Hugo Pratt’dan hayal dünyamıza armağan bir serseri : Corto Maltese

Hani bir gün, her zaman gittiğin bir yere bu sefer farklı bir yoldan gidersin ve dünyanın en iyi arkadaşlarıyla karşılaşırsın da ayrılık vakti geldiğini fark ettiğinde bunu kabullenemezsin.. Bu bir kerelik olan güzel şeyin, senin hayatının hiçbir yanıyla bağlantılı olmadığına inanamaz,  uçup gideceğini kabul etmek istemezsin.. Bir yerlerden mutlaka ortak bir tanışıklık, okul, iş, ev çıkmalı. Ama çıkmaz.

50

Ya da başka bir gün, her zaman gittiğin yere sanki daha önce hiç gitmemişsin, daha önce o okula gidip arkadaşlar edinmiş, o yollara düşüp oyunlar oynadıklarını sevmiş olan sen değilmişsin hissi seni fena yorar. Somut bir kanıt istersin. Resim, mektup, unutulmuş bir t – shirt; bilmiyorum, yaşadım, buradaydım diyebilmek için bir kanıt. Vazgeçmemek için bir neden. Ama burası da orası değil sanki ve sen de artık o kız değilsin aslında.

Bir gün uçakta Corto Maltese okurken yanımdaki çocuk,  senin gibiler –büyükler, demek istedi –  neden resimli kitaplar okur, diye sorduğunda bir cevap veremedim. Tam anlamıyla muhabbet etmek istemediğimi belirtir bir şekilde homurdandım, omuz silktim ve annesine mesaj dolu bir bakış attım. Öncelikle, bu kendi hayatımla bir türlü bağlanamayan anlar canımı sıkıyordu. Ya da ayak izlerimi takip ederken geçmişten kopup gelen bir kahkahamdan çok fena utanabiliyordum. Kendi adımlarını takip etsen de, bu diyarlar kimseye ait değildi.

Çok uzatmamalı.  Sonuçta Hugo Pratt, Corto Maltese’i yarattı. Doğup büyüdüğü ve sonunda öleceğini bildiği şu klişe yaşam hikâyesinin bile kimseye ait olmadığını kavrayıp da benim gibi aval aval bakınan herkes için Corto Maltese’le karşılaşmak eğlenceli bir şanstı.

51

10 Temmuz 1887’de Malta’nın La Valetta kentinde doğdu bu korsan. Pratt’ın romanlarına girmeden evvel çocukluk yıllarını bir Yahudi mahallesinde geçirdi. Annesinin büyücü bir arkadaşı avuç içine bakıp talih çizgisinin olmadığını söyleyince babasının usturasıyla hemen derin ve uzun bir çizgi çektiği anlatılır.

İlk gençlik yıllarında Rus & Japon savaşında bulunur. Bu sırada Çarlık Rusya’sından kaçan Rasputin’le tanışır ve savaş muhabirliği yapan Jack London’la dost olur. 1905’te Rasputin’le beraber ilk maceralarına atılırlar. Birlikte Etiyopya’da altın aramaya yola düşerler; ancak gemi tayfası ayaklanma çıkarır ve gençler kendilerini Arjantin’de bulur. Corto 1907’de tekrar İtalya’dadır. Stalin’le tanışır ve bu tanışıklık yıllar sonra Türkiye’de çok işine yarar. Corto 1908’de Arjantin’e geri döner. Jack London’la yeniden buluşur. 1913’e kadar Arjantin’den Hindistan’a, oradan Tunus’a, New Orleans’a kadar pek çok farklı yerde bulunur ve tarihi kişiliklerle karşılaşır.

Çok çok aradım, taradım ve Joan Antonio Blas diye bir Hugo Pratt uzmanı buldum. Yeterince aramamış olabilirim, çünkü bir türlü İngilizce yazısına denk gelemedim. Ama büyük Google, Vikipedia amca ve ekşi sözlükteki kuzen sayesinde öğrendim ki Blas’ın iddiasına göre 1910 yılında Corto, Amerika sahillerinden Liverpool’a giden bir gemide Subay’mış. Corto Maltese bu gemide geleceğin komünist enternasyonal başkanı John Reed ile karşılaşmış. Reed o sırada miçoymuş – tayfa yamağı – ve kaptan onu başka bir miçonun ölümünden sorumlu tutuyormuş. Corto mahkemede Reed’i suçsuz çıkarmaya çalışınca kaptanların kara listesine girmiş.

1913’te artık bir korsandır Corto Maltese. Güney Pasifikte Esrarengiz Keşiş için dolaşmaya başlar. 1 Kasım’da tayfaları ona karşı tekrar ayaklanır ve sürpriz bir şekilde Rasputin tarafından kurtarılır. Hugo Pratt’ın serisindeki Tuzlu Denize Balad bu şekilde başlar ve Corto da seride ilk kez belirir.

52

Hugo Pratt’ın çizdiği en gezgin karakter Corto Maltese serisini Türkçe’de önce 2004’te Ankara’daki Dost Yayınevi siyah – beyaz, ardından da NTV yayınları 2012 ‘de renkli baskısını çıkarmıştı. Pratt 1995’te İsviçre’de öldüğünde Umberto Eco, “Hugo Pratt gitti ama ardından bize Corto Maltese’i bıraktı” demiş. Corto karakterinin zamansızlaştığı onaylanmıştı sanki.

