LGBTİ aileleri ve aktivistleri: “Çocuklarınızı kaybetmek istemiyorsanız, onları anlamaya çalışın”

Bodrum Kadın Dayanışma Derneği’nin Açık Toplum Vakfı ve Bodrum Belediyesi’nin desteği ile düzenlemiş olduğu 3. Homofobi Atölyesi 11-12 Haziran tarihlerinde gerçekleşti. 

Bodrum'da Benim Çocuğum Belgesi gösterimi

İki günlük etkinliğin ilk gününde yapılan “Transfobi ve Seks İşçiliği Atölyesi” ardından, ikinci gün LİSTAG’ın (LGBTİ Aileleri ve Yakınları Derneği)* lezbiyen, gey, biseksüel ve transgender çocuklara anne ile babalarının gözünden bakılmasının anlatıldığı “Benim Çoçuğum” adlı belgeselin gösterimi ve LİSTAG aileleri ile bir sohbet gerçekleştirildi.

Atölyeler kapsamında konuk olarak gelen Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği** Başkanı Kemal Ördek, LİSTAG’dan Günseli Dum ve Ümühan Kıyan ile Türkiye’de toplumdaki homofobi-transfobi ve LGBTİ bireylerin aileleri üzerine söyleştik. Sohbetimizden birkaç saat sonra gerçekleşen Orlando Katliamı ve geçtiğimiz hafta 24. İstanbul LGBTİ Onur Haftası çevresinde yükselen nefret tartışmaları ise konunun güncelliğini ve önemini üzücü bir şekilde gösteriyor.
Kısaltmalar: YG: Yeşil Gazete, GD: Günseli Dum, ÜK: Ümühan Kıyan, KÖ: Kemal Ördek

YG: “Benim Çocuğum” belgeseli 2013 yılındaki çıkışından bu yana yurtiçi ve yurtdışında bir çok kez gösterildi. Bugün bu filmin gösterilmesi ve izlenilmesi sizce neden önemli?

GD: LİSTAG, çocukları LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel ve interseks) bireyler olan aileler ve onların yakınlarını kapsayan bir grup. LİSTAG olarak çocuklarımız açıldıktan sonra aile olarak yaşadıklarımızı diğer aileler ile paylaşarak onlara reçete vermeden destek vermeye çalışıyoruz. Bu destek ailelerin kabul süreçlerini etkiliyor. Çünkü LGBTİ bireyler için önce kendini kabul etmek, sonra da aile ve yakınlarına açılmak ayrı bir öneme sahip. Çocukları kendilerine açıldıktan sonra ailelerin de bir kabul süreci var. Bu önce şok, sonra inkar, suçluluk ve bunu izleyen bilgilenme ile devam eden bir süreç. Bu sürecin sonunda ise red ve ya kabul gerçekleşiyor. Öyle kabul ettim diyerek kabul olunmuyor.
Bu filmi yapmamızdaki en önemli nedenlerden biri LGBTİ bireylerin aileleri olarak yaşadıklarımızı anlatmak. Dışarıdaki diğer LGBTİ bireylerin aileleri de benzer şeyleri yaşıyorlar. Yaşadıklarımızı paylaşarak bunların görünür olmasını ve normalleşmesini amaçlıyoruz ve bu nedenle bu film çok önemli. Bu aslında sadece LGBTİ aileleri için değil tüm toplum için çok önemli. Çünkü homofobi ve transfobi sadece Türkiye’de değil dünyada da yaygın olan toplumsal bir sorun. Toplumda LGBTİ bireyler hakkında sapık, ahlaksız ve sadece cinsellikle ilgili olduklarına ya da cinsel kimliklerinin genetik, özenti veya hormonal bir durum olduğuna dair bir çok ön yargı ve yanlış bilgi hakim. Biz bu ön yargıların yerine doğruları anlatmaya çalışıyoruz.

“Oğlum bir kıza aşık olsun diye geceleri dua ediyordum”

ÜK: Ben LİSTAG ile yakın zamanda tanışan bir anne olarak kendi deneyimimi kısaca anlatmak istiyorum. LİSTAG uzun süredir biriktirdikleri tecrübeleriyle benim için ilaç oldu. LİSTAG toplantılarına ilk gittiğimde kendi yaşadıklarımı diğer ailelerle paylaşabilmek ve onların “bizim çocuklarımız da eşcinsel, transseksüel” demeleri beni çok etkiledi. Çünkü o zamana kadar kendimi suçluyordum ve çökmüştüm, hep nerede hata yaptığımı sorguluyordum. Oğlum bir kıza aşık olsun diye geceleri dua ediyordum. Çünkü çocuğunun tırnağına zarar gelsin istemiyorsun ve tırnağına zarar gelsin istemediğin çocuğunu toplum dışlayacak, ötekileştirecek, iteleyecek, darp edecek, taciz edecek ve benim çocuğum bütün bunları yaşayacak diye düşünüyorsun. Fakat CETAD (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği) toplantılarında bilgilenince korkularımdan kurtuldum. Korkularından kurtulunca tedavi oluyorsun ve dikiliyorsun. Bu süreçte CETAD terapistleri ile yaptığımız düzenli bilgilendirme ve destek toplantıları çok önemliydi. Çünkü oraya, içi yanan ve bütün hayalleri yıkılan aileler geliyor. Bu toplantılarda çok güvendiğimiz uzmanların ağzından çocuğumuzun böyle doğduğunu,bunun kimsenin suçu olmadığını duymak biz aileler için çok önemli. Ne ailenin ne de toplumun suçu var. Bizim çocuklarımız böyle doğdular ve ben nasıl heteroseksüel olarak yaşıyorsam, onlar da eşcinsel, transseksüel, biseksüel ve kuir olarak yaşıyorlar ve yaşayacaklar. Ve bizim çocuklarımız farklı ya da anormal değil, eğer sen dışlıyorsan sen normal değilsin. Filmin amacı da bu farkındalığı yaratabilmek.

