[Kuşlar, Orman ve Ben] Burdur Gölü’nde 15bin Dikkuyruk!

Türkiye’de Doğa ve İnsan Konularının Yakın Tarihi’nde Tanıklıklar

Güneşin Aydemir

9

Burdur Gölü’nde 15bin Dikkuyruk!

Ne yapsak da Türkiye Doğası’nın korunmasında kilit taşı rolü olan bu insanlara da değinsek? Bu yazı dizisinin bir yerinde tek tek röportajlar mı yapsam acaba?

Ama bu çok da üzerinde düşünülecek bir şey değil zaten. Olursa olur…

Ankara Kuş Gözlem Topluluğu o yıllarda Ankara’da Çarşamba akşamları Türkiye Tabiatını Koruma Derneği’nin (TTKD) ofisinde bir araya gelir toplantılar yapardı. Bu şekilde bu dernek ile tanışmış oldum. Daha sonra kuşlardan daha çok vaktimi alacak bir uğraşın içine girdiğimden habersiz derneğe gidip gelmeye başladım.

TTKD ofisş: Ankara'daki Türkiye Tabiatını Koruma Derneği'nde gönüllülük. 1992-1993. Ali Turan ve Prof. Dr Sedat Yerli ile birlikte.

TTKD ofis: Ankara’daki Türkiye Tabiatını Koruma Derneği’nde gönüllülük. 1992-1993. Ali Turan ve Prof. Dr Sedat Yerli ile birlikte.

Bu süre içinde bir yandan sivil toplum çalışmalarına giriş şansı elde ettim. Başka kuruluşlarla ve benzer uğraşlar içinde olan başka insanlarla tanıştım. Toplantılara katıldım, radyo programlarına çıktım. Genç bir insan için çok heyecan verici bir süreç başlamıştı. İnsan gününü ilgi duyduğu konularla geçirince her şey çok hafif geliyor doğrusu.

Bir yandan dernekte gönüllü olarak çalışmaya başlamıştım. Bende bir cevher keşfetmiş olacak ki adını hep en derin sevgimle andığım merhum Coşkan Daş beni ufak bir harçlıkla işe aldı bir anda. Bir insanın “zaten” yapıyor olduğu işin bir ödülü gibi gelmişti bu hamle. Öte yandan okulun son senesine gelmiştim, kuşçularla her hafta mutlaka bir yerlere gidiyordum, okulda da bir ornitoloji kulübü kurulmuştu ve Beytepe kampüsünün kuşlarının envanterini çıkarmak için arazi çalışmaları yapıyorduk.

Beytepe Kampüsü'nde kuş gözlem çalışmaları - 1992-1993

Beytepe Kampüsü’nde kuş gözlem çalışmaları – 1992-1993

Okuldan mezun olana kadar hali hazırda çalıştığım malum projenin işlerinin yanına bir de ornitoloji klübü, kuşçularla gittiğim seyahatler ve bir de dernek eklenmişti.

Bir yandan okul bittiğinde bir akademisyen olmayı da planlamıyor değildim. Ne ki, okuldan sonra hevesle başladığım yüksek lisans programını da bırakacaktım zaten bir sonraki aşamada. YÖK’ün yükseklisans bursunu kazanıp ABD’ye gitmeme nedenim de bulunduğum yerde bana çok keyif veren olağanüstü uğraşlar içinde olmamdı büyük oranda.

Tam bu sıralarda Ankara Kuş Gözlem Topluluğu (AKGT) toplantılarından birinde Doğal Hayatı Koruma Derneği (DHKD)’nin Burdur Gölü’nde Dikkuyuruk’lar üzerine yapılacak uluslararası bir araştırmaya katılmak üzere kuş gözlemcileri aradığı konuşuldu. DHKD’den Murat Yarar (Önemli Kuş Alanları Projesinin koordinatörüydü o vakitler), Sühendan (Karauz)’ı aramış ve kuşçuların dönüşümlü olarak bu çalışmaya katılmaları için destek istemişti.

Türkiye Doğasının tarihinin bugün kayıt altında olan kısmını büyük oranda Avrupa’lı doğa bilimciler ve kuş gözlemcilerinin çalışmaları oluşturur. Tarih boyunca gezginler tarafından gelinmiş, kayıtlar tutulmuş. Ecnebilerin kurduğu okullarda (St. Joseph, Robert Kolej gibi) böcek, doldurulmuş hayvan müzeierinin kurulması 18. Yüzyılın başlarına denk geliyor. Haymatlos bilim insanları tarafından kurulan üniversite kürsüleri var örneğin. Hans Kumerloewe, Kurt Kosvig gibi isimler sayesinde Türk biyologları arazilerde, akademik çalışmalarda usta-çırak dönemi geçirmişlerdir. Ders alma şansı bulduğum için gurur duyduğum Prof. Ali Demirsoy ve Prof. Mustafa Kuru gibi değerli bilim insanlarının yetişmelerine katkıları büyüktür. Türkiye’nin bitki örtüsü üzerine yazılmış ve hala geçerliliğini koruyan en kapsamlı kitap da İngiliz P.H. Davis tarafından yapılan çalışmaları içerir. Yakın bir zamana kadar Türkçe’si yoktu bu dev eserin.

