[Çocuklar İçin Yeşil Kitaplar] Balık Tutma Dersi

Amerikalı doğabilimci John Burroughs, “Sevgi olmadan bilgi kalıcı olmaz. Fakat sevgi önce gelirse bilgi kesinlikle arkasından gelecektir,” diyor. Çocuklarımızı üzerinde yaşadığımız gezegene saygı duyan bireyler olarak yetiştirebilmek için biz ebeveynlerin öncelikli görevi, erken dönemde doğa sevgisi verebilmek. Onların minik omuzlarına taşıyabileceklerinden fazla yük ve korku bindirmeden, doğayla oyun arkadaşı olmalarını sağlamak, bu yolda atacağımız ilk adım. İkinci adım ise doğayla ve yaşadığımız çevreyle uyumlu, sürdürülebilir yaşam tarzı benimsemeleri için doğru rol modelleri sunan çocuk kitapları seçmek.

Yeşil Gazete, “Çocuklar için Yeşil Kitaplar” yazı dizisi illüstrasyonu için Gonca Mine Çelik’e teşekkür ederiz

Bu amaçla biz [Çocuklar İçin Yeşil Kitaplar] adını verdiğimiz bir diziye başladık. Çocuklara çevre bilinci aşılayan, farklılıklarımızla bir arada yaşamanın mümkün olduğunu gösteren kitapları derlemeye karar verdik. Bildiğimiz kitapları anımsamaya, bilmediklerimizle tanışmaya, tanıtmaya niyet ettik.

***

Balık Tutma Dersi

Ekonomik ve siyasi krizler, artan döviz kurları, işsizlik, terör sorunları, göç dalgaları, doğa katliamları, hallaç pamuğuna dönmüş eğitim sistemi… Saatlik, günlük, mevsimlik kötü haberler sağanağı altında yaşıyoruz. Her an tetikteyiz. Gevşemeye, düşünmeye, içimize dönmeye ve asıl ihtiyaç duyduğumuz anlam arayışlarına yönelmeye bir türlü sıra gelmiyor. Bu arada daha fazlanın daha iyi kabul edildiği bir dünyada yaşıyor, biriktiriyor ve tüketiyoruz.

Daha büyük evlerde oturmak, daha lüks arabalar kullanmak, daha çok eşya alabilmek için daha çok çalışıyor, daha çok para kazanıyor ve daha çok para harcıyoruz. Bu döngü bize mutluluk yerine stres getiriyor.

Alışkanlıklarımızı bir kenara bırakıp kendimize limitler koyduğumuzda, en gerekli olanı seçerek günlük rutinlerimizi basitleştirdiğimizde, gerçekten ihtiyaç duyduklarımızla yetindiğimizde daha iyi ve anlamlı bir hayat sürmemiz mümkün mü? Heinrich Böll‘ün ünlü İş Etiğinin Çöküşü Üzerine Bir Anekdot isimli kısa öyküsünden uyarlanan Balık Tutma Dersi bu soruların cevabını veriyor.

Hikâyeyi hep birlikte anımsayalım. Batı kıyılarında bir limanda gezinti yapan turist, kayığında uyuklayan balıkçıyı görür. Bu güzel havada avlanmak yerine neden uyukladığını merak eder. Balıkçı ihtiyacı kadar balık ve ıstakoz avladığı için kıyıya döndüğünü açıklasa da turist, balıkçının azla yetinmesini kabullenemez. Günde bir kez yerine iki, üç ya da dört kez avlanmaya çıkarsa neler olabileceğini açıklamaya koyulur. İkinci bir kayık, motorlu tekneler, soğuk hava deposu, balık restoranı, füme balık tesisi, konserve balık fabrikası, Paris’e canlı ıstakoz ihracatı… Turist, burada duraklar. Hayalleri sona ermiş gibidir.

Sınırlı kaynaklara hırsla saldırmayan, yalnızca ihtiyacı kadar avlanan, azla yetindiği için kendisine zaman ayırabilen,  yaşadığı ânın tadını çıkaran balıkçı ve günün birinde çalışmak zorunda kalmamak için çok çalışmanın bir erdem olduğuna inanan turistin karşılaşma hikâyesi üzerinden kurgulanan Balık Tutma Dersi bize başka türlü bir yaşamın mümkün olduğunu gösteriyor ve bizi sürdürülebilir yaşam, gönüllü sadelik kavramları ile tanıştırıyor.

Metin: Heinrich Böll
Uyarlayan: Bernard Friot
Resimleyen: Emile Bravo
Türkçeleştiren: Figen Müge Erel
Desen Yayınları
40 sayfa
Her yaş

 

Tuğba Alaybeyoğlu

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page