Hafta SonuManşet

Kahve artık Chiapas’ dan geliyor! (2) – Ercüment Gürçay

Zapatista Coffee paketleri.

Kahve artık Chiapas’dan geliyor! (1)

Yazının ilk bölümünde kahvenin M.S. 600’ de Etiyopya’ da başlayıp Avrupa kıtasına ulaşan ‘Eski Dünya’daki baş döndüren hikayesine bir virgül koyup, kahvenin okyanus ötesine, ‘Yeni Dünya’ daki yolculuğuna da kısaca değinmek istiyorum: Fransız deniz subayı Gabriel-Mathieu Francois d’ceus de Clieu (1687-1774) kahveyle ilk kez Avrupa’ da tanışır. 1714’ de zorlu bir deniz yolculuğu sonrası döndüğü Fransa’ nın deniz aşırı kolonisi Martinique Adası’ ndaki evinin bahçesine yanında getirdiği iki kök kahve fidanını eker.

Gabriel-Mathieu Francois d’ceus de Clieu, Martinique Adası, 1714

Kahve buradan Amerika kıtasına yayılır. Önce Karayip Adaları’ ndan Küba ve Porto Rico kahve ile tanışır.

Bugün dünyanın en önemli kahve üreticisi olan Brezilya’ ya ilk kahve fidanı bir buket çiçeğin arasında girer. Fransız Guyana’sı’ na yaptığı bir ziyarette valinin eşinin kalbini çalan bir Brezilyalı subay, dönüşte hediye olarak bir buket çiçeğin arasına saklanmış kahve bitkisi almış ve dünyanın en büyük kahve devinin doğuşuna bir ‘aşk hikayesi’ neden olmuş. Bugün dünya kahve ticaretinin 5’ te 4’ ünü Brezilya karşılamaktadır. Aşk, sen nelere kadirsin!

Fransızların aksine İngilizlerin, deniz ötesi kolonilerinde kahve üretiminde gecikmesinin en önemli nedeni bana göre çayın hayatlarında öne çıkan yeri olsa gerek.

Kahvenin Martinik’te başlayan Amerika yolculuğu, kahve ticareti ve kültürünü derinden etkilemiştir. 19. yy. ortalarında, kahve bitkisinin ölümüne yol açan bir yaprak hastalığı, Brezilya dışında pek çok yerde kahve üretiminin durmasına yol açmış bu da Brezilya’nın çok işine yaramıştır. Ülkenin ihracat gelirlerinin yarıya yakını kahve ihracatından gelir. Brezilya’da kahve üretiminin dünyada yol açtığı önemli bir değişiklik de kahvenin özellikle Avrupalı aristokrat çevrelerin lüks bir içeceği olmaktan çıkıp, herkesin kullanabileceği bir içecek haline gelmesidir.

Kolombiya ihracatının 3’ te 2’ sini kahveden sağlamaktadır.

Bir zamanlar kölelerin ve Avrupalı göçmenlerin ucuz emeğiyle yoğun ve yıkıcı bir biçimde üretilen bu ‘ölümlü bitki’ ardında yakılmış ormanlar, tükenmiş doğal kaynaklar ve genel bir çöküntü de bırakmıştı. Zamanla çıkarılan doğa korumacı yasalar ve modern tarım yöntemleri ile doğa için bu durum görece değişse de emek sömürüsü bugün de yerli yerinde duruyor.

Halen Brezilya ve Kolombiya dünya kahve ticaretinin 5’ te 4’ ünü elinde tutmakla birlikte, II. Dünya savaşından sonra Afrika ülkelerindeki kahve üretimi de giderek önemli bir noktaya gelmiştir. Kıtanın kahveleri uluslararası piyasada Amerika kökenli kahvelerden daha ucuzdur.

Kahve üretiminde hastalıkların ve politik olayların getirdiği değişiklikler, kahve fiyatlarında da önemli oynamalara yol açmıştır. Aslında bu fiyat iniş çıkışları bütün tropikal bitkiler için de geçerlidir. Bunları önlemek için, 1962’de kahve üreten ülkeler Uluslarası Kahve Anlaşmasını New York’ta imzalamıştır. Halen bu alanda serbest piyasa kuralları işlemektedir.

