedisini öldürdü, bir diğerini sakatladı. Ağzında tüy topaklarıyla, sayısız sıyrıkla, pıhtılaşmış kanla, şişliklerle, yırtık kuyrukla, yırtık patiyle döner, bir keresinde bacağı kırıldı, sürekli hastaneye döner, bandajı eksik olmaz, kırmızı ve beyaz bandajlar, onları parçalar, ağzına antibiyotik hapları tıkıştırır ve geceleyin içeride tutmaya çalışırız. Hiç Schopenhauer okumuşluğu yok ama okusaydı çok severdi. //4. Kedi: 2. Ve 3. Kedilerin annesi ve 2. Kedi dışında bütün kediler onu kovalarlar. 5. Kedi de kovalar ama size 5. Kediden söz etmedim henüz, okumaya devam edin. Her neyse, bizden en çok sevgiyi 4. Kedi görür, varlığı o denli lanetlidir ki, sürekli gizlenir ve acı veren yaralarını yalar. Okuyabilseydi tercihi Bronte kardeşler olurdu herhalde// 5. Kedi: bir gün kapıya geldi, kapkara, mükemmel bir hayvan, her hareketi uzayı sürtünmesiz yarar, o bir Leopar, o sarı gözleriyle sana bakar ve, ya öldürürsün ya da öldürülürsün, der, asırlık bir kedi, diğer kediler ondan uzak dururlar, büyük savaşçı 3. Kedi dahil sebebi GÖZLER, o GÖZLERLE baş edemezler. Asla evcilleşmeyecek. Yine de onu kucağımıza alır severiz, sonra yere bırakırız, bir süre mırlayıp bizi takip eder; onu öldürmediğimiz için bize teşekkür eder. Charles Manson’ un ödünü patlatırdı ve ılımlı anlarından birinde okuyacak bir şey seçmek zorunda kalsa Celine’ i seçerdi muhtemelen. // Her neyse, bütün bu tuhaf yaşam parçaları bize sonsuza dek ne kadar yalnız olduğumuzu fakat yine de o kadar yalnız olmadığımızı hatırlatırlar. // Bununla birlikte, bütün o ton balığı konserveleri için ikide birde süpermarkete gidiyoruz// Orada da bütün kasiyerler birbirilerinden farklı.

Bukowski bir röportajında “Beni kedilerime sorun” demiş, başka da bir şey dememiş. Röportajcı da bu cümleyi kedi fotoğrafları ile bezemiş ve röportaj o haliyle yayımlanmış!

Kedilerin en özgür olduğu evlerden birisi de onun eviydi sanıyorum. Bir Okur şiirinde, özgün şiirlerinin üzerine sıçan kedisine şöyle seslenmiş şair: Kedim arşivime sıçtı. / Golden State Sunkist portakal sandığımın üstüne çıktı ve şiirlerimin üstüne sıçtı, üniversite arşivleri için ayırdığım özgün şiirlerimin üstüne/ bitirdi beni tek kulaklı şişman kara eleştirmen.

Kitabın bir yerinde “Hayvanlar, insana esin verir. Yalan söylemeyi bilmezler. Doğal güçler gibidirler. Televizyon beni beş dakikada hasta eder fakat bir hayvanı saatlerce seyredebilir, zarafetten ve görkemden başka bir şey görmem, olması gerektiği gibi hayat.” diyen Bukowski kapıya gelen ne kadar sokak kedisi varsa onunla evini hemen paylaşmaya, evde onlara dilediği kadar özgür hareket edebileceği bir yer açmaya hazır bir adam. Kaçımızın bunu yapmaya cesareti var?

Çok sayıda köpeğim oldu ama bir köpekle aynı evde yaşayamam. Köpekler sevgilerini hemen belli ederler. Ne kadar samimidirler, anlamak pek de kolay değil. Kediler öyle değil ama. Bir kedi sadece KENDİ’ dir. Eğer sabırlıysanız gün gelir sevgisini öyle bir hissettirir ki. Şu an birlikte yaşadığım Pamuk’ la 3. Yılın sonlarına doğru birbirimize olan dostluğumuza, sevgimize güvenimiz tam. Muhteşem bir kedi o, gerçek bir kişilik.

 

Ercüment Gürçay

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page