Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörü yeni istihdam fırsatları sunuyor – Vildan Demirkıran

Küresel anlamda çevresel tehditlerin azaltılması ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda tüm dünyada yenilenebilir enerjiye olan eğilim artıyor. Dünya genelinde milyonlarca kişiye istihdam fırsatı sunan yenilenebilir enerji sektörü, önümüzdeki on yılda Türkiye’de de yüz binlerce insana iş imkânı sağlayacak.

Geçmişten günümüze bir durum değerlendirmesi yaptığımızda, enerji konusunun önem kazanmasının sanayileşme ile birlikte gerçekleştiğini görüyoruz Şöyle ki; Endüstri Devrimi sonrasında hammadde ihtiyacı giderek artmış, yüksek enerji talebini karşılamak üzere fosil yakıtların aşırı kullanımı, çevre ve doğal kaynaklar üzerinde olumsuz sonuçlar doğuracak düzeylere ulaşmıştı. Bunun neticesinde, 1970’li yıllarda çevre kirliliğine odaklanan ve çevresel sorunların ortaya çıkmadan önlenmesine yönelik geliştirilen politikalar, sonrasında çevre, ekonomi ve sosyal konuların bir arada değerlendirilmesi gerektiğini kabul eden yaklaşımlara dönüştü. Zira gelecek nesillerin haklarının gözetilerek onlara daha yaşanılabilir bir dünya bırakılması düşüncesi önemli hale gelmeye başladı.

Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörü yeni istihdam fırsatları sunuyor

Ancak sonrasında, ekonomik ve insani faaliyetlerin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini kontrol altına almak için geliştirilen uluslararası sürdürülebilir kalkınma hedefleri yeterince başarıya ulaşamayarak çevre kirliliğinin küresel bir sorun haline gelmesine sebep oldu. Daha çok üretime ve ekonomik büyümeye odaklanan sistemler, çevre kirliliğinin yanı sıra yoksulluk ve işsizlik gibi sorunları da beraberinde getirdi. Tüm bu yaşananlar neticesinde, çevresel, ekonomik ve sosyal konular arasında bir denge kurulması ve sürdürülebilir kalkınmanın uygulamada daha etkin hale getirilmesi gerektiği düşüncesi doğdu.

Bunun yanı sıra, dünyanın herhangi bir bölgesinde yaşanan çevresel, ekonomik ve sosyal sorunların küresel krize dönüşme ihtimalinden dolayı, günümüzde yaşanan ekonomik büyüme ve istikrarın sosyal çevresel unsurlardan bağımsız değerlendirilemeyeceği anlaşıldı. Bu durumun yansıması olarak da, 2008 yılında meydana gelen küresel ekonomik kriz sonucunda yeni büyüme araçlarının geliştirilmesi ihtiyacı ortaya çıktı. Bu nedenle, “yeşil büyüme” ve “yeşil ekonomi” kavramları hem krizlerin aşılması hem de sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi için önemli araçlar olarak görülüyor.

Literatüre göre yeşil ekonomi, çevresel zararları azaltarak sürdürülebilir bir ekonomik büyüme sağlayan ve “insana yakışır” düzgün yeşil işler yaratarak çevre dostu yeşil istihdama dayalı kalkınmayı amaçlayan bir ekonomi olarak tanımlanabilir. Yeşil ekonominin en önemli unsuru ise yaratılan yeşil işlerdir.

Peki, “yeşil iş” kavramı nasıl ortaya çıktı? Bu kavram, ilk olarak 2007 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından ortaya atıldı ve uluslararası gündemin bir parçası haline geldi. Yeşil iş kavramı, düzgün işin standartlarının kabul edildiği çalışma koşullarında çevresel anlamda daha fazla sürdürülebilir ekonomik aktiviteler tarafından devam ettirilen işleri ifade etmek için kullanılır. Yeşil büyüme ek işler yaratabileceği gibi bazı işlerin yerini alabilir, bazı iş kollarını ortadan kaldırabilir ya da birçok var olan işi yeşil iş haline dönüştürebilir. Yeşil işler profesyonel meslekleri kapsayabileceği gibi vasıfsız meslekleri de kapsayabilir.

Yenilenebilir enerji mühendisliği, yenilenebilir enerji danışmanlığı, rüzgar enerjisi uzmanlığı, rüzgar enerjisi teknikerliği, karbon satış uzmanlığı, çevre ve enerji hukuku uzmanlığı, organik tarım mühendisliği, ekolojik turizm danışmanlığı, ısı yalıtım uzmanlığı, çevre mühendisliği, ekolojik bina tasarımcılığı, atık su uzmanlığı gibi “yeşil yakalılar” diye tanımlanan ve gelecekte talep edilecek mesleklere örnek olarak gösterilebilir.

