Alaeddin Yavaşça, Kilis, Gülün Minesi ve piyango çocuklar… – Murat Akdağ

Eskiden, “Kilis” deyince aklıma Alaeddin Yavaşça gelirdi! Peki ya şimdi?

Alaeddin Yavaşça, Kilis’in yetiştirdiği müstesna kişiliklerden biridir.

Kadın Doğum uzmanıdır. 1539 yılından günümüze kadar gelen, Hürrem Sultan’ın inşa ettirdiği kıymetli kurum “Haseki Hastahanesi”nin emekli baş hekimidir. Binlerce bebeğin ilk nefesini aldığı ve na-detone olarak çıkardığı ilk sesi duymuştur.

64

Hekimliğin yanı sıra, Türk musikisine kattığı 140 civarında bestesi vardır. Daha 8 yaşında, keman dersleri ile Kilis’te adım atmıştır musikiye. Daha sonra, İstanbul’da, Münir Nurettin Selçuk, Sadettin Kaynak, Hüseyin Sadettin Arel, Refik Fersan, Mesut Cemil gibi üstatlardan feyz almış, İstanbul Belediye Konservatuvarı ,İleri Türk Müziği Konservatuvarı, İstanbul Üniversitesi Korosu gibi kuruluşlarda icra kabiliyetini ve musiki bilgisini geliştirmiş, 1950 yılında açılan imtihanı kazanarak İstanbul Radyosu‘nda solist icracı olmuş ve bir süre sonra da koro şefliği yapmıştır.

Kendine has ses kullanım tekniği ile, “doğu gırtlağı” ve “batı şan tekniği”ni birleştirebilmiş nadide bir musikişinastır. Yurt içinde ve yurt dışında özel davetler ile, özel gecelerde, özel konserler vermiş, Türk Musikisinin dünya çapında müzik çevreleri ile temas kurmasını sağlamıştır.

65

1976 yılındaki kuruluş çalışmalarında da bulunduğu İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarında “sanatta yeterlilik” derecesi ile 1990 yılında profesörlüğe atanmış ve Ses Eğitimi Bölüm Başkanlığı’nı yapmıştır. Şu an sesine, yorumuna hayran olduğumuz, eserlerini dinlediğimiz yüzlerce musiki insanının gelişimine emek vermiş ve asla kendi derslerinde, kendi eserlerinin icra edilmesine, ders konusu ya da ders öznesi yapılmasını istememiştir. Bunu edeben uygunsuz bulmuştur.

Yorumladığı pek çok eser, Alaeddin Yavaşça ismi ile ölümsüzleşmiştir. Ben o harkulade yorumladığı, Sadettin Kaynak’ın “Enginde Yavaş Yavaş” adlı eserini, kim bilir kaç kez, zevk ile dinlemişimdir. Hatta, Sezen Aksu, “Yarası Saklım” adlı şarkısında, hocası Alaeddin Yavaşça’nın yorumladığı bu esere “gülün minesi soldu” diye gönderme bile yapmıştır.

Geçtiğimiz Mart ayının birinci gününde “Allah uzun ömür versin” Alaeddin Yavaşça 90. yaşını kutladı.

Kültür Sanat dünyamızın bu güzide insanın doğduğu, musiki ile ilk temasını gerçekleştirdiği, ilk gençlik yıllarını geçirdiği, Şam-ı Şerif’in güzel Kilis’i 2 gün evvel tekrar füzelerle saldırıya uğradı. Üstelik bu, Kilis’in uğradığı ilk saldırı da değil. Aylardır, yıllardır Kilis taarruz altında. Roketler, bombalar altındaki Kilis’te Halep’li Şam’lı, Bayır Bucaklı çocuklar ile Kilis’li çocuklar korku oyunları oynuyorlar. Savaş anıları biriktiriyorlar. Her an canlarını alma ihtimali olan kurşunları yağmasını, bombaların patlamasını bekliyorlar.

63

Bugün Kilis, Alaeddin Yavaşça’nın 8 yaşında musiki le tanıştığı Kilis değil, 8 yaşında çocukların bombaların hedefi olmamak için “tesadüf” kolladıkları Kilis’tir. Kilis’te her çocuğun hayatı, tesadüfen, çekilişsiz kazanılan piyangodur.

Benim aklıma Kilis deyince Alaeddin Yavaşça gelirdi, Alaeddin Yavaşça deyince Kilis. Şimdi ise Kilis deyice aklıma sade “piyango çocuklar” geliyor.

Dilerim, Kilis, bundan sonra, dimağlarda Alaeddin Yavaşça ismi ile taşınır. O harikulade yorumladığı Sadettin Kaynak eserinde olduğu gibi savaş, kan ve göz yaşı “enginde yavaş yavaş” yok olup gider. Zira, yalnız Kilis’te değil memlekettin her yerinde “gülün minesi soldu”. “soldu”!

66-murat-akdag

 

 

Murat Akdağ