Amerika kıtasındaki bir başka önemli kahve üreticisi de Meksika’ dır. Ülkedeki kahve çiftliklerinin sayısının 100,000’den fazladır ve çoğu ülkenin güneyinde bulunan Veracruz, Oaxaca ve Chipas eyaletlerinde yer alır. Yazıya konu başlığı olan Chipas Kahve Kolektifleri, kahve üzerinden dönen küresel sömürünü çarkını kırmaya çalışan bir çaba.

Adlarını Meksika Devrimi ‘nin (1910-1920) lideri olan Emiliano Zapata ‘dan alan Zapatistalar’ ın adını ilk kez NAFTA ‘nın kabul edildiği 1994’te duymuştum.

Meksika’nın zengin eyaleti Chiapas; zengin ile fakir arasındaki uçurumun fazla olduğu bölgelerden bir tanesi. 1 Ocak 1994’te NAFTA ’nın Amerika, Kanada, Meksika arasında imzalanması, yerli halkın üzerinde sömürgeciliğin artması için fırsat yaratmıştı. Çünkü antlaşmanın 27. maddesine göre halka ait topraklar özel mülk sayılacak ve satılmaya ya da diğer yatırım stratejilerine uygun hale gelecekti. Yani korporatif sistem sona erecekti. Bu, halkın ürünlerini hem alırken hem de satarken daha fazla sömürüleceğini anlamına geliyordu. Yaşamak için gerekli olan temel ihtiyaçları temin etmenin zorluğu da böylece artmış oluyordu.

Meksika’ ya giden turistlerin gözdesi olan Chiapas bölgesinin San Cristobal de las Casa kentinde ortaya çıkan; silahlı örgütler listesinde olmalarına rağmen hiç silah kullanmadan bütün dünyanın sempatisini toplayan Zapatistalar, Avrupalı kaşiflerin (!) Amerika kıtasına ayak basmalarının üzerinden 500 yıl geçmesine rağmen hala sömürünün ağır yükünü çeken Maya yerlilerinin uluslararası sesi olmuşlardı.

Zapatista/ EZLN 1996 yılında Meksika hükümeti ile San Andreas olarak adlandırılan görüşmelere başlamış ve anlaşma imzalamıştı. EZLN ve Meksika hükümeti arasında imzalan ve 57 farklı yerli halka kısmi otonomi tanıyan bu yerli hakları yasası Meksika’da yerli hakları için mücadele eden herkesin görüşü alınarak hazırlanmıştı.

Zapatistalar, Şubat 2001’ de “Zapatur 2001” adını verdikleri ve Mexico City’de son bulan uzun bir yürüyüşle dünyanın gözünü bu mücadeleye çevirmelerini sağlamışlardı.

Bu anlaşma uzun yıllar gel-gitlerle hükümet ve Zapatistler arasında çeşitli olaylara sahne oldu. Hikâye uzun bir hikâye. Hükümetin sefil olarak gördüğü halk, EZLN’ nin barışçıl yolla gösterdiği çaba, kimliği hala net olarak bilinemeyen, kar maskesi ve piposuyla bilinen komutan yardımcısı (asıl komutan Maya halkıdır) Marcos’ un zekâsı ve üslubu ile bugün uluslararası niteliğe sahip olabilmeyi başarmış durumda.

“İstediğimiz tek şey inat ve ısrarla hakikatin aranması, adalet. Ufkumuzda sadece sancılar ve acılar yok. Keşfedilecek renkler ve inşa edilecek dünyalar da var.” diyen Zapatistalar bu kez “Zapatist Kahve Kooperatifleri” ile kapitalist şirketlerin ağzını sulandıracak kadar büyük bir paya sahip, kahve üretiminin önde gelen bölgelerinden olan Meksika’nın Chiapas bölgesinde neo–liberal kahve şirketlerinin karşısına dikiliyorlardı.

Zapatist Kahve Kooperatifleri

Sömürünün hâlihazırda çok yoğun olduğu bu alanda, 1989’da neo liberal hareketin yükselişinin hızlanmasıyla beraber “Uluslararası Kahve Anlaşması” ndaki kısmen de olsa üreticiyi koruyan maddeler feshedilmiş ve tarihte “Kahve Krizi” olarak adlandırılan, kriz patlak vermişti. Tabi ki tüm krizlerde olduğu gibi bu krizde de büyük kahve şirketleri ve aracılar karlarını katlarken, yoksul köylüler daha da yoksullaşmıştı.

