Tarımda rekor küçülme – Ali Ekber Yıldırım

Bu yazı tarimdunyasi.net/ den alınmıştır

Bir yıl öncesine kadar tarımda büyüme övünç kaynağıydı. Şimdi rekor seviyede küçülme yaşanıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun hesap yöntemini değiştirerek rakamlarla pembe tablo çizme çabalarına rağmen Türkiye, bu yılın 3.çeyreğinde yüzde 1.8 küçülürken, tarımdaki küçülme yüzde 7.7 ile rekor seviyeye ulaştı.

Sadece 3. çeyrekte değil ilk iki çeyrekte de tarımda küçülme yaşandı. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre , tarım sektörü ilk çeyrekte yüzde 5.6, ikinci çeyrekte yine yüzde 5.6 küçülürken yılın 3.çeyreğinde yüzde 7.7 küçülme ile rekor kırdı.

Tarım neden küçülüyor?

Bu soruya verilecek yanıt çok basit. Üretmek yerine ithalatı destekleyen politikalar uygularsanız, çiftçinize dünyanın en pahallı girdilerini kullandırırsanız üretim artmaz ve tarım küçülür.

Konuyu biraz daha derinleştirmek ve bilimsel bir yaklaşımla ele almak üzere tarımsal verileri yakından izleyen ve yorumlayan 9 Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.Yaşar Uysal’a sordum. Yaşar Uysal hem bilim insanı, iktisatçı, hem de çiftçilik yapıyor.

Tarımda istikrarlı bir üretim sağlanamadığını belirten Yaşar Uysal’ın anlattıkları özetle şöyle:

“Üretimde istikrar sağlanamıyor çünkü,tarımsal girdi fiyatlarında istikrar yok. Ayrıca, yeni teknolojilerin kullanılması için çiftçilerin bilgi düzeyi ve bu teknolojileri alıp kullanmaları da çok mümkün olamıyor. Doğaya bağımlılık devam ettiği için tarımsal üretimde istikrarsızlık hakim oluyor ve üretim planlaması yapılamıyor.

Üretim planlamasının yapılabilmesi için stratejik ürünlerin belirlenerek ürün bazlı politikalar geliştirilmesi gerekiyor. Beslenme için buğday, ihracat için fındık,yem ve hayvancılık sektörü için mısır, sağlıklı beslenme ve protein kaynağı için süt ve et stratejik ürün kabul edilerek, bu ürünler için bağımsız politika olması gerekir. Şimdi havza bazında ürünler belirlendi.Yeni yılda destekler havzaya göre verilecek. Fakat, üretim hedefi nedir?Ne zaman ne kadar üretim yapılacak? Bunlara ilişkin elimizde bir veri yok. Anlık kararlar ve stratejilerle bu kadar oluyor.

Bugün yapılan,nicel göstergelerle,nitel sorunları örtmektir. Oysa,Türkiye’nin niteliksel bir sıçramaya ihtiyacı var.Hem de eğitimden adalete,ekonomiden tarıma yaşamın her alanında.

Tarımda stratejik ürünler belirlenerek buna uygun strateji ve politika geliştirilmezse tarımsal üretimdeki dalgalanma devam eder.

Belki de ilk kez dış ekonomik ve siyasi sorunlarla,iç ekonomik ve siyasi sorunları aynı anda bu kadar ağır bir biçimde yaşıyoruz.Dünyada petrol fiyatı,döviz kuru artıyor. Döviz harcamalarının azaltılması gerekiyor. Türkiye’nin elindeki dövizi dışarıya kaptırmaması gerekiyor.Bunu da ancak tarımla yapabilir. Tarımsal üretimi artırarak, ithalatı düşürerek dışarıya döviz aktarımını azaltabilir.Elektronik,bilgisayar gibi teknolojik ürünlerde ithalatı dolayısıyla dövizi belki kısamazsınız.Ama tarımda üretim yaparak bir çok kalemde döviz çıkışını engellersiniz.Türkiye’nin böyle bir potansiyeli ve gücü var.”

Yaşar Uysal’ın söylediklerini haklı çıkaracak bir çok örnek var elimizde. En somut örneği hayvan ithalatı.

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bu yıl ilk kez genç çiftçilere yönelik hibe programı başlattı. Genç çiftçilerin tarıma kazandırılması bakımından önemli bir proje.

Genç Çiftçi Hibe Destek Programı için devletin 2016 yılı için ayırdığı kaynak 450 milyon lira. Hibeden yararlanmak isteyenlerin çok büyük bölümü hayvancılık projesi ile başvurdu. Devlet proje sahiplerine vermek üzere bugüne kadar 40 bin baş canlı hayvan ithal etti. Karşılığında 130 milyon lira ödendi.

“Genç çiftçileri destekliyoruz” diye proje uygularken, aslında hayvan ithal ederek başka ülke çiftçilerine destek sağlanıyor. Oysa, bu hayvanları Türkiye’de yetiştirecek çiftçimiz var. Toprağımız var.İklimimiz uygun. Ama nedense ithalat kolaylığı seçiliyor. Böyle olunca tarımda küçülme kaçınılmaz oluyor.

Sadece genç çiftçiler için değil, genel olarak hayvan ithalatı rekor düzeye ulaştı. Yılbaşından 12 Aralık 2016’ya kadar 60 bin baş damızlık sığır ithalatı için 156 milyon Avro yani 560 milyon lira ödendi. Damızlık sığır ithalatı için yurt dışına giden para, anaç hayvan desteği ile aynı.Devlet, kendi üreticisine verdiği destek kadar bir parayı ithalata ödedi.

Asıl çarpıcı rakamlar besilik canlı hayvan ithalatında. 2015 yılında 154 bin baş besilik dana ithalatı yapılırken 2016’da 12 Aralık’a kadar 342 bin baş besilik hayvan ithal edildi. Ödenen döviz 325 milyon dolar.

Yağlı tohumlar,bitkisel yağlar,yem hammaddesi başta olmak üzere milyarlarca dolar ödeyerek ithal ettiğimiz tarım ürünlerini kendi ülkemizde üretebilsek tarımda küçülmede değil, büyümede rekorlar kırarız.

Bu yazı tarimdunyasi.net/ den alınmıştır

 

 

Ali Ekber Yıldırım

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page