ABD’de seçimi izlemek: Korkuların cisimleştiği gece – Göktuğ Taner

Bizim evin geleni gideni bitmez, sağolsunlar. Amerika’daki seçim gecesi evimizde yine küçük ama çeşitli bir arkadaş grubu vardı. Müslümanı, yahudisi, hristiyanı, gay’i, işsizi, işlisi, kadını, erkeği, sanatçısı seçimleri izlemek üzere televizyonun karşısına oturuverdik. Trump’ı destekleyen yok, pek tabii.

Üç yılı aşkın süredir Amerika’da, Philadelphia’da yaşıyorum ancak böyle bir geceye daha önce şahit olmamıştım. Evde, çoğu Amerikalı olan arkadaşlarla beraber izlediğim ilk seçim… Şen şakrak başlayan gece ilerledikçe ve eyaletler birer birer kırmızıya boyanınca yüzler değişmeye başladı. Clinton herkesin gönlünde yatan ideal aslan değildi kuşkusuz. Ancak zor olan, Trump’ın kadın düşmanı, yabancı düşmanı ve ırkçı söylemlerine oy veren ne kadar çok insanın olduğunu görmekti.

26

Önce bir arkadaş ağlamaya başladı, diğerleri onu yatıştırmaya çalıştı. Etki edemeyeceğimiz kadar büyük olaylarda yaşadığımız dumur ve şok hali bütün enerjimizi alır ya bazen, güçsüz ve anlamsız hissederiz. Sonra birisi daha fazla dayanamaz ve çöker. O anda bütün grubun dikkati bir anda o büyük faciadan uzaklaşır, grup yeniden kuvvet bulur ve çöken arkadaşını kaldırmaya çalışır. Tam da öyle oldu. Ağlayan arkadaş o şifa anında yatıştı ve dikkatler tekrar televizyondaki rakamların ve tartışmaların üzerine yoğunlaştı.

Çok geçmeden başka bir dayanışma ve şifa anına daha tanık oldum. Beyaz arkadaşlardan biri gruptaki tek siyah arkadaşa döndü. Seçim sonuçlarından duyduğu kaygıyı paylaşmak istediği belliydi. Kelimeler kendiliğinden aktı: “Bütün bu yaşananlar çok yanlış, endişelendiğinin farkındayım, ama ben senin yanındayım, bilmem bir şey farkeder mi”, dedi. Farkeder tabii, diye mırıldandım, biraz uzaktan.

25

Ne var ki gece ilerledikçe Trump’ın başkanlığı kesinleşmeye başladı. Kısa bir süreliğine odama çekildiğim anda keskin bir şangırtıyla yerimden fırladım. Clinton’ın kazanmasına kesin gözle bakan başka bir arkadaş elindeki bardağı anlık bir sinirle televizyona fırlatmıştı. Neyse ki televizyon sağlam kaldı. Öfke çoğu zaman olduğu gibi çaresizlikle kol kola büyüyordu.

Azınlıkların bazıları neden Trump’a oy vermişti? Mesela Müslümanlar

Türklerin yoğun olarak bulunduğu bir tamirhanede çalışan bir arkadaşımız sayesinde bazı Türklerin Trump’a oy verdiğini biliyorduk. Keza Amerikalı Yahudiler arasında da Trump’a oy verenler vardı. Bir süre bunlar konuşuldu, kafalar daha da karışmıştı. Olan bitene anlam verilemiyordu.

Trump’ın zafer konuşması için kürsüye çıkmasından hemen önce ağlayanların sayısı artmıştı. Hatta bazıları televizyonun sesine tahammül edemeyip uzaklaşmış ve mutfağa sığınmıştı. Fight Club filmindeki o sahneye, kanser hastaları destek grubu toplantısındaki ağlamalı sarılmalı bir seansa dönüşmüştü gece, bir parça alkolün de etkisiyle.

29

Evdeki kalabalık için Trump, Amerika’nın ırkçı ve cinsiyetçi kanserinin cisimleşmiş haliydi.

24-goktug-taner

 

Göktuğ Taner

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page