Son dönemin Yeşil Kitapları

Ormanın Gümbürtüsü

Ben: Ooooo; merhaba!

O: Merhaba, hoş geldiniz! Hayrola, ne işiniz var bu dağ başında?

Ben: Öylesine dolaşıyorduk.

O: Öylesine dolaşıyor muydunuz; başka yeriniz mi kalmadı dolaşacağınız? Yarattığınız yeni yaşama ortamlarında artık mutlu değil misiniz yoksa? Biliyor musunuz, sizleri anlamakta zorlanıyoruz?

Ben: Nedenmiş o?

O: Önce şu sorumu bir yanıtlayın bakalım: Neden gittiniz; buraları hepimize yetmiyor muydu?

Ben: Şey… “Daha iyi yaşamak için” diyelim…

O: Peki; yaşayabiliyor musunuz bari?

Ben: …

O: Neden duraksadınız; çok mu zordu sorum? Biliyor musunuz; böylesine “insanlaşmanız” sizlere pek yaramadı galiba…

Ben: Sanki başka türlü yaşama şansımız varmış gibi konuşuyorsun.

O: Yok muydu?

(Tanıtım Bülteninden)

Ormanın Gümbürtüsü
Yücel Çağlar
Yeni İnsan Yayınevi
2016

 

 Türkiye’de Çevre Düzeni Planlamasında Enerji Politikaları

 

Türkiye’nin enerji politikalarının planlamasında ve uygulanmasında çevre düzeni planlanlaması kritik bir öneme sahip. Çevre düzeni planları, enerji yatırımlarına yön veren ve enerji politikalarının belirleyen önemli unsurların başında geliyor. Türkiye’de Çevre Düzeni Planlamasında Enerji Politikaları adlı çalışma, mevcut çevre planlarının hangi saikler üzerinden belirlendiğini ve bu planların enerji yatırımları ile ilişkisini inceliyor.

12 çevre düzeni planının incelenmesi ile yapılan çalışmada, çevre planlarında nüfus tahminlerinin abartılı olduğunu, doğal varlıkların sadece kaynak olarak görüldüğünü, alt planlar ile çevre planları arasındaki ilişkinin  zayıf olduğunu ortaya koyuyor. Çevre planlarının sosyal, çevresel ve ekonomik dengeleri gözeten bir biçimde hazırlanmadığı sadece sektör bazlı büyümeyi hedeflediği bulgusuna ulaşılan çalışmada, kendi öz varlıklarına dayalı, yenilenebilir, yenilikçi, ekolojik, eşitlikçi, adil bir gelişme yaklaşımının ortaya konulmadığı belirtiliyor.

Yasal mevzuata göre “koruma ve kullanma dengesini sağlamak, ülke, bölge ve şehir düzeyinde sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek, yaşam kalitesi yüksek, sağlıklı ve güvenli çevreler oluşturmak üzere hazırlanan, arazi kullanım ve yapılaşma kararları getirmek” çevre planlarının temel amacı olarak belirlenmektedir. Ancak, incelenen 12 Çevre Planı, bu yaklaşımdan uzak olarak hazırlanmış, sadece sektörel büyüme üzerinden yapılan abartılı ekonomik öngörüleri içermektedir.

Termik santral projelerinin yoğunlukta olduğu 35 ili kapsayan 12 planda, enerji kullanımı, enerji ihtiyacı, enerji talepleri ve enerji potansiyeline ilişkin herhangi bir analiz ve öngörü de bulunmadığı da görülmektedir. Bununla birlikte, planlamanın kentsel boyutuyla enerji yatırımları arasında da hiçbir ilişki kurulmamış, sadece termik santraller için yer belirlenmiştir. Yenilebilir enerji ise, planların hepsinde önemli bir potansiyel olarak ifade edilmekte ancak ve ancak bölgesel dinamikler ve ihtiyaçlar, uygunluk ve yeterlilik gibi planlamanın ana unsuru olan konulara ise hiç girilmemektedir.

