DünyaManşet

Yazarlar mektuplarını bu sefer bizzat İngiltere’ye yazdı

Avrupa’nın 10 farklı ülkesinden gelen yazarlar mektuplarını bu sefer bizzat İngiltere’ye yazdı.

Sevgili İngiltere, …

23 Haziran’da gerçekleşecek AB referandumutla İngiltere, birlikte kalma ya da çıkma kararını verecek. Referandum öncesinde The Guardian gazetesi Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen yazarlardan konuyla ilgili duygu ve düşüncelerini anlatan birer yazı yazmalarını istedi. Yazarlar arasında filozof Slovaj Zizek ve Yunanistan’ın ekonomi eski bakanı Yanis Varoufakis de var.

Yazarların AB kuruluş değerlerinin kimliğimiz, gündelik hayatımızla bağlantılarını ustalıkla anlattıkları mektupları aşağıda sizin için harmanladık. Anadilleri farklı yazarların İngilizce yazdıkları mektupların tam metnine şu linkten ulaşabilirsiniz

https://www.theguardian.com/books/2016/jun/04/dear-britain-letters-from-europe-referendum?CMP=share_btn_tw 

***

 

“Komşuluk muhabbeti biterse, her şey biter.”

Mektuplarında yazarlar öncelikle nüfusunun üçte birinden fazlasının öldüğü İkinci Dünya Savaşından sonra Avrupa Birliği projesiyle sağlanan çatışmasızlık ve barış ortamını hatırlatıyor.

İsimsiz Sokak, Aşkın 12 dakikası gibi kitapların yazarı Kapka Kassabova, böyle bir Avrupa’nın teknik olarak bittiği, yolculuğunuza bağlı olaraksa kimine göre de başladığı yerden, Bulgaristan’dan geldiğini yazmış. Kassabova mektubunda içinde bulunduğumuz tarihsel dönemin gelgitlerinin tesellisini bulduğumuz “komşuculuğun” kıymetini hatırlatıyor. “Avrupa homojen bir kültür değil,” diyor Kassabova, “rengeyiğine bindiğin, üzüm yetiştirdiğin ve muhabbetiyle beraber Türk lokumu yediğin bir yerde, burada kalmaya devam etmek istiyorum.”

 

“Göçleri dikenli tellerle kontrol edemezsiniz.”

Yazarlar referandum kararının çıkmak ya da kalmak gibi basit bir karar olmadığını belirterek İngiltere’nin Avrupalı kimliğine de değinmişler. Times Dergisine güne günümüzün en etkili 100 ismi arasında yer alan, asıl adının bilinmediği yazar Elena Farrante’ye göre mesele Avrupa Birliği’ne sempati besleyip beslememek değil. Kendisinin de bugünün AB’sine yakın hissetmediğini söyleyen Farrante, “En kötü niyetli politikaların kök salmaya başladığı şu günlerde birlikte olmak sadece bir seçim değil; aynı zamanda hepimiz için bir gerekli bir sorumluluk” diyor.

Yine Farrante’nin, “Göçleri dikenli tellerle kontrol edemezsiniz” sözünü başka bir yazar, Javier Maries kendi hikâyesini anlatmaya başlayarak doğruluyor sanki. Franco rejimine doğan Maries, böyle bir ortamda bir de iç savaşı kaybetmiş taraftan bir aileden geliyorsanız, sürgün olmak sizin her zaman bir olasılık. Yazar bu olasılığı düşündüğünde aklına ilk gelen ülkenin İngiltere olduğunu söylüyor. Fransa, İtalya ya da bir İspanyol olarak Latin Amerika ülkeleri değil de; neden İngiltere diye kendi kendine sorduğunda, özellikle demokrasi vurgusunu yapıyor Maries.

“Dışına çıkmak, ayrılık anlamına gelmez ki… ”

En ilginç mektuplardan biri Yunanistan’ın Euro Krizini Syriza Hükümetinde ilk yürüten Ekonomi Eski Bakanı Yanis Varoufakis’ten. Bir sayfada çok şeyler söylüyor eski bakan. Önce geçtiğimiz yıllarda günlerini Avrupa Birliği amirlerini ülkesine karşı daha insancıl davranmaya ikna etmeye çalıştığını, başaramadığını anlatıyor. Bununla beraber İngiltere’nin AB’de kalmasını istemesine, “Yunanistan’ın borçlarını İngiltere ödesin” yorumlarının geleceğinden emin. O ise, bu tezatlığın anlamına bakacaklara güvendiğini belirtiyor.

Varoufakis’e göre İngiltere Avrupa Birliği’nde kalmalı çünkü birlikten çıkması, gerçek bir ayrılık anlamına gelmiyor. Öncelikle Brüksel’in finansal düzenlemelerinden etkilenmeye devam edeceği gibi, daha pis, daha üzgün ve daha tehlikeli bir Avrupa’yla komşu olmaya devam edecek. Avrupa’nın demokratlarının size, Sizin de onlara ihtiyacınız var, diyor Varoufakis. “Çünkü Avrupa’nın demokrasisini yeniden birlikte diriltebiliriz ve buna değer.”

Öğrencilik yıllarından bir arkadaşını hatırlamış Varoufakis. Partilere gitmekten nefret ederdi; ama (ertesi gün şikayet edecek bir şeye ihtiyacı olduğu için) hiçbir partiyi de kaçırmazdı. Yunan politikacının bir ricası var İngiltere’ye, “Lütfen onun gibi olmayın.”

 

“Tek umudumuz, çeşitlilik içinde birlikte hareket etmek”

İngiltere’ye mektup yazan yazarlardan İrlandalı Anne Enright, kapıları kapayıp perdeleri çekip paraları de şiltenin altında saklayarak ne kadar yaşanabilir ki, ancak geçici – kötü bir dönem olabilir diyor. İsveç’ten Jonas Jonasson da futboldan vuruyor Krallık Ülkesini. İngilizlerin 24 yıldır İsveç’i yenemediğini hatırlatıyor ve “bu yıl dünya kupası sizin olsun” diyerek anlaşabileceklerini belirtiyor.

direniş 20 slavoj zizekBütün bu değinmeler, tek bir ülkenin aslında hiçbir sorunu tek başına kalmayı tercih ederek çözemeyeceğine yönelik ince değerlendirmelerken Zizek konuya direk giriyor. “Ulus – Devlet bugün karşılaştığımız Mülteci sorunu, Küresel Isınma gibi meselelerden hiçbirinin çözümü olamaz. Global kapitalizme karşı tek şansımız beraber hareket etmek.”

 

Bahar Topçu – Yeşil Gazete

Kategori: Dünya