Global anlamda yenilenebilir enerji alanındaki istihdamın ne durumda olduğuna bakacak olursak, önümüze şöyle bir tablo çıkıyor: Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) tarafından hazırlanan “Yenilenebilir Enerji ve İstihdam 2015 Raporu”ndan derlenen bilgilere göre, dünya genelinde işsizlik rakamları artarken, yenilenebilir enerji sektöründe bunun tersine bir eğilim gözlendi. Rapora göre, yenilenebilir enerji alanında en fazla istihdam güneş enerjisi alanında sağlanırken, en az istihdam hidroelektrik santralleri ve jeotermal enerji istihdamında gerçekleşti.

Durumun rakamsal boyutuna baktığımızda ise, temiz enerjideki istihdamın artışında bölgesel değişimler, teknolojik gelişmeler ve üretim süreçlerindeki değişimler, sanayide yaşanan yeniden yapılanma, artan talep ve rekabet etkili olurken, sektörde toplam istihdam küresel boyutta 8 milyon 100 bin kişiyi bulduğu belirtiliyor. Yenilenebilir enerjide en fazla istihdam sağlayan ülke 2 milyon 640 bin kişi ile Çin olurken, bunu Brezilya, Amerika, Almanya, İspanya, Danimarka ve Hindistan takip ediyor.

Gelelim Türkiye’ye! Ülkemizde yenilenebilir enerjinin sağladığı istihdam fırsatları dünyadaki gelişmeler ile benzer durumda. Türkiye, son yıllarda kaydedilen ekonomik büyümeye paralel olarak dünyanın en hızlı büyüyen enerji piyasalarından biri. Hal böyle olunca, kalkınma ve büyümeyle doğru orantılı olarak artan enerji tüketimi, enerji tüketiminde sürdürülebilirliği ve arz güvenliği sorununu da beraberinde getiriyor.

Ülkemizde elektrik ihtiyacının 2023’e kadar, yılda % 6 oranında artacağı tahmin ediliyor. Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynakları potansiyeli yönünden fosil kaynaklara göre daha avantajlı durumda olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak, Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkelerde yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları alternatifini kullanmanın enerji arz güvenliğini sağlamanın yanında, özellikle genç nüfus arasında yaygın işsizlik problemini çözmeye katkı sağlayacağı aşikâr.

Türkiye özellikle; hidrolik, rüzgâr, güneş, biyokütle ve jeotermal enerjilerin potansiyeli oldukça yüksek olan bir ülke. Örneğin, hidrolik enerjiyi ele alalım! Yenilenebilir enerji kaynakları içinde Türkiye’de elektik üretiminde en önemli pay hidrolik kaynaklardır. Buna rağmen bu kaynakların henüz %41,3’lük kısmı kullanılıyor. Oysaki bu oran ABD, Norveç gibi gelişmiş ülkelerde %80’in üzerindedir. Bu seviyelere gelmek için de, önümüzdeki yıllarda Türkiye’deki hidrolik potansiyeli kullanım oranının yükseltilmesi çalışmalarına yoğunlaşmak gerekiyor. Zira hidroelektrik enerji uygulamalarındaki türbin gibi çeşitli parçaların tasarımı ve üretimi, alan inceleme ve fizibilite çalışmaları, sosyal ve çevresel etkilerin araştırılması gibi üretim ve proje geliştirmede farklı alanlarda uzmanlaşmış birçok mühendis, teknisyen ve işçiye ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.

Ülkemizin sahip olduğu bir diğer yenilenebilir enerji kaynağı olan güneş enerjisinde durum ne diye baktığımızda şöyle bir durum karşımıza çıkıyor: Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan, Türkiye’nin Güneş Enerjisi Potansiyeli Atlası’na (GEPA) göre, yıllık toplam güneşlenme süresi 2.737 saat (günlük toplam 7,5 saat), yıllık toplam gelen güneş enerjisi 1.527 kWh/m².yıl (günlük toplam 4,2 kWh/m²) olduğu tespit edildi. Hâlihazırda, güneş enerjisi santrallerin kurulu gücü 832,5 MW olmakla birlikte, bu rakamın 2023 yılına kadar 3,000 MW’a ulaşması hedefleniyor. Bu kapasite artışının neticesinde de güneş enerjisi sektöründe istihdamın önemli oranda artacağı öngörülüyor.

Sektörde aktif olarak çalışmalar yapan Solarbaba Türkiye Güneş Enerjisi Platformu kurucusu Ateş Uğurel, Solarbaba ve Genç Yönetici ve İş Adamları Derneği’nin (GYİAD), işbirliği ile düzenlenen Güneş Enerjisi Paneli’nde, Türkiye’nin güneş enerjisi yatırımlarında çok geri kaldığını ancak bir yandan da sektörde çok büyük fırsatların da olduğunu vurguladı. Her 1MW’lık yatırımın 20 kişiye istihdam anlamına geldiğini ifade eden Uğurel, 2023 yılında güneş enerjisi yatırımlarının 23GW kapasitesine ulaşması durumunda sağlanacak minimum istihdamın 400 bin kişi olacağını belirtti. Bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere, Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyeli yakın gelecekte yeni istihdam fırsatları sunacaktır.

