Glifosat AB’de yoluna devam ediyor

Avrupa Birliği Komisyonu, 29 Haziran günü glifosat (ot öldürücü ilaç) kullanım lisansını tek taraflı bir kararla 2017 sonuna kadar uzattı. Bitki, Hayvan, Gıda ve Yem için Daimi Avrupa Birliği Komitesi’nde daha önce yapılan toplantılarda nitelikli çoğunluk lisansın uzatılmasına evet oyu vermemişti.


“Yasal zorunluluk” nedeniyle lisansı uzattığını açıklayan Komisyon, ayrıca glifosatın kullanımıyla ilgili bazı kısıtlamaların uygulanmasını önerdi.

Slow Food “en azından net kısıtlamalar belirlenmeli ve riskler en aza indirilmeli” şeklinde açıklama yaparken Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu ise ‘glifosat ve diğer zehirli herbisit ve pestisitlerin tarımdan aşamalı olarak çekilmesi sürecinin hemen başlaması gerektiğini’ duyurdu.

Ünlü glifosat üreticisi Monsanto şirketi ise glifosatın güvenli olduğunu iddia ederek Komisyon’un lisansı 18 ay için uzatması kararı konusunda hayal kırıklığına uğradığını açıkladı.

Glifosatın zararları üzerine tartışmalar sürüyor

Glifosatın tehlikeli olup olmadığıysa tartışma konusu. Sağlık ve tarım konusunda otorite kabul edilen kurumların birbirlerinden farklı bulgulara ulaşması tartışmaların temelinde yatıyor. Örneğin, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), 2015 yılının Mart ayında glifosatı ‘büyük olasılıkla insanlar üzerinde kanserojen etkisi var’ olarak raporlarken bu yılın mayıs ayında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) uzmanlarının katkısıyla hazırlanan raporda glifosatın kanserojen risk taşıması ‘olası değil’.

Akdeniz Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Bülent Şık ise Bianet’te yazdığı makalede, glifosatın piyasada henüz çok yaygın olmadığı 1970li yıllarda Atrazin isimli kimyasalın kullanıldığını, bu kimyasalın yeraltı sularında uzun süre toksik etkisini yitirmeyen kalıntı bıraktığına, içme sularına karıştığına, sulak alanlarda yaşayan canlılara zarar verdiğine ilişkin bulgulara ulaşıldıkça glifosatın piyasadaki yerini sağlamlaştırdığından bahsediyor ve ekliyor: “Temel mesele hangi kimyasal maddenin daha güvenilir olduğu değil. Temel mesele, Dünya Sağlık Örgütü de dâhil bu konuda karar verici, norm oluşturucu kurumların verdikleri kararlarda bilimsel bilgi oluşturma sürecinin ayrılmaz bir parçası olan “belirsizliğin” piyasa sürecinin “sağlıklı” işlemesi lehine kullanılması; şüphelerin dikkate alınmaması, ihtiyat ilkesinin terk edilmesi.”

(Yeşil Gazete, GMWacth)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page