Ekolojik YaşamHafta SonuManşet

[Dünyadan Kent Bahçeleri] Berlin

Prinzessinnengarten (Prensesler Bahçesi)

[Dünyadan Kent Bahçeleri] yazı dizisindeki tüm yazıları buradan okuyabilirsiniz

2030 yılında, dünya nüfusunun %60’ının şehirlerde yaşıyor olacağı öngörülüyor. Şu anda, gıdanın sadece %15’inin kentsel alanlarda üretildiği düşünüldüğünde ve uzaklardan taşıma yapmaya imkan sağlayan enerji kaynaklarının da azaldığı gerçeği hesaba katıldığında bir şeyleri değiştirmenin vaktinin geldiğini görmek gerek.

İstanbul’da yer alan Roma Bostanı İnsanlarından biri olarak, dünyada kent bahçeleri örneklerini bir yazı dizisi ile incelemek istedim.

Kent bahçeleri, gıda yetiştirmenin yanı sıra, topluluk oluşturma, bilgi paylaşma, betonlaşan şehirlerde azalmakta olan yeşil alanları koruma için gittikçe önem kazanmakta. Peki dünyada bu hareket hangi noktada?

***

İlk konuk Berlin.

Berlin denince kafalarımızda ilk olarak barları, klüpleri, sokak sanatı, tarihi canlansa da, şehrin daha yeşil ve taze bir tarafı da var. Sadece her yerde karşınıza çıkabilecek parklar ve bahçelerden sözetmiyorum. Son birkaç yıldır, komün kent bahçeleri şehirde popülerlik kazanıyor. Bu bahçeler sadece birkaç sebze-meyve yetiştirmekten ibaret değil: Topluluk olmak, ekolojik ve sosyal girişimler oluşturmak için birer alan. Şehrin her yanına serpiştirilmiş bu alanlar sakinleşmek, toprağa değmek, doğayla bağ kurmak için ve taze gıda tadabilmek için ideal alanlar haline geliyor.

Prinzessinnengarten (Prensesler Bahçesi)

Berlin’de kent bahçeleri trendi, büyük olasılıkla Kreuzberg’de yer alan Prinzessinnengarten (Prensesler Bahçesi) projesi ile başladı.

Prinzessinnengarten (Prensesler Bahçesi)

Bahçecilik hakkında hiçbir tecrübesi olmayan Marco Clausen ve Robert Shaw, 2009’da Moritzplatz meydanında terk edilmiş bir alanda bostan yapmaya karar verdi. Terkedilmiş, çöplük bir alan, ilk tohumların atılmasıyla evrilmeye başladı. “Kendin yap” ruhuyla gönüllüler tarafından tahta paletler, plastik sandıklar, atılmış çuvallar gibi malzemelerin geri dönüştürülerek yükseltilmiş sebze yatakları yapılmasıyla başlayan hareket, yıllar içinde bit pazarlarına, konserlere ve daha pek çok etkinliğe ev sahipliği yaparak popülerleşti. Bahçenin içinde bulunan kafe, bahçenin hasadıyla yapılan ürünleri servis ediyor. Bu şekilde elde edilen gelir ile bahçe kendi sürdürülebilirliğini sağlıyor.

Prinzessinnengarten (Prensesler Bahçesi)

Perşembe ve Cumartesi günleri bahçe herkese açık: isteyen gidip tohum ekebiliyor, hasat edebiliyor. İnsanlara kendi gıdalarını yetiştirebileceklerini anlatmanın yanı sıra; ilkim değişikliği, sağlıklı yaşam gibi konularda bilgi paylaşımına da alan oluşturuyor. Clausen ve Shaw, Berlin gibi sürekli değişen bir şehirde, bir gün bahçeyi terketmek zorunda kalmaları ihtimalini düşünerek, her şeyi portatif olarak düşünmüş; yani bir gün Prensesler Bahçesini başka bir alanda aynen devam edebilir.

Himmelbeet Bahçesi

Himmelbeet Bahçesi

Kuzey Wedding bölgesinde yer alan Himmelbeet Bahçesi, merkezden daha uzak olmasından dolayı daha “mahalle” hissine sahip olmasıyla birlikte benzer bir konseptte. Atalık ve yerel tohumlarla ekim yapılıyor. Ayrıca arıcılık da yer alıyor ve her sene az da olsa bal elde ediliyor.

Kafesinde oturup güneşin tadını çıkarmaya alan yaratıyor, yaz aylarında Pazar günleri vejeteryan brunch veriyor. Sürdürülebilirlik, vejeteryan yemek yapımı ile ilgili düzenli olarak atölyeler veriliyor.

Cafe Botanico

Bu iki bahçeden farklı olarak, özel bir mülkiyet olan Cafe Botanico, Neukölln’de yer alıyor. Permakültür ile ilgilenen, bahçecilik tutkusu olan herkese kapıları açık. Sahipleri İtalyan olan kafede, olabildiğince kendi bahçelerinden aldıkları ürünleri kullanıyorlar. Bahçeyi ziyarete gelen herkese kapıları açık.

Allmende-Kontor

Allmende-Kontor

Berlin’deki kent bahçelerinden söz ederken, kendi kişisel favorimden bahsetmemek olmaz: Tempelhofer Park’taki Allmende-Kontor bahçeleri. 355 hektarlık park, aslında eski bir havaalanı. Şimdi ise uçsuz bucaksız yeşillikler içinde halkın yürüyüş yaptığı, bisiklete bindiği, evcil hayvanlarını gezdirdiği bir park.

Bu parkın bir bölümü de, belediye tarafından bostan olarak ayrılmış. Atılmış küvetler, botlar, hatta daktilolar sebze yatağı olarak kullanılıyor. Her sene, kura ile kiralanan alanlarda halk istediğini yetiştiriyor. Kapısı, kilidi yok. Etrafında piknik masaları, çardaklar var. Berlin’in yeşil tarafını deneyimlemek için en ideal yerlerden biri.

Mauergarten

Mauergarten

Yıkılan Berlin Duvarının yerinde yer alan Mauerpark’taki Mauergarten, 2013’te farklı kültürlerden insanların oluşturduğu bir komünite tarafından başlatılan bir başka bostan. 50’den fazla yükseltilmiş sebze yatağı ile, herkese açık.

Bauer Mette

Farklı bir örnek: Hala Berlin şehir sınırlarının içinde yer alan, ve 6 kuşaktır sürdürülen Bauer Mette adlı çiftlik, son kalan bir avuç geleneksel tarım yapan yerlerden biri. Atalarından kalan çiftliğin sahibi Walter Mette, çiftçilik ve organik gıda ile ilgili bilgi almak isteyen herkesi kabul ediyor. Ürünler, şehirde satılıyor.

Berlin’de öne çıkan kent bahçelerinde ortak nokta herkese açık olması, bilgi paylaşımının ön planda olması ve geri dönüştürülmüş malzemeler kullanılması.

 

Rana Söylemez

Kategori: Ekolojik Yaşam