Sabırlık Çiçeği

Bu çiçeğin varlığına ilk kez Halikarnas balıkçısı Cevat Şakir’ in Mavi Sürgün kitabında rastlamıştım. Nasıl bir çiçektir hiç görmedim. Balıkçı bu çiçeğin güneşin ateş yağdırdığı iklimlerde bittiğini anlatıyordu. Sabırlık Çiçeği, anasının memesini tutup emen yavru gibi, toprakları kavrayan köklerinden, uçları süngülü dik yapraklarını salar; cehennemde yanan ifrit gibi, on yıl alevlerde yavaş yavaş büyür ve güneşte parlayan bitkisel bir anıt olurmuş. Sapı on, on beş metre boyunca dimdik bir direkmiş. Bu saplar devi, ucuna doğru her yöne, sapla tam çeyrek açıda dümdüz dallar salar, müzik notalarının do, re, mi’ sini andıran bu dalların en aşağısındaki en uzun, bir yukarısındaki az kısa, onun üstündeki ise daha da kısa olarak yükselirmiş. Her dalın üst tarafında, bir dizi sarı alev yanarmış. Tıpkı sabırlığın mavilere yükselttiği koca bir şamdan! Sabırlık bu çiçekle on yıllarca yaradılıştan topladığını yine yaradılışa verir ve bütün canını bir çiçeğe verdiği için ölürmüş. Ama öldüğü halde üç bin yıldan beri ‘ölümsüz’ müş. Athanato derlermiş Latinler ona. Akdeniz’ de çiçeğin sapını keserler, çardağa direk bile yaparlarmış.

Ben bu çiçeği iyi insanlara benzetiyorum. Hayattan aldığını fazlasıyla gene yaşama veren iyi insanlara. Hepimizin hayatından böyle insanlar geçmiştir veya hala hayatımızdadırlar. Victor da bir sabırlık çiçeğiydi. Bugün Victor’un yaşamı boyunca attığı sayısız tohumların hepsi çiçek verdi, ölümünden sonra çok uzun süreler yaşayacak güçte oldu.

Victor Ananias, 1998’ de yazdığı bir yazısında yaşamın döngüsünü buğday tanesi örneğiyle anlatıyordu: “Bir buğday tanesi, ilk yağmur damlalarının dokunuşu; Güneş’in ışınlarını doğru eğimden göndermesi ve toprağın doğurganlığı ile filizlenir, gelişir, genç ve güzel, yemyeşil bir bitki olur. Sonra yazın kuraklığı ve sıcaklığı ile sararmaya başlar. Bitki, bütünü ile ölüme, çürüyüp toprağa dönmeye hazırlanırken, en üstte, başakta yeni tohumlar oluşur. ‘Can’, hayatsal bilgiler, yeni buğdayların potansiyeli bu tohumlarda toplanır ve zamanı geldiğinde… Spiral bir sonraki halkadan devam eder döngüsüne yeni buğdaylar çimlenir…”

Buğday Derneği, Nisan 2014’ de Alaçatı Ot Festivali’ nde yer almıştı

Victor topraktan geldi; zorlamadan, yarışmadan, karşılaştırmadan, cezalandırmadan, takılmadan, dert etmeden… Test ederek, niyet ederek, elinden geldiğince, tek başına ve birlikte, doğayla uyum içinde yaşam çemberini 3 Mart 2011’ de tamamladı ve tekrar tohumlarla, buğdaylarla birlikte toprağa döndü.

Cenazesinde onu “attığın tohumları biz yeşerteceğiz” sözüyle, tohumlarla uğurlayan çalışma arkadaşları ve sevenleri, yazısında anlattığı buğday tohumlarının yaşam döngüsünde olduğu gibi onun emeğini yaşatıyorlar, yeşertiyorlar. Victor’ un sağlığında emek verdiği projeler Doğa Dostu Kent Bahçeleri, TaTuTa, Doğa Dostu Tarım, Çamtepe Ekolojik Yaşam Merkezi, %100 Ekolojik Pazarlar, Kayıp Masallar, Tohum Takas Ağı, ABİ- Bilgilendirme Projesi, Avrupa Gönüllülük programı ve benzeri yeni ekolojik yaşam projeleri ile bugün de devam ediyor.

***

Victor Ananias’ ı yaşarken tanıma şansım olmadı ne yazık ki. 2012’ de arkadaşlarıyla tanıştım. Victor’ un Yaşam Dönüşümdür kitabını okudum. Buğday Derneği’ ni de yakından tanımak istedim ve Ağustos 2013’ de Doğa Ana’nın çağrısına da uyarak derneğin Kaz Dağları- Çamtepe’ deki Ekolojik Yaşam Evi’ nde 4-5 gün geçirdim.

Kaz Dağları veya tarihteki adıyla İda Dağı mitolojide tanrıların evi, Kibele’ nin Dağı olarak geçer. Oradaki zeytin ağaçlarının, o çam ormanlarının, o örümcek gibi gökyüzüne doğru ağan incir ağaçlarının binlerce yıl önceki insanın macerasına şahit olduğunu; Akhilleus’ un atlarını Kaz Dağları’ nın pınarlarında suladığını, Paris’ in bu dağlarda çobanlık yaptığını bilmek insana inanılmaz bir sonsuzluk ve süreklilik duygusu veriyor. Hala güzelliğini ve bakirliğini koruyan bu dağların bugün termik santral kurmak isteyen enerji baronlarının, altın arayıcılarının, asma köprü- duble yol canavarlarının hedefinde olması da insanın canını daha çok yakıyor.

Tarihçilere göre tanrıların hikayeleri birbirini tamamlarmış. Yaşam öykülerinin de karışımsız olmadığını biliyoruz. Her bir insanın öyküsü öbür yaşamların öyküleriyle tamamlanıyor. Çamtepe’ de tanrılara rastlamadım ama yaşadığımız tanrısal gezegeni yaşanır halde tutmak için kolunda örme sepetiyle 1990’ lı yılların başında yola çıkan ve “Yaşam Dönüşümdür” diye özetleyebileceğimiz öğretisiyle; yaşamı insandan, doğadan, iyi ve güzel olandan yana dönüştürmeye çalışan Victor’ un her yerde izine rastladım. Şimdi arkadaşları Victor’ un yaşam öyküsünü tamamlamaya çalışıyorlar.

Çamtepe’ den denize doğru inerken Victor’ un bir dönem yaşadığı eski değirmene de gittik. Her şey her an dönüp gelecekmiş gibi yerli yerindeydi

Victor’ un hayat arkadaşı Güneşin Aydemir bir yazısında “…Victor’un attığı tohumların yeşermesi, büyümesi, hasatı hepimize yeter de artar bile. İş ki, çürütmeyelim, çöpe atmayalım, sakladığımız yeri unutmayalım!” diyordu.


VİCTOR ANANİAS: YAŞAM DÖNÜŞÜMDÜR ! paylaşan: ercumentgr

Yazıyı Victor Ananias’ ın video kaydının sonunda yer alan çağrısıyla bitirmek istiyorum: Yaşamı değiştirmek, hayata pozitif katkıda bulunmak için Buğday Hareketi’ nin gönüllü destekçisi olun, Buğday Derneği’ ne üye olun, çevrenizdeki insanlara Buğday’ ı anlatın!

Victor’ un ruhu şad olsun!

 

BUĞDAY DERNEĞİNE ÜYE VEYA GÖNÜLLÜ OLMAK İÇİN:  https://www.bugday.org/portal/uyeformyeni.php
www.bugday.org

 

Ercüment Gürçay

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page