Ursula K. Le Guin 87 yaşında – Doğukan Sarıkaya

Eğer insanların duyduğu hikâyeleri değiştirebilirsek dünyayı da değiştirebiliriz” diyor, Judith. Haklılığına inanıyorum, çünkü bugüne dek dünyamı değiştirme motivasyonumu başka hikâyelerin varlığında buldum hep. İşte bu başka hikâyelerden önemli bir kısmının yazarı Ursula K. Le Guin geçtiğimiz gün 87 yaşına bastı.

Win Goodbody | www.wingoodbody.photography

Foto: Win Goodbody | www.wingoodbody.photography

Yarım asır boyunca romanları, hikâyeleri, çevirileri, şiir ve tiyatro alanındaki eserleriyle dünyanın duyduğu hikâye biçimini değiştirdi, değiştirmeye de devam ediyor.

Değişim için kullandığı ve bizlere sunduğu araç ise hayalgücü. Belli ki derdi alışageldiğimiz bu yaşam biçimini, enine boyuna sorgulamak. Le Guin, ışıklı kentlerden yüzünü ormana, kadına, ejderhalara ve karanlığa çeviriyor. Amacının “kimsenin duygularını incitmeden ve mümkün olduğunca çok şeyi alt üst etmek” olduğunu itiraf ediyor.

Bana göre önemli olan, belirli bir iyileşme umudu sunmak değil, hayal ürünü ama ikna edici bir alternatif gerçeklik sunarak kendi aklımı, böylelikle de okuyucunun aklını, şu anki yaşayış şeklimizin insanların yaşayabileceği tek yol olduğuna dair tembel ve ürkek düşünme alışkanlığından kurtarmaktır. Adaletsiz düzenin sorgusuz sualsiz devam etmesine izin veren bu atalettir çünkü.

Böylece yüzyıllardır insanın meselesini; mülkiyeti, iktidarı, cinselliği, köleliği, sömürüyü, büyümeyi, yolculuğu ve ölümü bambaşka gezegenlerde, bambaşka insanların hikâyelerinde “sonsuz çeşitlilikte dönüp dolaşıp, her zaman nasıl da az çok aynı yere geldiğimizin hatırlatıcısıolarak yeniden bize anlatıyor.

Ve anlatırken erkek egemen hikâye anlatıcılığına başvurmuyor. Bunun yerine, kadim ama unutulmuş olan bir biçimle geliyor:

Foto: Photo courtesy Euan Monaghan/Structo

Foto: Photo courtesy Euan Monaghan/Structo

Bütün o sopalar, mızraklar, kılıçlar, o beyin göçerten, saplanan, vurulan şeyler, o uzun ve sert şeyler hakkında işitmediğimiz şey kalmadı; ama içine bir şeyler konan şeyi, mazrufun zarfını şimdiye kadar hiç dinlemedik. Bu yeni bir hikâye. Yeni bir haber.

İnsanoğlunun ilk buluşunun, 2001: Bir Uzay Macerası’ndaki gibi, başkasının kafasını patlatan kemik değil; toplayıcılık yapan insanın elindekileri dolduracağı bir kap olması gerektiğini savunuyor:  “Bir yaprak, boş bir kabak, bir deniz kabuğu, çanta çuval torba şişe çanak kutu kap. Tutacak bir şey. Doldurulacak bir şey.

Böylece hikâyeleri de hedefine odaklanan bir mızrak olmak yerine, anlatıya ev sahipliği yapan bir kap halini alıyor.

Sırf bu biçimsel farklılık yüzünden belki de, Ursula okuyanlar ya onu çok seviyor, ya da bir türlü bu yeni biçime ısınamıyorlar. Bana sorarsanız, bu biçime kesinlikle bir şans verin derim.

Foto: Huffingtonpost

Foto: Huffingtonpost

Kitaplarını okurken Ursula’nın uzun bir kış gecesinde, sanki ateşin başında, yanı başımızda oturduğunu hayal edebiliyorum. Sözcüklerini özenle seçiyor, tane tane konuşuyor. Bu yaşlı nine, tüm bilgeliğiyle, giderek yok olan bu dünyada ihtiyacımız olan hikâyeleri bizlere anlatıyor. Hatta sadece hikâyeyi anlatmakla da kalmıyor. Mülksüzler’de bu değişim için gerekli anahtarın gizlendiği yeri de gözler önüne seriyor:

Vermediğiniz şeyi alamazsanız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrimi satın alamazsınız. Devrim yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak…

Ursula severler için de bir kaç not:

Ursula’yı konu alan bir belgesel hazırlanıyor, başarılı bir Kickstarter projesi sonrasında, 2017 ortasında gösterime gireceği duyuruldu: Ursula K. Le Guin’in Dünyaları. Detaylar için: http://worldsofukl.com/

Kendisi aktif olarak blog tutuyor, ancak bir süredir yaşadığı kalp rahatsızlığı sebebiyle yazamıyormuş. Eski blog yazılarına şu bağlantıdan bakabilirsiniz.

Hasta yatağında onu neşelendirmek isterseniz, okur mektupları için açık adresini de paylaşıyor.

29-dogukan-sarikaya

 

Doğukan Sarıkaya

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page