İnsan Neden Vegan Olur? – Gülce Özen Gürkan / Berk Efe Altınal

Bundan birkaç yıl önce Eskişehir’de bir kişinin bir yavru kediyi öldürürken video çekip bunu sosyal medyada paylaşması büyük tepki çekti, hatta sosyal medyada bir infial oluştu demek mümkün. Herkes çok öfkeliydi, ortada korkunç bir şiddet ve adaletsizlik olduğu fikri hakimdi. Sonra günler geçti ve günler geçtikçe bu olayı unuttuk gitti. Arkasından “selfie” çekmek için bir yunusu denizden çıkararak ölümüne sebep olanlara, kafesine bir çocuk düştü diye goril Harambe’yi vuranlara, onu en baştan bir kafese koymuş olanlara, köpekleri zehirleyen belediyelere kızdık, insanların ortada hiçbir sebep yokken hayvanları şiddete maruz bırakmasını kınadık.

Francione ve Charlton, İnsan Neden Vegan Olur? isimli kitaplarında ABD kamuoyunda benzer tepkilere yol açan bir olaydan söz ediyorlar. Amerikan futbolu oyuncusu Micheal Vick’in villasında köpek dövüşü müsabakaları düzenlediği ortaya çıkıp medyada haber olduğunda pek çok kişi bunu kabul edilemez buldu. Aradan yıllar geçmesine rağmen insanların Vick’e karşı duydukları öfke dinmiyor, Vick’in oynadığı takımları protesto eden pek çok kişi var.

40

Fakat bunlar olup biterken ve biz hayvanları önemsediğini söyleyen insanlar olarak bütün bu şiddeti ve adaletsizliği kınarken, pek çoğumuzun sofralarında, giysi dolaplarında ve hayatının daha pek çok alanında, diğerleri kadar önemsemediğimiz, hatta neden önemsememiz gerektiği üzerine düşünmeyi dahi aklımızdan geçirmediğimiz diğer hayvanların köleliği ve katliamıyla elde edilenler bulunmaya devam ediyor. Tam da bu sebeple, geçtiğimiz yıllar boyunca her yıl 56 milyar kara hayvanının ve trilyonlarca deniz hayvanının insan eliyle gelen ölümlerine sebep olduk.

Hemen hemen hepimiz sokakta bir kediye tekme atan birini gördüğümüzde tepki gösterecek olduğumuz halde, pek çoğumuz milyarlarca hayvana acı ve ölüm getiren davranışlarını sürdürmeye devam ediyor. Tabağımıza koyduğumuzun ne olduğunu bilmediğimizden, dolabımızdaki “deri” ya da “yünün” ne anlama geldiğini bilmediğimizden mi? Pek sayılmaz, hepimiz bunların ne olduklarını elbette biliyoruz.  Fakat bile bile bu davranışlarımıza devam etmek, bu alışkanlıklarımızı sürdürmek için bir dizi sebebimiz olduğunu düşünüyoruz. Sonuçta bunu yapmazsak proteini nereden alacağız? Sonuçta doğal olan bu değil mi? Sonuçta peynirsiz yaşayamayız! Hayvanlar biz kullanalım diye yaratılmadı mı? İnsanlarla ilgili her problemi çözdük de sıra hayvanlara mı geldi? Hem bitkiler de canlı, onlar ne olacak?

Francione ve Charlton bu kitapta uzun ve kapsamlı bir hayvan hakları kuramı tartışmasına girmiyor. Tek yaptıkları, hayvanları kullanmak için birer gerekçe olduğunu düşündüğümüz, “İyi ama…” diye başlayan cümleleri birer birer tartışmak ve bunların aslında hiç de zannettiğimiz gibi geçerli gerekçeler olmadıklarını, aslında birer bahaneden ibaret olduklarını göstermek. Francione’un önceki kuramsal çalışmalarını ve Francione ile Charlton’un birlikte kaleme aldıkları diğer metinleri okumuş olanlar bu kitabın sadeliğini şaşırtıcı bulabilir.

Kitap ayrıca, hayvanlarla ilgili genel geçer ahlâki sezgileri de sorgulamaya açmıyor. Diğer çalışmalarından “hayvan hakları” kuramını savunduklarını (yani hayvan kullanımının kendi yol açtıkları üzerinde durulmadan da bir hak ihlâli teşkil ettiğini savunduklarını) bildiğimiz yazarlar “şimdilik” bu tartışmayı askıya alıyor ve hayvanlarla ilgili iki yaygın görüşten yola çıkıyor. Bu görüşlerin ilki “hayvanlara gereksiz yere zarar vermek yanlıştır” görüşü, diğeriyse “hayvanlarla insanlar karşı karşıya geldiğinde insanları tercih edebiliriz” görüşü. Kitap yaygın olan bu iki ahlaki görüşü benimsediğimizde ve ciddiye aldığımızda bunların mantıksal sonuçlarının ne olduğunu görmemize yardımcı oluyor. Kitap boyunca hayvan kullanımıyla ilgili akla gelebilecek tüm gerekçeler bu iki görüş kapsamında değerlendiriliyor; gerekçelerin geçersizlikleri de bu iki görüş kapsamında ortaya konuluyor. Gerekçe gösterilen durumlar hemen herkesin kafasını en çok kurcalayan konu olan “hayvansal gıdalar” üzerinden tartışılıyor ancak bu tartışmalar sonucunda sadece “hayvansal gıdalarla” ilgili olarak değil, tüm gündelik yaşamımızdaki hayvan kullanımlarıyla ilgili ne yapmamız gerektiğine dair fikir ediniyoruz. Kitap, “İnsan neden vegan olur?” sorusunun cevabını fazlasıyla veriyor; hayvanları kullanmamızla ilgili ahlaki meseleye dair bir düşünce deneyi sunmakla kalmıyor, bu düşünce deneyinin sonucunda vardığımız noktayı hayata geçirmek için ihtiyaç duyacağımız bilgileri alabileceğimiz bir kaynak da öneriyor.

42

Hayvanlara ve adalete dair görüşlerinizle davranışlarınızın tutarlı olmasını sizler de önemsiyorsanız, İnsan Neden Vegan Olur’un içinde bu haklı kaygınızın ne anlama geldiğinin bilgisini bulabilirsiniz. Geriye sadece bu bilgiyi hayata geçirmek kalıyor. Kitap sizleri bu konuda da yalnız bırakmıyor; hayvan kullanımından uzak bir yaşama dair pratikleri konu edinen VeganOluyorum.com adlı siteye yönlendirerek, hayvanlara karşı doğru konumlanmanın günlük yaşamdaki karşılığını kolayca benimsemenize yardımcı oluyor. Böylece, kitabı elinize alırken hayvanlarla ilgili duyduğunuz kaygı, kitap bittiğinde yerini hayvanlarla ilgili üzerimize düşeni yapma kararının yarattığı rahatlama ve mutluluğa bırakıyor. Sırf bu süreci deneyimlemek için dahi okumaya değer.

39-gulce-ozen-gurkan

 

Gülce Özen Gürkan

 

 

 

38-berk-efe-altinal

 

 

 

Berk Efe Altınal

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page