Zülfü Livaneli: Hukuksuzluğa da adaletsizliğe de referandumda da hayır!

Barış Bloku, Demokrasi için Birlik Platformu, Diyalog Grubu ve Yurttaş Girişimi, ‘Hukuk herkes için’ başlığıyla basın toplantısı düzenledi. Dört grubun düzenlediği basın toplantısında söz alan Zülfü Livaneli, “Hukuksuzluğa da, adaletsizliğe de, milletvekilliği düşürmelerine de ve referandumda da hayır” dedi.

Tutuklu HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından bir araya gelen 4 inisiyatif, toplantıyı Point Hotel’de düzenledi. Prof. Ayşe Erzan, Zülfü Livaneli, Oya Baydar ve Levent Tüzel basın açıklamasını sundu.

“Sadece siyasi değil ahlâki bir karşı çıkış”

Toplantıda ilk sözü, Oya Baydar aldı. Baydar, toplantının amacını şu sözlerle açıkladı:

“Bu toplantı sadece siyasi değil aynı zamanda ahlâki bir karşı çıkış.”

Oya Baydar’ın ardından söz alan Zülfü Livaneli, “Olağanüstü şartlarda referanduma gidiyoruz. Biz çok kötü günler görmüş bir kuşağız ama bu kadarı fazla. Bizi bir araya getiren şey barış özlemidir.” ifadelerini kullandıktan sonra basın açıklamasını okudu.

“HDP’yi düşmanlaştırarak millliyetçilere göz kırpmak tehlikeli”

Basın açıklamasının ardından konuşan Demokrasi için Birlik Platformu’ndan eski HDP milletvekili Levent Tüzel, “Yargı, siyaset, TBMM ve medya iktidarın esareti altında. Meclis’in iç tüzüğü, teamülleri bir kenara bırakılarak Figen Yüksekdağ’ın vekilliği Meclis Genel Kurulu’nda okunarak ilân ediliyor. HDP’yi düşmanlaştırarak, milliyetçilere göz kırpmak son derece tehlikeli bir politika.” diye konuştu.

“Müsvedde kim, temize çekilmiş kim?”

Levent Tüzel’in ardından yeniden söz alan Oya Baydar, Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Koruköy’deki operasyonlarda işkence ve infazların yapıldığı iddialarına değinen CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nu eleştiren ve tutuklu HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a insan müsveddesi diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik olarak şöyle konuştu:

“Müsveddenin kim, temize çekilmiş halinin kim olduğunu takdirinize sunuyorum.”

“8 Mart tebriğimi Yüksekdağ’ın TBMM adresine göndereceğim”

Barış Bloku’ndan Ayşe Erzan, milletvekillerinin tutuklu oluşuna ilişkin “Milletvekillerinin tutuklu oluşu yalnızca demokrasiyi rencide etmiyor, TBMM’yi sakatlıyor” dedi.

HDP’nin tutuklu Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın vekilliğinin düşürülmesi kararının yok hükmünde olduğunu ifade eden Erzan, “Yüksekdağ’ın vekilliğinin düşürülmesini kabul etmek zorunda değiliz. Çünkü bu karar yok hükmündedir. Ben, 8 Mart tebriklerimi Figen Yüksekdağ’ın TBMM adresine göndereceğim” diye konuştu.

“Vekilliğin düşürülmesi kadın düşmanlığından”

Basın toplantısında söz alan bir diğer isim HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu’ydu. Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ‘şiddet’ diyen Kerestecioğlu, “Bu şiddetin Figen Yüksekdağ’a uygulanması kadın düşmanlığından dolayıdır” dedi.

“Ölenlerden hesap soracaklar”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun CHP’li vekiller ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a yönelik sözlerini eleştiren Kerestecioğlu, “Milletvekillerini hedef alan o bakanın, kendi ifadesiyle ‘patlamalar, çatlamalardan’ dolayı hesap vermesi gerekiyor. Hayatın her alanında mağdur olmayı başarıyorlar ve neredeyse ölenlerden hesap soracaklar.” ifadelerini kullandı.

