Solucanlarla başbaşa – Başak Şekercioğlu Güver

‘Solucanlar hakkında herşeyi öğrenmek istiyorum, gelebilir miyim?’

‘Solucanlar hakkında birkaç şey öğrendim, gidebilir miyim?’

***

Solucanlar kargoda mahsur kaldı, benim hatam sandım ki Yurtiçi Kargo 1 günde ulaştırır, ne aptallık. Cuma sabahı Mersin’den kargoya verdim Cumartesi öğlen oldu, daha İzmir’e gelmemişti bile kargo, aldı mı beni bir panik. Avoportu falan geçtim onlar zaten bozulacak anlaşıldı ama ya solucanlarım ölürse.

Nasıl olduysa annem-babam ve kızkardeşim üçlüsünden fırsat olup o kırk yılda bire denk geldi de haftasonu araba bizde kaldı ve Pazartesi sabahı ilk iş dağıtıma çıkmadan paketi almaya gittik, yoksa dolmuşlarda helak olacaklardı. Bu kesinlikle solucanların şansı bizim değil.

56

 

Solucanların olduğu kısmı açtım ve gözlerim doldu. Hiç bir hareket yok, baygın yatıyorlar hatta sanki içleri boşaltılmışta sadece derileri kalmış gibi. Hemen daha önceden hazırladığım yatağa yerleştirdim, Huriye Hocamdan asma artıklarını çok sevdiklerini öğrenmiştim, çayın telvesi ve mantar artıkları ile lezettli bir karışım yapıp afiyetlerine sundum. İki gün sonra korkarak açtım yuvanın kapağını. Şöyle bir görüntü hayal edin, yer yer beyazlamış dalgalı ve haraketli kısa saçlar, yani içerisi kıvıl kıvıl. Yetişkinler azınlıkta belki ama yuva bebiş kaynıyor. Bu demek oluyor ki eğer uzak bir yerden solucan alacaksanız yetişkin almayın, taşıma esnasında en fazla onlar etkileniyor. Zaten bu iş üzerine kafa yormuş insanlar aktif-pasif dönemlerine göre taşıma yapıyorlar. En mantıklısı kokon (yumurta) almak. Hayvanlara sürekli deprem yaşatmanın alemi yok, onlarda can.

Yetişkinler azınlıkta belki ama yuva bebiş kaynıyor

Yetişkinler azınlıkta belki ama yuva bebiş kaynıyor

Çok derin bir oh çektim yuvada ki haraketliliği görünce. İzmir’den kalkıp Mersin’e gitmişsin, ben solucanları öğrenmek istiyorum diye 10 gün kalıp insanları meşgul etmişsin, elinde bir dolu solucan ile dönmüşsün, hoop ilk günden hepsi mefta. Rezilliğin böylesi, Huriye Hocamın yüzüne bakamazdım bir daha herhalde. Demek ki Kompost Ana’dan gördüklerim hiç farkına varmadan bilinçaltına işlenmiş ki kurtarabildim yuvayı. Hani solucanlar sahiplerine benziyorlar demiştim ya, sanırım inatçılıkları bana benziyor diye hemen kendime pay çıkartabilirim. Zorlu şartlara uyum sağlayabilecekleri belli oldu.

Solucanlar hakkında öğrenilecek bir sürü bilgi ve edinilecek bir çok deneyim var. Yetmedi bu on gün belki bir on gün daha kalsam o da yetmezdi. Huriye Kara ilk tohumu attı ve can suyumu verdi, bundan sonra tek başımayım. Tabi ki sıkıştığımda telefona sarılıp sorularımla bunaltacağım onu. Sonuçta öğrenciler ne içindir, öğretmenlerini darlamak ama sonunda gururlandırmak. Bu arada Huriye Hoca sadece solucanları anlatmadı, bir gözlemci olarak tüm deneyim ve birikimlerini aktarmaya çalıştı bu kısa sürede ve benim alabildiğim kadar. Üstüne oturup düşülmesi gereken tek cümleleri de oldu, uzun uzun anlattıkları da. Ben onu gülümserken de gördüm, susarken de. Ve hikayeler der hikayeler, her ağacın her canlının vardır bir hikayesi önemlidir ve dinlemek ve onunla anmak lazım. Yaşamın dönüşümüne olan uyum ve saygının, madde enerji ve canlıya farkındalıkla değer vermenin, canlı beslenmesi için gereken bilgi sevgi ve özenin sürdürülen çabası; benim yaptığım sadece budur der hatta bu sözü mezar taşıma yazın der.

58

Şimdi benim önümde kısa olmasını dilediğim ama meşakatli olduğunu bildiğim bir yol var. Bu yolda yürüken bütünün içinde kendime doğru olduğundan emin olduğum bir yer bulacağım ve oradan dağılacağım.

55-basak-sekercioglu-guver

 

Başak Şekercioğlu Güver 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page