Pratt 1927’de Venedik’te farklı kültürlerden oluşan bir ailenin bebeği olarak dünyaya gelmiş. Babası o zamanlar, İtalyan kolonisi olan Etiyopya’da Mussolini askeri olarak çalışmış. İkinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Pratt da annesiyle beraber Etiyopya’ya babasının yanına yerleşmişler. 1941’de Babası İngiliz askerleri tarafından savaş tutsağı olarak ele geçirilmiş ve 1942’de bir hastalığa yakalanarak ölmüş.

Savaş bittiğinde Pratt bir karikatürist olarak Venedik’e geri döner. İlk karakteri Asso di Picche özellikle Arjantin’de büyük başarı yakalar ve Buenos Aires’li yayıncıların çağrısıyla orada çalışmaya başlar. Uzun bir süre Arjantin’de kaldıktan sonra Londra’ya geçer. Bir süre Londra’da kalıp ardından kısa süreliğine İtalya’ya geçer ve Corto Maltese serisini yaratım sürecine başlar. 1970’ten 1984’e kadar Fransa’da; ardından da İsviçre’de yaşayan Pratt doğup büyüdüğü Venedik  hariç hiçbir şehirde 15 yıldan fazla kalmaz. Corto’nun Avrupa’da ya da Dünya’nın herhangi bir yerinde karşılaştığı ana karakterler de Pratt’ın yaşadığı şehirlerden çıkar. Ve Corto Maltese, Pratt’in Fransa’da yaşadığı sırada serinin ana karakteri olarak öne çıkar.53

Bu yakışıklı korsanla önce NTV yayınlarının renkli serisiyle tanışmanızı tavsiye edebilirim. Çünkü sonra zaten Dost Yayınevinin dolu dolu siyah – beyaz serisine dalacaksınızdır. Renkli seride Corto’nun gittiği her yer yok.

Seri şöyle,

  1. İlk gençlik yılları
  2. Tuzlu Denize Balad
  3. Tristan Bantam’ın Sırrı
  4. Bahia’da Randevu
  5. Sabit Atış’la Samba
  6. Brezilya Kartalı
  7. … Bir kez daha o kibar korsanlar
  8. Bir Martı Yüzünden
  9. Kafalar ve Mantarlar

54

Renkli baskısında her kitap bir hikâyeyken, Dost kitapevinden siyah – beyaz seçkinin her kitabında eğer uzun değilse farklı hikâyeler mutlaka var. Bazıları renkli basımla aynı.

Yayınlananlar,

  1. Bir Tuz Denizi Şarkısı
  2. Oğlak Burcu Altında
  3. Corto, Git Gidebildiğin Kadar
  4. Kentler
  5. Etiyopyalılar
  6. Tango
  7. Semerkant’taki Altın Yaldızlı Ev
  8. Venedik Masalı
  9. Kayıp Kıta Mu

55

56

Karşımdaki kadın Corto Maltese’i bana tanıtan kişi. Bense sanki hiç bilmiyormuş gibi heyecanla ona Corto’yu anlatıyorum. O da aynı heyecanla, sanki dünyalar kurtaran başka bir kahramanı yeni öğreniyormuş gibi dinliyor. Masaya üç adam geliyor. Biri daha önce İtalya’da görmüş, diğerleri tanımadığını söylüyor. Bu sefer biz üçümüz, bilmeyenlere farklı farklı Corto’lar anlatıyoruz. Ben Çin’deki maceralarını anlatıyorum. Cansu, Brezilya’daki öpücüğü, Azem’se İrlanda’da Sinn Fein’le karşılaşmalarını.

Zor zamanlardı. Hiçbirimiz dünyada değildik. 2002’de Fransızlarla İtalyanlar güçlerini birleştirip Corto’nun çizgi filmini yapmışlar, izlemiştik.

Çizim çok hoş; ama jenerik müziği pembe dizi açılış müziklerine benziyor ve Corto’yu çok fena janti gösteriyor diye bozulduğumu söylüyorum.  Gülüyoruz.

Pek çok söyleşisinde Pratt, Corto’nun son romantik serüveni İspanya İç Savaşı sırasında kaybolduğunu söylemiş. Sonrasında haber alınamadığı için pek çok okur Pratt’ın arzusunun Corto Maltese’in İspanya İç Savaşında ölmesi olduğunu söylerken, bir kısım da daha ilk kitaplardan Tuzlu Denize Balad’da Corto’nun biricik aşkı Pandora’dan gelen mektubu hatırlatıyor.  1965’te yakın bir dostunun ölüm haberi üzerine bahçede yüzü denize dönük, tek başına durduğunu yazar Pandora bu mektupta.

57Biz de galeyana geldik Corto’nun emeklilik yıllarını konuştuk, kendi aramızda. Birimiz dağ sporlarına merak salacağını söyledi. Kim olduğunu söylemeyeceğim; bence bu kadar saçma bir şey olamaz çünkü. Kimliğini değiştirip saygı duyduğu mesleklerden birini yapıyor olabileceğini düşündük. Denizcilik? Balıkçılık olabilir aslında. Kesinlikle aktivist olacağını söylemek istedim; ama sustum. Biraz cesaretlenip bir kızı olduğunu ve bir gezgin olduğunu söyledim.

Aramızda hayal kırıklığına uğrayalım diye bekleyen hain, Hugo Pratt’ın son noktayı çok önceden koyduğunu söyledi. 1980’de kendi adında yayınlanacak bir kitapta şöyle demiş, Her şeyin elektronik olduğu her şeyin ince ince hesaplandığı ve sanayicileştiği bir dünyada Corto Maltese gibi birinin yeri yoktur.”

Evet, Corto kayıp olsa da vazgeçmek istemediğimden benim buna bir cevabım var aslında, “Küstahlığı internet korsanlarına benzemiyor mu?”

58-bahar-topcu

 

Bahar Topçu

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page