Toplantının sona ermesinden önce yeniden konuşan Zülfü Livaneli, bir arada hareket etmenin önemine vurgu yaparak “Çok değerli insanlar bir aradalar. Daha önce de görüyorduk bu insanları ama ayrı ayrı gruplar halindelerdi. Şimdi bir aradalar. Bu çok değerli” dedi. Livaneli sözlerini şöyle noktaladı:

“Hukuksuzluğa da, adaletsizliğe de, milletvekili düşürmelere de ve inşallah en sonunda referandumda da hayır”

Toplantıda Zülfü Livaneli’nin okuduğu açıklama şöyle:

Ülkemizin yarınlarını, hukuk düzeni ve demokrasimizin geleceğini belirleyecek
hayati önemde bir anayasa referandumuna OHAL altında gidiyoruz.

-Muhalefetin ifade özgürlüğü ve propaganda olanakları Kanun Hükmünde Kararname’lerle kısıtlanıyor;
-Muhalif sesler çeşitli bahanelerle, hatta çoğunlukla gerekçe bile gösterilmeksizin susturulmaya çalışılıyor;
-Medya üzerindeki sansür, otosansür ve baskılar yoğunlaşıyor;
-Onbinlerce kişinin tutuklanıyor, yüz binler işlerinden, mesleklerinden atılıyor;
-İçerde ve dışarıda savaş ve çatışma ikliminin sürdüğü bu ortamda yapılacak referandumun meşruiyetini gölgeleyecek adımlara her gün bir yenisi ekleniyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üçüncü partisi konumundaki Halkların Demokratik Partisi (HDP), hukuksuz uygulamalara en çok hedef olan siyasal kuruluş.
Eşbaşkanlarından milletvekillerine, seçilmiş yerel yöneticilerden belediye başkanlarına, kadrolarından üyelerine uzanan haksız tutuklama, yaygın baskı ve engellemelerle kampanya örgütleyemez, çalışamaz hale getirilmek isteniyor.

Son olarak HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliğinin düşürülmesi, milletvekillerinin art arda tutuklanması, milyonlarca seçmene sahip olan Meclis’in üçüncü partisinin fiilen kapatılacağı izlenimini doğuruyor. Cumhuriyet tarihinde, 1920’den bu yana ilk kez bir siyasal parti genel başkanının milletvekilliği düşürülüyor. Bu işlem, bir benzeri olmadığı gibi yürürlükteki Anayasa’ya da aykırıdır.

Anayasa’nın 84. maddesi, milletvekilliğinin kesin hüküm giyilmesi halinde Genel Kurul’a bildirilmesiyle düşeceğini öngörüyor. “Kesin hüküm giyme” den ne anlaşılması gerektiğini İçtüzük’ün 135. maddesi düzenliyor. Buna göre, “seçilmeye engel bir suçtan dolayı hüküm giyen” milletvekilinin milletvekilliği düşer. Seçilmeye engel durumları düzenleyen 76. Maddede, “zimmet, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik” gibi yüz kızartıcı suçlar sayılıyor ve “bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezası” ile cezalandırma öngörüyor. Figen Yüksekdağ’ın kesinleşmiş hapis cezası 10 ay ve “ağır hapis cezası” değil. Ayrıca, hüküm giydiği suç da propaganda yapmış olmak.

Figen Yüksekdağ kararında açık bir anayasa ihlali olduğu görülüyor. Yapılan işlemin hukuksal olmaktan çok siyasal nedenlerle gerçekleştirildiği anlaşılıyor. Bu işlemle, bir yandan yasal bir parti olan HDP’nin sadece referandum sürecinde değil, aynı zamanda Meclis’te de saf dışı bırakılması, öte yandan henüz cezaevinde olmayan HDP ve CHP milletvekillerine gözdağı verilmesi amaçlanıyor. Hobbes’ın dediği gibi , “korku bir toplumu kontrol etmek için en etkili araçtır.”

Bugün burada sizler aracılığıyla Türkiye kamuoyuna sesleniyoruz: Konumuz, HDP’ye yönelen baskılar kadar hukukun üstünlüğüne dayalı anayasal meşruiyetin yitimi ve demokrasinin tümüyle yok edilmeye çalışılmasıdır.

Hangi partiden, hangi siyasal çizgiden olursa olsun, demokratik hukuk devletini savunan her kişi ve örgütün; yasal bir parti olan HDP’nin çalışmalarını
özgürce sürdürebilmesi, referandum çalışmalarını eşit koşullarda yürütebilmesi, tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılması için sesini yükseltmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Hayır’larımızı, demokrasiyi “ama”sız savunma kararlılığımızla pekiştirelim.

BARIŞ BLOKU, DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK,
DİYALOG GRUBU ve YURTTAŞ GİRİŞİMİ

 

(Yeşil Gazete)