Burdur Gölü’nde 15bin Dikkuyruk

Burdur Gölü, Türkiye’nin adını uluslararası kuş camiasında duyurmuştu. Sebebi de Dikkuyruk isimli nesli tehlike altındaki ördek türünün kış aylarını bu nadide gölde büyük populasyonlar halinde geçirmesiydi. Bu hayvancağızın yayılım bölgesi İngiltere’den Pakistan’a, Kazakistan’a kadar uzanan Batı Palearktik Bölgesi olarak anılan bölgenin tümüydü. Hayvancık bu bölgelerdeki sazlıklarda ürüyor fakat gel gör ki kış aylarında toplu şekilde “özel” nitelikli göllerde bulunmayı tercih ediyordu. Bu özel niteliğin ne olduğu çok bilinmesede suyu acı olan, sodalı ve derin göller olduğu düşünülüyordu. Avrupalı kuşçular bir kuş sayımı sırasında Burdur’da 15 bin’e yakın Dikkuyruk ördeğini yan yana görünce gözleri dışarıya uğramış, ne yapacaklarını şaşırmışlardı.

Dikkuyruk

Dikkuyruk

Şaka bir yana bu sayının yanlışlıkla mı sayıldığı hiçbir zaman bilinmedi, zira o sayıya bir daha hiç ulaşılamadı ama hala yanlış bilmiyorsam rekor bir sayı olarak durur hala kuş sayımları arasında. Lafı fazla uzatmayayım, böylelikle Avrupa’daki kuş türlerinin korunmasına and içmiş olan kuş lobisi (!) Burdur Gölü’nü mercek altına aldı ve burada uzun süreli bir izleme çalışması yapılmasına karar verdi. Bu çalışmanın o zamanlar uluslararası kuş koruma örgütü olan ve daha sonra BirdLife International olarak adı değişecek olan kurumun Türkiye’deki temsilcisi DHKD (Doğal Hayatı Koruma Derneği) tarafından yürütülmesini istiyorlardı. Öte taraftan Burdur’da gölün çok yakınına kurulacak bir havaalanı projesi, göl suyunun sulamada kullanılması için yapılan projeler de gündemdeydi. Özetle Burdur, DHKD’nin önem verdiği, sürekli gözlediği ve projeler yürüttüğü bir yer oldu. Bu süreçte Burdur’a düzenli olarak gidip gelen, göldeki kuşları sayan bir ekip oluştu. Dönemin Belediye Başkanı merhum Armağan İlci’nin, Belediye çalışanları Gülçin İlci ve Ufuk Gökduman’ın isimlerini burada anmazsam olmaz. Onların konuya ilgisi, doğru yerden bakışları ve desteği olmasa Burdur Gölü diye bir sayfamız asla olmazdı.

Sürecin başında İngiltere’den üç bilim insanı Burdur Gölü’nde su kalitesi ve su mikrobiyolojisi, Dikkuyruk Popülasyonları ve Dikkuyruk kuşunun davranışı üzerine çalışmak üzere uzun süreli olarak Burdur’a geliyordu. DHKD’nin AKGT’den istediği “kurumsal” destek de bu kapsamdaydı. Dönüşümlü olarak Ankaralı kuşçular iki-üç kişilik gruplar halinde 3-5 gün olarak bu çalışmanın bir yerine katılacaklardı. Bu bir yandan araştırmacıların çalışmalarına lojistik destek olacaktı, öte yandan da kuşçuların kapasitesinin artması için önemli bir fırsattı. Elbette kabul ettik.

85

Burdur’a gitmek isteyen kuşçuların DHKD ofisinden Murat Yarar’ı araması ve organizasyonu yapması istendi.

Elimdeki telefonu iki ders arasında Beytepe’nin ankesörlü telefonlarından birinden çevirdim. Kulaklığımı çıkardım, walkmenimde Nirvana- come as you are çalıyordu.

Yıl 1993, Ocak ayı.

Devam edecek…

82-gunesin-aydemir

 

Güneşin Aydemir

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page