Sularını koruyan Amerikan yerlilerinden beyaz adama cevap: Kampımızı kendimiz yakarız, ama bir yere gitmeyiz! #NoDAP

ABD’nin yeni başkanı Donald J. Trump göreve başladığından beri hayatımız hızlandı. Ama tabii aşağıya doğru kaygan bir zeminde…

Özellikle iklim değişikliğiyle ve ekolojiyle, doğayla, çevreyle ilgilenen aktivistler ve bilim insanları Amerikan politikasını her zamankinden daha yakından izliyor. Trump’ın tek bir konuşmasıyla, atamasıyla ya da yayınladığı bir kararnameyle yine neleri darmadağın edeceği, hangi kazanımı bir çırpıda silip atacağı belli olmuyor. ABD’de olan biteni hiç bu kadar son dakika tedirginliğiyle izlememiştik muhtemelen. En son yeminli iklim düşmanı Scott Pruitt‘in Çevre Koruma Ajansı (EPA)’nın başına atanması olan biteni iyi özetleyen bir örnek.

Trump’ın hedefindeki sıcak noktalardan biri de Kuzey Dakota’daki Dikilen Kaya (Standing Rock) yerli rezervasyonundan geçirilmek istenen Dakota Access Petrol Boru Hattı‘na (DAP) karşı direnen Amerikan yerlilerinin (su koruyucularının) kurduğu direniş kampı.

Olayı hatırlarsınız: Bakken havzası kaya petrollerini Kuzey Dakota’dan Illinois’e taşımak için inşa edilen 3,8 milyar dolara mal olan 1886 kilometre uzunluğundaki boru hattının rotası (beyazların yaşadığı) Bismarck kenti yakınında geçerken güneye kaydırılıp tam da Siyu yerlilerinin yaşam alanlarından, kutsal yerlerinden ve su kaynaklarının (Missori nehrinin) altından geçirilmek istenince Kuzey Amerika’nın bütün yerli halkları ayaklanıp direnişe geçmişti. Aylardır sıcağın ortasında ve karın altında kurulan çadırlarda direniş sürüyor. Obama giderayak projeyi durduran bir karar da aldı, ama Trump iş başına gelir gelmez ilk açıkladığı başkanlık kararnamesi DAP ile ilgiliydi ve “yapıma devam edilecek” diyordu.

Tabii ABD’de Trump’ın bir lafıyla inşaat başlayamıyor hâlâ. Tamamlanması gereken prosedürler var bir yığın, üstelik yargı bağımsız mesela.

Ama neticede Amerikan devlet aygıtı tek parça değil ve Trump da kontrolü ufak ufak ele geçiriyor. Şu aralar her şeyde bir Trump etkisi (Trump effect) görülmeye başladı ya, işte DAP üzerideki ilk Trump etkisi de (karaname şovunu saymazsak) dün yaşandı.

Oceti Sakowin kampında bir yerli direnişçi

Kuzey Dakota valisi Doug Burgum yerlilerin Oceti Sakowin direniş kampına bir ültimatom çekerek “kampı 22 Şubat’a kadar boşaltmazsanız müdahale ederim” demişti. Aşağıdaki (benim verdiğim isimle) “kimi kimin toprağından kovuyorsun” başlıklı fotoğrafta beyaz adamın (ve Burgum’un gönderdiği Şerif’in) “kızılderili” kampının karşısında nasıl siper aldığını görebilirsiniz. Artık zehirli ok mu bekliyorlar, dumanla işaret verilmesini mi onu bilemeyeceğim.

Fotoğrafı paylaşan aktivist Mike Hudema altına “tek karede sömürgecilik” diye not düşmüş.

Ultimatom üzerine yerli direnişçiler ufak bir tören düzenlemişler!

Haberlere göre zaten sel tehlikesi nedeniyle toplamakta oldukları kampı terk ederken, (bu da bir tür dumanla verilen mesaj sayılabilir herhalde), kampı ateşe vermişler ve çevresinde epey bir dans edip şarkılar söyleyerek dua etmişler. Dün de 10 kişi kamptan gözaltına alınmış.

Siyular ve yüzyıllar önce topraklarından kovulan ve katledilen diğer Amerikan yerlileri bu kez “petrolünüzü de alın gidin, biz toprağımızı ve suyumuzu savunmaya devam edeceğiz” diyorlar. Hiçbir yere gitmeye ve Trump bir imza attı diye vazgeçmeye de niyetleri yok. Törende yaptıkları açıklama bu yöndeydi. Zaten kampta birkaç kişiyi nöbetçi olarak bırakmışlar.

Bence bütün afra tafrasına, yaptığı şova ve onu açıkça kullanan bütün o milyar dolarlık petrol şirketlerine rağmen güçlü olan Trump falan değil. Siz ne dersiniz?

Yeşil Gazete’de konuyla ilgili çıkan önceki haberler için TIKLAYIN

Haber Analiz: Ümit Şahin – Yeşil Gazete

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page