1994 devrimini takip eden yıllarda Zapatistler sosyal ve ekonomik hayatı düzenlemeye koyuldular. Köylüler bu düzenlemelerin önemli bir ayağı olan kooperatifleşme çalışmalarına başlarken, EZLN de ürünlerin Meksika dışında dağıtılacağı dayanışma ağları kurmak için çalışıyordu.

Nihayetinde ilk kahve kooperatifi olan “Dağ Kuşları Kooperatifi” Chiapas’ ın dağlık bölgelerinden Juan De Libertad’ ta 200 küçük üreticinin katılımıyla kuruldu ve 1999’da muhalif dayanışma ağları vasıtası ile aracılara ve vahşi kapitalizme hiç bulaşılmadan yaklaşık 345 ton kahveyi Avrupa ve Amerika’da dolaşıma soktu. “Dağ Kuşları Kooperatifi” takip eden 3 sene içerisinde üretim kapasitesini yeni üyelerin katılımıyla beraber beşe katladı. Fakat tüm üreticilerin katılımıyla aldığı bir kararla, hem biyolojik kahve sertifikası için gerekli olan 3 senelik geçiş sürecini tamamlanmasını hem de diğer bölgelerde de yeni kooperatifler kurulmasını teşvik etmek için bir süre üye almamayı seçti.

Yachil Xojobal Chulchan (Gökyüzündeki Yeni Işık) Kahve Kooperatifi plantasyonları

Bir diğer kooperatif Yachil Xojobal Chulchan (Gökyüzündeki Yeni Işık) 2001 yılında kuruldu ve 2002’de 328 üyeye ulaştı. Daha sonra sırasıyla; Yochin Tayel Kinal (Yeni Bir Diyar için Çalışmaya Başlamak) ve Ssit Lequil Lum (Doğa Ananın Meyveleri) kooperatifleri birer sene arayla kuruldu ve hemen bu üretim ve dağıtım zincirinin birer halkası haline gelmeyi başardılar.

Chiapas’ ta yetişen kahve taneleri

Kahve çekirdeklerinin sanayileşme ve otoyol dahi olmayan topraklarda, hava kirliliğinden ve egzoz dumanı etkisinden bahsedilemeyecek bir alanda üretilmesi; üretilen ürünlerin yükleme yapılan limanlara kadar at ve eşek sırtında taşınmasıyla Zapatista Kahve için, rahatlıkla “Dünyanın En Organik Kahvesidir” diyebiliriz.

Toplamda iki bin beş yüz kişinin dahil olduğu kahve kooperatifleri, her yıl yüzlerce ton kahveyi üzerine makul bir geçinme payı koyup, Avrupa ve Amerika’daki dayanışma ağlarına gönderiyor. Avrupa ve Amerika’da belli merkezlerde işlenen kahve 13 ayrı ülkede muhalif grup ve kolektiflerce dolaşıma sokuluyor. RedProZapa (Zapatist Ürünler Dağıtım Ağı) ile ilişkili olan bu kolektifler hem para ve kar hırsı gütmeyen bir “geçim ekonomisi” anlayışını hayata geçirmiş oluyorlar hem de Chiapas’ taki otonomların ayakta kalmasına katkıda bulunuyorlar. Bu dağıtım ağları vasıtası ile sağlanan gelirlerin önemli bir kısmı otonomlardaki, eğitim ve sağlık gibi sosyal giderler için harcanıyor.

Bir Zapatista Kahvehanesi

“…Aslına bakılırsa sadece kooperatiflerin ismine baktığımızda bile, Dağ Kuşları, Gökyüzündeki Yeni Işık, Yeni Bir Dünya için Çalışmaya başlamak, Doğa Ananın Meyveleri üretilen ve dağıtılan şeyin sadece kahve çekirdekleri değil aynı zamanda yeni bir dünyaya duyulan özlemin Chiapas’ ta yeşeren ve tüm dünyaya yayılan tohumları olduğunu görebiliriz.”