Yenilenebilir enerji potansiyeli açısından ülkemize ciddi anlamda katkı sağlayacak bir diğer kaynak ise rüzgâr enerjisi. Üretiminde yaşanan bazı kısıtlara rağmen, rüzgâr enerjisi ülkelerin enerji arz güvenliği için önemli bir avantaj sağlamakta ve temiz enerji olarak çevresel zararların azaltılmasına katkıda bulunmaktadır. Rüzgâr enerjisi çevreye en az zarar veren enerji kaynaklarından birisi olmasının yanında önemli bir istihdam kaynağıdır da aynı zamanda. Ülkemizin 2016 yılı sonu itibariyle işletmede olan lisanslı rüzgâr enerji santrallerinin kurulu gücü 5.751,3 MW. Rüzgâr enerjisi potansiyeli ise 48.000 MW olarak belirlendi. Aynı zamanda, 2023 yılına kadar rüzgâr enerjisi kurulu gücümüzün 20. 000 MW’a ulaşması hedefleniyor. Bazı senaryolara göre, rüzgar enerjisinin 2023’te 27.000 kişye istihdam sağlaması bekleniyor.

Türkiye’nin mevcut yenilenebilir enerji kaynaklarından olan jeotermal ve biyokütle enerjisi potansiyelini de dâhil ettiğimizde ise, 2030 yılında, yenilenebilir enerji sektöründe toplam istihdamın yıllık 133.000 civarında olacağı tahmin ediliyor.

Tüm bu verileri göz önünde bulundurduğumuzda, yenilenebilir enerji ile ilgili çalışmalar, gelecek on yılda, sürdürülebilir enerji için gerekli olan yenilenebilir enerji sistemlerinin hızla çoğalmasına, ekonomik büyümenin yanında yeni teknolojilerin geliştirilmesine, geleceği olan yeni işlerin yaratılmasına yol açacaktır.

Dünya’nın pek çok ülkesi, fosil yakıtlardan vazgeçerek yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneliyor. Mevcut potansiyellerini en verimli şekilde değerlendirmenin yollarını arıyorlar. Şimdilik, yenilenebilir enerji fosil yakıtlarla birlikte ülkelerin enerji ihtiyacını karşılasa da, yapılan çalışmalar yakın gelecekte temiz enerjinin fosil yakıtların önüne geçeceğini, hatta birçok ülkede sadece yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılacağını gösteriyor. Görülen o ki, her kim yenilenebilir enerjiyi gündeminde tutarsa hem ekonomik açıdan güçlenecek, yeni ve yeşil iş imkânları doğacak hem de dünyamız kazanacak. Umalım da Türkiye, sahip olduğu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirecek politikalar yürüterek kazananlardan olsun!

Kaynaklar

Erdal, L. 2012, Türkiye’de Yenilenebilir Enerji Yatırımları ve İstihdam Yaratma Potansiyeli, Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi, Cilt 4, No 172-174.

IRENA, International Renewable Energy Agency, Renewable Energy and Jobs Annual Review 2016

Solarbaba Türkiye Güneş Enerjisi Platformu, 2016 http://www.solarbaba.com/haber/gunes-enerjisi-yatirimlari-ile-400-bin-kisiye-istihdam-saglamak-mumkun

T.C. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Gunes/

http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Ruzgar

Topgül, S. 2015, İşsizlik için bir çözüm: Yeşil işler ve yeşil istihdam Tokat örneği, International Journal of Human Sciences, Volume 12, Issue 2, 1335-1338.

Ürün, E. ve Soylu, E. 2016, Türkiye’ nin Enerji Üretiminde Yenilenebilir Enerji Kaynakları Üzerine Bir Değerlendirme, Sosyal Bilimler Dergisi, 32-36.

Yılmaz, M. 2012, Türkiye’nin Enerji Potansiyeli ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Açısından Önemi, Ankara Üniversitesi Çevrebilimleri Dergisi, Cilt 4, No 2, 34-52

Yılmaz, S. 2014, Yeşil İşler ve Türkiye’de Yenilenebilir Enerji Alanındaki Potansiyeli, T.C. Kalkınma Bakanlığı.

http://www.trthaber.com/haber/ekonomi/temiz-enerjide-istihdam-artiyor-252733.html

DÜNYADA YENİLENEBİLİR ENERJİ SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM ARTIRIYOR

WWF, 2011, Yenilenebilir Enerji Geleceği ve Türkiye,

 

Vildan Demirkıran

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page