Hafta SonuManşet

[Çocuklar İçin Yeşil Kitaplar] Vahşi şeyler ülkesinde

Amerikalı doğabilimci John Burroughs,Sevgi olmadan bilgi kalıcı olmaz. Fakat sevgi önce gelirse bilgi kesinlikle arkasından gelecektir,” diyor. Çocuklarımızı üzerinde yaşadığımız gezegene saygı duyan bireyler olarak yetiştirebilmek için biz ebeveynlerin öncelikli görevi, erken dönemde doğa sevgisi verebilmek. Onların minik omuzlarına taşıyabileceklerinden fazla yük ve korku bindirmeden, doğayla oyun arkadaşı olmalarını sağlamak, bu yolda atacağımız ilk adım. İkinci adım ise doğayla ve yaşadığımız çevreyle uyumlu, sürdürülebilir yaşam tarzı benimsemeleri için doğru rol modelleri sunan çocuk kitapları seçmek.

Yeşil Gazete, “Çocuklar için Yeşil Kitaplar” yazı dizisi illüstrasyonu için Gonca Mine Çelik’e teşekkür ederiz

Bu amaçla biz [Çocuklar İçin Yeşil Kitaplar] adını verdiğimiz bir diziye başladık. Çocuklara çevre bilinci aşılayan, farklılıklarımızla bir arada yaşamanın mümkün olduğunu gösteren kitapları derlemeye karar verdik. Bildiğimiz kitapları anımsamaya, bilmediklerimizle tanışmaya, tanıtmaya niyet ettik.

***

Vahşi olmak kötü bir şey midir?

Küçük Max’in annesi için belli ki kötü bir şey. Oğlunun evde kurt giysisi giyip ortalıkta dolanarak vahşi sesler çıkarmasından hoşlanmayan anne, Max’i cezalandırarak odasına gönderiyor ve böylece başlıyor tüm hikaye.

Max’ın odası birdenbire kocaman bir ormana dönüşünce…

 

Max da bu ormanın içinde türlü türlü vahşiliklerle dolu bir maceraya yelken açıyor.

 

Vahşi Şeyler Ülkesinde (Where the Wild Things Are), Maurice Sendak’ın yazıp resimlemesiyle 1963 yılında yayınlandı. 2009 yılında bir de filmi çekilen kitap, dünya çapında 19 milyon okuyucuyla buluştu. Vahşi şeyleri seven okuyucuyla tabii.

Bu kitapla Maurice Sendak bize öncelikle şunu soruyor olmalı: Vahşi olmak gerçekten kötü ya da korkulacak bir şey midir?

Vahşi olmak bazı hayvanların olduğu gibi, bazı insanların da doğasında vardır, tıpkı Max gibi. Bazı çocuklar sakince evde oturmayı yeğlerken, bazılarını ağaçlara tırmanırken, kedilerin peşinden koşarken ya da böcek toplarken görürsünüz. Max da işte tam böyle bir çocuk ve durdurulmaktan hiç hoşlanmıyor! Öylesine vahşi ki, Vahşi Şeyler Ülkesine gittiğinde oranın hükümdarı olup çıkıyor. Fakat vahşiliğin de bir sınırı var. Bir süre sonra etrafındaki her şeyin kendisi gibi olmasından mıdır nedir, sıkılıyor ve kendini yalnız hissetmeye başlıyor. Dahası, annesini ve onun güzel yemeklerini özlüyor. Çünkü en vahşilerin bile biraz anne şefkatine ihtiyacı vardır!

Maurice Sendak

Vahşi Şeyler Ülkesinde kitabını başarılı kılan birçok yönü var. Öncelikle, birçok ebeveyn tarafından olumsuz nitelendirilebilecek olan bir konuyu, ‘vahşi’ olmayı ele alıyor ve bunu biraz doğanın perspektifinden yola çıkarak, biraz da fantastik ögelerden faydalanarak yapıyor.

İkinci unsur, kitabın illüstrasyonları. Maurice Sendak aynı zamanda bir illüstrator olduğundan kitabı kendi resimlemiş. Kanımca yazarın ve resimleyenin aynı kişi olması kitaba ayrı bir başarı katıyor. Çizimler öyle dopdolu ve eğlenceli ki, bir an için Vahşi Şeyler Ülkesine gidip geliyorsunuz.

Bir diğer unsur kitabın sonunun çocuğun hayal gücüne bırakılması. Max gerçekten Vahşi Şeyler Ülkesine gitmiş mi, yoksa tüm bunlar bir rüya mıymış bilinmiyor.

Ormanda fantastik bir yolculuğa çıkmak isteyen küçük büyük herkes için harika bir kitap Vahşi Şeyler Ülkesinde. Sonuçta biraz vahşi olmaktan kimseye zarar gelmez öyle değil mi?

Yazar: Maurice Sendak
Çevirmen: Celal Üster
Yayınevi : Can Çocuk Yayınları

 

Gonca Mine Çelik

Kategori: Hafta Sonu