YG: Ailelerin LGBTİ hareketinde ve LGBTİ hakları mücadelesinde görünür olmasının önemi nedir?

KÖ: Biz 20 yıl aktivizm yapsak da 2 yılda ailelerin yaptığını yapamayız. Elbette biz de çok şey yaptık, küçümsemek ya da hiyerarşi kurmak için söylemiyorum. En başta Türkiye’deki LGBTİ aktivistleri 20 yıldan fazladır bu aktivizmi yapmıyor olsalardı muhtemelen aileleri de teşvik edemeyeceklerdi. Aileler bu 20 yılın arkaplan bilgisine ve diline o kadar iyi adapte oldular ve onu o kadar iyi sahiplendiler ki insanların duygularına referans vererek açık açık konuşuyorlar. Bu şekilde insanlar, kendilerinin ucube olarak gördüğü aktivistleri dinlemekten vazgeçtiler ve akranlarını, ebeveynlerini ve yakınlarını dinlemeye başladılar. Bizi dinlemelerini tabii ki isteriz ama onların gözünde ucube, hastalıklı ve günahkarız. Toplumdaki diğer bireyler, “bu insanlar da onları destekliyor, bizim konuştuğumuz düşündüğümüz şeylerde bazı yanlışlar olabilir” demeye başladılar. Bu onlar için aslında bir kırılma noktası oldu.

Ümühan Kıyan, ZeynepPamuk, Günseli Dum, Kemal Ördek

Bir diğer önemli nokta ise; kendi çocuğu, akrabası, yakını LGBTİ olan insanlar, intihar girişimleri, travmalar ve daha birçok başka sıkıntılar yaşıyorlar ve bunun sonucunda, psikiyatristlere gidiliyor ve ciddi miktarda para harcıyorlar. Bence bunun bir rant sektörü olduğunu da konuşmak gerekiyor. Uzmanların bu durumu istismar etmemesi gerektiğini ortaya koyabilmek ve ailelerin bunu dile getiriyor olması çok önemli. Yani aslında yapılan şeylerin politik bir çıktısı da var.

“Türkiye’de LGBTİ aktivistleri olmasaydı biz olmazdık”

GD: Türkiye’de LGBTİ aktivistleri olmasaydı biz olmazdık. LAMBDA’nın içinden çıkan LGBTİ aktivistleri bizim yolumuzu açtı. Bize her türlü desteği verdiler.

YG: Çocuğu açılan ama LİSTAG’la temasa geçmemiş aileler için ne söylemek istersiniz?

Günseli: Çocuklarımız bizim malımız değil. Öncelikle bencillikten vazgeçmeliyiz. Biz onları dünyaya getirmiş olabiliriz ama onlar nasıl yaşayacaklarına kendileri karar verecek olan ayrı bireyler. Ve cinsellikleri neyse onu yaşayacaklar. Kimse, bir anne baba dahi bunu değiştiremez. Anne baba olarak, çocuklardan beklentilerimizi sorgulamalıyız.

Toplumumuzda cinsellik konuşulmazken eşcinsellik, transseksüellik, biseksüellik nasıl konuşulsun? Türkiye’de cinsellik tabu. Bu nedenle ailelere diyorum ki çocuklarınızı koşulsuz sevin, onların kız-erkek olması, cinsel kimlikleri hiç fark etmez. Siz onlara sahip çıkmazsanız, onların yanında olmazsanız, onları toplumun acımasız yargılarının içine atmış olursunuz. Bu şekilde onları kaybetme ihtimaliniz de çok kuvvetli. Çocuklarınızı kaybetmek istemiyorsanız onları anlamaya çalışın. Onlardan bilgilenmeye çalışın.

“Babalar için bu bir ihanet süreci”

YG: Bugünkü film gösterimi ve sonrasındaki sohbette hep annelerden bahsettik, gerçekten bu konuda değişimimizin anahtarı anneler mi?

GD: Hayır, babaların çocuklarını kabul edip, annelerin kabul etmediği aileler de var. Böyle istisnalar var.

KÖ: Günseli’nin söylediği gibi babalar da var ama bence azınlıktalar. Babalar, annelere göre daha farklı bir sosyalleşme içerisinden geliyorlar. Erkekliği öğrenmişler, aile kurmuşlar, böylelikle erkekliklerini kanıtlamışlar. Toplumun istediği erkeği yaşıyorlar ve sonrada bir çocuk çıkıp çat diye yüzüne tokat atıyor ve örneğin diyor ki ben erkek değilim. Bu babalar için muazzam bir ihanet süreci ve bu aslında erkekliğe yapılmış bir ihanet. Kendi deneyimlerim üzerinden de yaşadığım üzere, baba “Sen böyle olduğunu söylüyorsun ama insanlar ben böyleymişim gibi benimle konuşuyorlar” diyebiliyor. Toplum babayı, erkekliğini kaybetmekle itham ediyor. Çoğu babanın bu şekilde düşündüğünü düşünüyorum. Dolayısıyla babaların bu konuyu önce kendi içlerinde hazmetmeleri, onu sindirdikten sonra kabul etmeleri ve sonra da böyle aile gruplarına katılmaları gerekiyor. Bu bir süreç.

*LİSTAG’a nasıl ulaşabilirsiniz?
https://listag.org/ Danışma Hattı ( 0531- 467 77 53 ) [email protected]
** Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği
http://www.kirmizisemsiye.org/ 0 312 419 29 91 [email protected]

Röportaj: Ayşe Zeynep Pamuk (Yeşil Gazete)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page