Gökçek’ten de asbesti yalamasını bekliyoruz – Nuran Talu

Yıl 1992… Dönemin Türkiye Cumhuriyeti Çevre Bakanı Doğancan Akyürek, İzmir’de demir almış asbestli bir geminin insan sağlığı üzerinde abartıldığı gibi etkisi olmadığını ispat etmek için, gemideki asbestli bölümlere bizzat dokunmuş ve asbestin tadına bakmıştı*. Ancak sonrasında bakan bey çalışma arkadaşlarına ‘Şimdi ne olacak, kanser olur muyum?’ diye endişesini dile getirmişti. Anlaşılan sayın bakan gemicilikle ilgili bir kariyerden gelmesine rağmen, gemilerin yapımında kullanılan malzemelerde asbest ve diğer tehlikeli atık ve kimyasalların bulunduğu konusunda yeterince bilgiye sahip değildi. Oysa birkaç yıl önce 1989 yılında dünya ülkeleri tehlikeli atık ve kimyasalların kontrolü için listesinin başına gemi ve diğer sanayi faaliyet kollarında asbestin kullanılmasının ve sınıraşırı taşınımının/ticaretinin yasaklanmasın dair uluslararası bir sözleşmeyi imzaya açmıştı.

Bu olay o tarihte yaşanan “asbestli gemi” olayıdır. ABD’de hizmet dışı bırakılarak uzun süre bekletilen yolcu gemisi çok ucuz bir ücret karşılığı bir Türk firmasına satılmış, firmada gemi sökümünü İzmir’de gerçekleştirmek istemiştir. Aslında o dönemki bu konu sınır ötesi tehlikeli atıkların kontrolü ve denetimi meselesidir. Bu konuda 1992 yılından bu yana yürürlükte olan uluslararası bir sözleşme (Tehlikeli Atıkların Sınırötesi  Taşınımının ve Bertarafının Kontrolüne İlişkin Basel Sözleşmesi) vardır. Bu sözleşme ve farklı sektör alanlarında kullanılan  (sadece gemi söküm işleri değil) asbest dahil bir dizi diğer tehlikeli  maddelerin sınıraşırı dolaşımı için önemli yasaklar getirmiştir.

Türkiye, Basel Sözleşmesine 1994 yılında taraf olmuş, akabinde konu iç mevzuata yansımız 1995 yılında Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir.  Bu yönetmelik günümüze kadar on kez değiştirilmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülmekte olan bu yönetmelikte asbest tehlikeliler listesinde başköşededir. Toz ve lif halindeki asbest-çimento/beton karışımı inşaat malzemeleri vb. olarak kontrol edilecek atık kategorileri içinde en önemli atık türleri listesindedir. Buna göre Bakanlık tehlikeli atıkların yönetiminin (ayırma/sökme, bertaraf, uzaklaştırma vb) her safhasında insan ve çevre sağlığına zarar vermeyecek tedbirleri  (gerekli teknik ve idari standartları sağlamakla) almakla yükümlüdür. Ancak yıllarca Türkiye’de asbest ve diğer tehlikeli atık ve kimyasallarla maruz kalınmış ve ölümlerle sonuçlanan olaylar yaşanmıştır. Halen de ders alınmadığı anlaşılmaktadır.

Oysa tehlikeli atıklar ve kimyasallar söz konusu olduğunda faaliyet ne olursa olsun,  – burada havagazı fabrikasının yıkımını konuşuyoruz – bakanlık sorumluluğunda ciddi bir atık yönetim planı yapılması ve bu işi yapacak profesyonel ekiplerin oluşturulması lazımdır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bu gibi bina yıkımlarında yıkım faaliyet planlarını yapıp yapmadıkları merak konusu tabii. Ayrıca Ankara’da işçi/halk ve çevre sağlığını hiçe sayarak, alelacele sayısız binalar yıkıp yerine AVMler kondurma konusunda son derece “rant ustası” olan bir belediye başkanının varlığı da göz ardı edilemez tabii. Bu nedenle de, Ankara Havagazı Fabrikası binası olayı bize, Türkiye çapında devasa kentsel dönüşüm uygulamalarıyla yıkılan milyonlarca binanın yıkım süreçlerinde çevre, sağlık ve güvenlik risklerinin ne kadar dikkate alındığı sorusunu da akla getiriyor tabii.

Başkan Melik Gökçek’in, Havagazı Fabrikasını gündemden düşürmek ve halkı ikna etmek için geçmişteki çevre bakanı gibi cengaverce davranacağını düşünmemek elde değil, çünkü Ankara’da kentsel dönüşüm yatırımlarının gecikmesi büyük ölçülerde rant kayıplarına neden olabilir, halkın sağlığı kimin umurundaki…

 

*O dönem Çevre Bakanlığının “Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanı”ydım

*Bir Not: Kentsel dönüşüm ve asbest riski üzerine, göz gezdirmenizde yarar var: http://gurkanemregurcanli.blogspot.com.tr/2013/07/kentsel-donusum-sureci-yikimlar-ve.html

 

 

Dr. Nuran Talu

Çevre ve Siyaset Bilim

Küresel Denge Derneği Başkanı

www.kureseldenge.org

 

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page