Çalışmanın yazarlarından Avukat Fevzi Özlüler “Çevre planları hazırlanırken sadece yatırım odaklı bir yaklaşım sergilenmiş, bu yüzden planlarda temel planlama ilkelerinin hemen hemen hepsi göz ardı edilmiş. Bu durum enerji politikalarımızı da doğrudan etkiliyor; enerji ihtiyacı ve talepleri göz önünde bulundurulmadan yatırım kararları alınıyor” diyor. Çevre planları enerji planlaması ile ilgili sadece yer seçimi kriterlerini içeriyor.

Özlüer “Her hangi bir enerji yatırımı en azından 40 yıllık bir ömre sahip, dolayısı ile öngörüsüz, plansız yapılan enerji yatırımları sadece bugünü değil, geleceğimizi de ipotek altına alıyor.” diyor.  çevre düzeni planları Sürdürülebilir bir ekonomik ve çevresel ve sosyal gelişme için, enerji yatırımlarının toplumsal ve ekolojik maliyetlerini içeren bütüncül bir yaklaşımla hazırlanması gerekiyor. 

Türkiye’de Çevre Düzeni Planlamasında Enerji Politikaları
Hatice Kurşuncu, Fevzi Özlüer
Ekoloji Kolektifi
http://iklimadaleti.org/i/upload/turkiyedeki-cevre-planmasinda-enerji-politikalari-978-605-83799-8-5.pdf

2016

 

 Ankara’nın Ağaç, Ağaççık ve Çalıları

 

Ankara denilince ilk olarak İç Anadolu bozkırlarının ortasında sınırlı sayıda bitkinin yetiştiği büyük bir kent akla gelir. Çevreye biraz dikkatli bakıldığında durumun hiç de böyle olmadığı, bitki çeşitliliği yönünden varsıl bir kent olduğu kolaylıkla anlaşılır. Ankara’da yetişmez sandığınız manolya, defne, zeytin, zakkum, sığla, yasemin, fıstık çamı gibi bir çok ağacı/çalıyı ilk gördüğünüzde hem şaşırır hem de sevinirsiniz.

Bu kitap, Ankara’nın parklarında bahçelerinde, caddelerinde sokaklarında, gecekondu mahallelerinde, eski / yeni semtlerinde karşımıza çıkabilecek ağaç ve çalıları tanıtmakla kalmıyor; Elmadağ’dan Nallıhan’a, Kızılcahamam’dan Şereflikoçhisar’a Ankara’nın kırsal alanlarında, köylerinde/mahallelerinde, dağlık ve ormanlık bölgelerinde, bozkır-orman ekosistemleri geçiş zonlarında görme şansı bulabileceğimiz odunsu türler hakkında da ayrıntılı bilgiler sunuyor.

Ahmet Demirtaş bir orman mühendisi… Her orman mühendisinin böylesi bir çalışma yapacak bilgi birikimine sahip olduğunu düşünürseniz, yanılırsınız. Kendisi Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği’nin 25 yıldır süren Dendroloji (Ağaçbilim) Okulu’nun gönüllü “hoca”larından… Ankara ve çevresini karış karış gezip fotoğraflama merakı da eklenince, görsel yönü de zengin böylesi bir kitap ortaya çıktı. Kitap, Ankara’nın kentiçi ve çevresindeki doğal ve egzotik 250 kadar ağaç, ağaççık ve çalı türünü dendrolojik ve ekolojik özellikleri ile birlikte bilimsel bir çerçevede tanıtmakla kalmıyor, zengin görsel içeriğiyle bu alanda ülkemizde önemli bir boşluğun doldurulmasına da katkıda bulunuyor.

Ankara’nın Ağaç, Ağaççık ve Çalıları
Ahmet Demirtaş
Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği
2016
Kitabı edinmek isteyenler [email protected] adresine yazabilirler.

 

Derleyen: Barış Gençer Baykan

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page