Geçen yıl İstanbul’ da alternatif ekonomileri, kolektif çalışmayı, ekolojik üretimi, adil ticareti ve Zapatista deneyimini önemseyen ve destekleyen bir grup insan bir araya gelip İstanbul Zapatista Kahve Kolektifini oluşturdular. Bu grup yaklaşık 2016 yılının başlarından itibaren Meksika / Chiapas’ tan İstanbul’a Zapatista kahvesi getirmeye yönelik çalışmalar yürütüyorlardı. Bu çalışmalarını, kolektif çalışmanın ilkelerine bağlı olarak, konsensüs bazında eşitlikçi karar süreçleri ve yatay bir organizasyonla yürüten grup geçen yıl sonu itibarıyla hayallerini gerçekleştirdiler.

Zapatista Coffee paketleri.

Bu yıl başı itibariyle artık Taksim ve Kadıköy’de Zapatista kahve bulunabiliyor. Taksim’de Muaf Bar, Kadıköy’de Komşu Kafe ve Kadıköy Kooperatifi (hafta içi 19.00-21.00, hafta sonu 10.00-18.00) Zapatista kahve satış noktası olarak satışa başladı.

Tıpkı Zapatistalar gibi sadece kahve satmayı değil “Başka bir dünyayı mümkün kılmayı” amaçlayan kolektif kahve paketlerini depozitolu olarak dağıtıyor. Paketler çıtçıtını bozmadan (mesela kahveyi kavanozda saklayarak) iade edildiğinde 75 kuruş depozito ücreti geri ödeniyor ve böylelikle mümkün olduğu kadar az çöp üretmiş olunuyor. Kolektif daha az karbon ayak izi bırakabilmek için İstanbul dışındaki kullanıcılarına kahve ulaştırmak amacıyla alternatif bir nakliye yöntemi arayışı içerisinde.

Eğer bizler de kahve kullanıyor ve kullandığımız ürünlerin arkasında yatan hikâyeleri önemsiyorsak, bu kolektiften Zapatista kahvesi alarak yukarıda bahsedilen yaşam tarzına ve yaygınlaştırmaya çalışılan kolektif çalışma/dayanışma ağına destek olabilir, hatta belki sürecin başka aşamalarına da katılarak kolektifin destekçisi olabiliriz.

Starbucks’ a veya benzeri kahve zincirlerine hiç gitmedim. Kendimi bildim bileli ailem kahve ihtiyacını Mısır Çarşı’ sındaki Kurukahveci Mehmet Efendi Kahve’ leri ile karşıladı. Gökçeada’ ya gidebildiğim zamanlarda da adanın Sakızlı Kahve’ sinden almaya çalışırım. Adanın Sakızlı Kahve’ sinden ve Cemil abinin Mandabatmaz Kahvesi’ nden vazgeçmem zor, ama Mehmet Efendi’ yi kolayca unutabilirim. Bundan sonra hem Chiapas’ taki otonomların ayakta kalmasına katkıda bulunmak, hem İstanbul’ da ayakta kalmasını istediğim kolektife destek olmak ve hem de sert ve lezzetli Chiapas Kahvesi’ nin keyfini yaşamak için kullanmaya niyetimliyim.

İstanbul Zapatista Kolektifi’ ne buradan ulaşabilirsiniz.

Hepinize iyi bir pazar, iyi bir hafta, daha az sıkıntı ve bol kafeinli günler diliyorum.

Kaynaklar:

  • Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi- 2 Cilt- YKY- 2013

  • Salah Bey Tarihi (1), Kahveler Kitabı, Salah Birsel, Sel Yayıncılık, 2003- 2014

  • Tanede Saklı Keyif, YKY, 2001

  • Eski İstanbul’ da Kahveler, Burçak Evren, 1996, Milliyet Yayınları

  • Çekirdek Kahve, Kahve Günlükleri, Kahvebaz, 7 Kasım 2016

  • Silahsız Devrim: Özgür Zapatista, Beyza Okay, Akdeniz Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler

  • Latin Amerika’ nın Kesik Damarları- Eduardo Galeano- Alan Yayıncılık- 1983

 

Ercüment Gürçay

Kategori: Hafta Sonu