Biz öğrendik – Ahmet Soysal

Hatırlayalım; ne olmuştu Çeşme’de? 18 Aralık’ta Çeşme’nin turistik Ildırı Mahallesi açıklarında Pırasa adası yakınlarında yabancı bandıralı Lady Tuna isimli bir gemi karaya oturmuştu. Başlangıçta sık sık karasularımız içinde ‘bu tip kazaların olması nedeni ile’ kimsenin dikkatini çekmeyen bu ‘olay’ ancak gemiden 50 tonu aşkın akaryakıtın denize sızması ve ülkemizin en önemli turistik merkezlerinden olan Çeşme’nin doğa harikası sahil ve plajlarına ulaşması sonucu kamuoyu tarafından fark edilebilmişti… ‘Kazadan’  günler sonra ancak temizlik çalışmalarına başlanabilmiş; o temizlik çalışmaları da konu ile ilgili bilim adamlarına göre ‘bilimsel’ değildi…

Akaryakıt nedeni ile siyaha boyanan kumlar basitçe oldukları yerden sıyrılarak; gözlerden uzak yerlerde çukurlara gömülüyor; kirlenen kayalara ise neredeyse hiç dokunulmuyordu.  Deniz de yayılan ve ekosistemi yıkan akaryakıta ise ‘bir şey’ yapılamıyordu…

İşte bu Çeşme kazası bizlere; en azından bana çok şey öğretti: Denizlerimiz ve kıyılarımız sahipsiz; her yaştan, her tür gemi kıyılarımızda rahatça dolaşabiliyor ve ‘kazalar’ yapıp çevreyi kirletip; ekosistemleri yıkıp; elini kolunu sallayıp gidebiliyor… Çeşme kazası ile öğrendik ki; üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde denize yayılan akaryakıtı temizleyebilecek tek bir gemi var; o da İstanbul’da…  Ya kaza bölgesine hiç gitmiyor; ya da Çeşme kazasında olduğu gibi iş işten geçtikten sonra ulaşabiliyor…  Yine bu kaza bize öğretti ki koca limanlarımızda; tertemiz sahillerimizde bu tip ‘kazalar’ olduğu zaman müdahale edecek eğitimli elaman ve yeterli malzeme de yok… Kirlenen kayaların sıcak basınçlı su ile yıkanması gerektiğini; siyaha boyanan kumların sıyrılıp; gözlerden uzak bir yere gömülmesi yerine yıkanıp; tekrar aynı bölgeye serilmesi gerektiğini bilen veya bilip de uygulayan yok… Baksanıza Türk turizminin en önemli merkezlerinden Çeşme’de denize yayılan, karaya ulaşan akaryakıta ancak altı gün sonra; Çeşmelilerin baskısı nedeni ile yarım-yamalak müdahale (!) edilebildi…

Başka şeyler de öğretti Çeşme ‘kazası’ bize; bizi yönetenler; merkezi otoritesi ile yerel otoritesi ile sorunu çözmek ile değil; ‘duyurmamaya’ çalışıyorlar; adeta ört-bas ediyorlar… Bu ‘kazalardan’ etkilenen insanların yasal haklarını savunmak yerine hiçbir şey olmamış gibi hareket ediyorlar; buna da ‘turizmi korumak’ kılıfını giydirmeye çalışıyorlar; asıl turizmin o kıyıları gerçekten temiz tutabilmekle doğru orantılı olduğunu gözden kaçırarak…

Ama Çeşme kazası belki de bir dönüm noktası oldu; olacak… Yerel yöneticileri ile merkezi yöneticileri ile yönetenlerin sahip çıkmadığı Çeşmelilere İzmirli iki çevreci avukat el uzattı ve yasal süreci başlattılar… Olaydan zarar gören tüm Çeşmeliler için ulusal ve uluslararası hukukun verdiği tüm haklar sonuna kadar kullanılacak… Bu dava süreci belki de bu tip ‘kazalarla’ sık sık karşılaşan; insanı ile canlı-cansız ekosistemleri ile büyük zararlar gören ülkemizde bir ilk olacak… Ama kesinlikle son olmayacak; baksanıza Çeşme kazasından kısa bir süre sonra Dilovası’nda, İstanbul’da yaşananlara… Adeta kısa bir süre içinde yönetenlerin bu ‘kazalara ilgisizliğini’ ispatlarcasına ortaya çıktılar…

Biz öğrendik; bundan sonra bilmeyenlere de; öğrenmek istemeyenlere de öğreteceğiz; denizlerimizi ve kıyılarımızı temiz tutmanın yollarını…

 

 

Ahmet Soysal

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page