Sofralara ulaş(a)mayan gıda

Darbe gündemini biraz olsun dağıtmak için başka konulara da değinmek gerekiyor. İçine düştüğümüz bu darbe ortamından hem kolay kolay çıkamayacağız gibi görünüyor hem de hayat ne olursa olsun devam ediyor. Tabii gezegeni tahrip eden insan faaliyetleri de.

havuç

Konumuz yiyecek israfı, hem de Dünya Gıda Programı’nın (WFP) dünya genelinde 795 milyon insanın sağlıklı bir yaşam için gereken besine erişemediği, gelişmekte olan ülkelerin nüfuslarının %12.9’unun yetersiz beslendiğini söylediği bir ortamda yiyecek israfı [1]. The Guardian’dan Suzanne Goldenberg’in 13.07.2016 tarihli haberine göre ABD’de her  yıl yaklaşık 160 milyar Amerika Doları değerinde 60 milyon ton gıda çöp oluyor. Goldenberg’in bu konuda değerlendirmesi ise besinlerdeki mükemmellik arayışı [2]. Yani çürük çarık elma, poposu lekeli domates tarladan süpermarkete yapacağı kilometrelerce yolculuğa daha başlamadan çöpe gidiyor. En azından bir kısmının hayvanlara yem olduğunu söyleyerek biraz içimizi rahatlatabiliriz belki.

The Atlantic’ten Adam Chandler ise 15.07.2016 tarihli yazısında bu 60 milyon tonun ABD’de üretilen yiyeceğin zaten yarısına denk geldiğini aktarıyor [3]. ABD Doğa Koruma Ajansı’nın (EPA) ortaya koyduğu üzere yenilebilir ancak kozmetik sebeplerle terk edilen, atılan yiyecekler çöplüklerdeki en büyük atık kalemi durumunda.

Peki, nedir bunun kaynağı diye sormak anlamlı. Bunun ana sebebinin devletlerin tarım sübvansiyonlarıyla yiyecek fiyatlarını çok aşağıda tutması olduğunu iddia etmek sanırım yanlış olmaz. Kast ettiğim tabii ki çiftçinin hak ettiği kazancı sağlanmasının yanlış olduğu değil. Ancak aşırı teşvik aşırı düşük fiyatları beraberinde getiriyor. Mısır (ki zaten ABD’de yaşayan artık her canlının temel besini durumunda artık), buğday, süt ve soya fasulyesine doğrudan teşvik bulunmakta. Chandler’ın haberinin devamında başka rakamlarda mevcut. Bu israf 4 kişilik ortalama bir Amerikan ailesi için yıllık 1600 Amerikan Doları değerinde. Fiyatların da zaten düşük olduğunu söylemiştim değil mi. Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Organizasyonu ise dünyada üretilen gıdanın 3’te birinin yani 3 trilyon Amerikan Doları değerinde gıdanın çöp olduğunu söylüyor.

Peki Türkiye israfta nerede duruyor. Türkiye İsraf Önleme Vakfı’nın 2008’te yayımladığı bir raporda Toprak Mahsülleri Ofisi Genel Müdürlüğünün 2008 yılında yaptığı bir araştırma yer alıyor. Araştırmaya göre Türkiye her gün ürettiği 123 milyon ekmeten %5’ini israf ediyor. Bu da yılda sadece ekmek için 600 milyon TL demek. Bu verinin 2008 tarihli olduğunu da umutmadan, ekmek üretim miktarının değişmediğini var sayarsak gider şimdi 2,5 milyar TL’ye karşılık geliyor. Ya da Apelasyon isimli sitenin iddia ettiği doğru ise “Yaz aylarında tatillere gittiğimiz bu dönemde; örneğin Alanya’da, her şey dâhil sisteminde hizmet veren otellerde yılda ortalama 60 bin ton yemek çöpe gidiyor. Diğer bir veriye göre, İstanbul’da her gün 4 bin ton yemek çöpe gidiyor” [4].

Maliyetleri vurgulamamadaki esas amaç, zaten silah sanayine geçen yıl küresel servetin %2.3’ünü yatırmış insanlığın kalan parayı da karnını doyurmak yerine çarçur ettiğine dikkat çekmek [5].

Gıda israfının sebeplerinden bir diğeri de 1940’lardan itibaren dünyada yaygınlaşan buzdolabı kullanımı ve binlerce kilometre uzaklardan gelen donmuş ya da paketlenmiş gıdalar. Sonuçta kışın ortasında karpuz alabilmek algıda gıda konusunda ciddi bir kırılma yaratıyor. İşin ne tarafından bakarsak bakalım insan refahının tarihte hiç olmadığı kadar iyi bir zamanında yaşıyor ve süratle israfa dönüyoruz.

Amerikan Tarım Bakanlığı’nın ise bu konuda aldığı ilginç önlemler de mevcut, ancak ülke gıda israfı gibi “kişisel bir hürriyeti” engelleme eğiliminde olmadığı için bunu kamu kampanyasıyla ülke genelinde yaygınlaştırma hedefini kendisine koymuş durumda. Kişisel çabaların da 2030 yılına geldiğimizde kişi başına düşen israfın yarılanmasına sebep olacağını umuyor [6]. Umarım başarılı olurlar demekten kendimi alamıyorum doğrusu.

İngiltere’de ise Ugly Food Movement (Çirkin Gıda Hareketi) bazı marketleri hareketlendirmeyi başarmış durumda. Bunlardan birisi de Tesco. Bu hareket neden önemli derseniz, normalde bir market eğer kötü niyetliyse çöpe attığı yiyeceği hala onların malı sayıldığı için market alanında uzaklaşmadan almaya çalışırsanız size hırsız muamelesi yapabiliyor. Tesco’nun planı FoodCloud denilen yazılım aracılığıyla çöpe gitmeye hazırlanan yiyeceğin yerel hayır kurumlarına ulaştırılması için bir ara yüz kurmak. Şirketi buna itense (resmi olanı söylüyorum, belki başka bir sebep vardır) çöpe attıkları 55,000 ton yiyeceğin aslında 30,000 tonunun yenilebilir durumda olduğunu fark etmeleri. Yine şirketin iddiası, bu yöntemle sadece Birleşik Krallık içerisinde 100,000 ton yiyeceğin çöpe değil midelere ulaşmasını sağlayabilecek olmaları [7].

Daha fazla sıkmadan konuyu İrlanda’da yayımlanmış olan bir kamu spotuyla tamamlayalım.

 

Unutmadan Türkiye’de de Bombalara Karşı Sofralar var. İyi bir Yeşil Gazete okuyucusu zaten bu ve bu linke ihtiyaç duymaz ama yine de paylaşayım.

[1] https://www.wfp.org/hunger/stats

[2] https://www.theguardian.com/environment/2016/jul/13/us-food-waste-ugly-fruit-vegetables-perfect

[3] http://www.theatlantic.com/business/archive/2016/07/american-food-waste/491513/

[4] http://www.apelasyon.com/Yazi/140-gida-israfi

[5] http://data.worldbank.org/indicator/MS.MIL.XPND.GD.ZS?end=2015&start=1988

[6] http://www.usda.gov/wps/portal/usda/usdahome?contentid=2015/09/0257.xml

[7] http://qz.com/420877/tesco-the-uks-biggest-supermarket-chain-says-its-giving-away-its-unsold-food-to-the-hungry/

59

 

Ali Serdar Gültekin

 

 

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page