Hafta SonuManşet

‘Tarık Akan o kadar uzun boylu değil!’ – Murat Akdağ

İzleyenler hatırlayacaklardır… Yılmaz Erdoğan’ın kült filmi Vizontele 1’de bir hamam sahnesi vardır. Komedyen Cem Yılmaz, Bertolt Brecht’e “Aferin” dedirtecek bir performansla oynar o sahnede İhaleci Fikri tipini. Yabancılaşmalara gark olursunuz izlerken.

Sahnenin bir yerinde, bulundukları köyden kente gitme imkanı bulamamış arkadaşlarına, Tarık Akan’dan bahseder Fikri. “Mesela Tarık Akan o kadar uzun boylu değil” der. Sonra da, yattığı hamam taşından belirsiz bir seviye gösterir ve ekler “Benim burama geliyor”.

Harika bir sahnedir. Cem Yılmaz ile beraber Serhat Özcan ve Deniz Erdoğan da oynar ve heyhat! Cem Yılmaz da İhaleci Fikri de haklıdır. “Tarık Akan o kadar uzun boylu değildir” ölüm karşısında. Üstelik, başucuna gelen Azrail, Tunç Başaran’ın, 1991 yapımı, çağdaş bir Deli Dumrul uyarlaması olan “Uzun İnce Bir Yol” filmindeki, bir başka Brecht’lik icracı, Taner Barlas da değildir. Muhtemelen Taner Barlas haberi alınca yıkılmıştır. Haberi aldıktan sonra, karşılıklı Azrail ve Müşfik olarak oynadıkları sahneleri düşünmüş müdür acaba? Bu sefer gerçekten Azrail olup, filmin sonunda Tarık Akan’ın canını bağışladığı gibi gerçek hayatta da bağışlamak istemiş midir? Bunun mümkün olmayacağını bilerek, bir kez daha yıkılmış mıdır? Bana kalırsa, bu duyguların hepsini misli ile yaşamıştır.

Tarık Akan ve Taner Barlas, "Uzun İnce Bir Yol" filminde

Tarık Akan ve Taner Barlas

Zaten Aktöre en çok aktör ağlar herhalde. Tarık Akan’ı pek çok filmden hatırlamak mümkün ama ben Tuncel Kurtiz’in “Hakka yürüdüğü” gün Tuncel Kurtiz’in oturduğu evin bahçesinde kendisine uzatılan mikrofonlara konuşamayıp ağlayışından hatırlarım.

Şimdi başka aktörler Tarık Akan’ın ardından ağlıyorlar ya da ağlatıyor…

71

Televizyonda, bir haber bülteninde, Tarık Akan’ın ölüm haberini veren sunucuyu dinliyorum. Her zaman bir “vefaii abide” olarak gördüğüm, Müjdat Gezen‘i bağladılar canlı yayına. Müjdat hoca “Ben çok sevdim Tarık’ı. Aktörlüğü zaten dünya çapındadır. Konuşmaya gerek yok ama insanlığı da çok güzeldi” diyor. Müjdat Hoca’nın telefondaki sesi ağlamaklı… Müjdat hoca konuşunca gülmeye refleksli olan gözler, konuya maksuben doluyor. Devam ediyor Müjdat Hoca “Benim bugün not defterimde “Tarık’a git” yazıyor ama tabi bir anlamı olmuyor artık” diyor. Dolan gözler boşalıyor bu paylaşımın ardından. Kendi kendime “Bir aktörün bir aktörü ne güzel sevmesidir bu” diyorum.

74

Sonra sosyal medyaya göz atıyorum, değişen profil resimleri tüm arkadaşlarım yakışıklı jönler oluyor… İlk gençlikte Tarık Akan’a duyulan aşklar… Özel hayranlıklar… Tanışıklıklardan üreyen tanıklıklar… Tarık Akan’ın değişik film karelerinden boy boy fotoğrafları ve biri “Aç kapıyı Veysel efendi, Tarık Akan Gidiyor” diye bir durum güncellemesi paylaşıyor. Gözümün önüne Adile Sultan Kasrının kapısından, Tarık Akan’ın naşının, tüm Hababam Sınıfı öğrencilerinin omuzlarında taşınışı geliyor. Cematin başında Rıfat Ilgaz ve Münir Özkul var. Hüzünleniyorum.

Tam “Halk layığı ile uğurluyor sanatçısını” derken bir “ölüye linç” kampanyası başlıyor. Tarık Akan’ın ne vatan hainliği kalıyor, ne Türk düşmanlığı, ne Kürt düşmanlığı ne İslam düşmanlığı. Biri “kartpostal çocuğu” diyor, biri “melun” diyor, bir “faşist”, biri “ulusalcı”. Hakaretin, gıybetin bini bi para. Kahroluyorum. Bu toplum herhalde hiçbir sanatçısını bu kadar çoklu cenahtan lanetleyerek uğurlamamıştır ama Vizontele’deki İhaleci Fikri’nin dediği gibi “Tarık Akan o kadar uzun boylu değil” O kadar hakarete de, o kadar haksızlığa, o kadar nefrete, o kadar cehalete, o kadar saldırganlığa da layık değil.

75

Ölçseniz de biçseniz, çekseniz uzatsanız, esnetseniz de değişmez efendiler “Tarık Akan o kadar uzun boylu değil”, üstelik bu çürümüşlük -elimle bir seviye gösteriyorum- “benim burama geliyor”…

76-murat-akdag

 

 

Murat Akdağ

Kategori: Hafta Sonu