Çocuktan al haberi: Zeytin 600 yaşında, Güneş ise kavuracak bizleri!

Slow Olive’ın son gününün akşamı (17 Nisan 2016 Pazar). 4 günün yorgunluğunu bir nebze olsun atmak için Cunda Uno Restaurant’ta bir araya geldik ekip olarak. Değerlendirmeler, planlar, serzenişler, tanışmalar derken Ayşe (Bereket) geliyor yanıma, “Özlem (Lesport) ile konuşmalısın, sabahki çocuklarla resim atölyesi Yeşil Gazete’ye haber olmalı. Zeytin ağacının 600 sene sonraki halini çizen çocukların nerdeyse hepsi güneşi kıpkırmızı çizmişler” diyor.

Özlem ile sosyal medyadan arkadaşız ama hiç yüzyüze tanışmış değiliz. Toplu halde oturduğumuz masadan kalkıp onun yanına, dışarıda oturduğu masaya gidiyorum. Kendimi tanıtıp, atölyeyi sorup, çıkarıyorum defterimi. O da anlatmaya başlıyor.

69

“Hayır” diye başlıyor söze, “Bütün çocuklar kırmızı bir güneş çizmedi. Bir tanesinin güneşi turuncu idi. Yanlış olmasın”

Karşılıklı gülümsüyoruz.

“Peki sen atölyeden önce iklim değişikliğinden bahsetmiş miydin çocuklara” diye soruyorum, bahsetmediğini söylüyor.

En baştan almaya karar veriyoruz. Çocuklarla birlikte gerçekleştirdiği resim ve ekoloji ya da ekoloji ve resim atölyesini o anlatıyor ben dinliyorum, o anlatıyor ben yazıyorum. Sizlerle paylaşma işi ise taa bugünlere kalıyor.

***

“Aslında 15 yıldır bunu yapıyorum. Buna iş, meslek denir mi bilemem, ben bir isim koymadım. Çocuklarla birlikte onların kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri için birlikte bir öğrenme sürecine giriyoruz diyeyim.

Bu sabahta (17 Nisan 2016 Pazar) Cunda Kültür Merkezi’nde çocuklar ile biraraya geldik. Önce merkezin yan tarafındaki bahçeye çıktık hep birlikte. Zeytin ağacına dokunduk. Yaşlı bir zeytin ağacına. 8 çocuk ile birlikte idim bu sabah.

61

Çocuklara bir zeytin ağacının 600 sene yaşadığını anlattım. Ağaçlara dokunurken 600 sene sonra dokunduğumuz ağaçların nasıl bir dünyada olacaklarını hayal etmeye başladık.

Sonra birlikte bir zeytin fidesi diktik Cunda Kültür Merkezi’nin bahçesine ve yeni diktiğimiz genç zeytin ağacının etrafında ona hep birlikte dokunarak hayal kurmaya devam ettik. 600 sene daha bu dünyada olacaktı şimdi diktiğimiz zeytin fidesi. Bizim bu dünyada olmadığımız yüzyıllar boyunca o burada, bizim elbirliği ile toprakla onu buluşturduğumuz yerde yaşamaya devam edecekti.

62

Hemen ardından salona geçtik, az önce kurduğumuz hayalleri kara kalemle resim kağıdına aktarmalarını istedim çocuk arkadaşlarımdan. Herkesin 600 yaşındaki bizim zeytin ağacımızı nasıl gördüklerini kağıda resimle aktarmalarını bekledim.

Bu aşamada sadece kara kalemle çalıştık, boya kullanmadık. Çizip bıraktık. Ağaç çzime tekniğini kullandık bu aşamada çocuk arkadaşlarım ile.

63

Kara kalemle çizimin ardından çocuklardan az önce yaptıkları kara kalem çizimleri masada bırakmalarını rica ettim ve yeni resim kağıtları ile bu sefer yerde çalışmaya başladık. Sadece renkleri kullandık bu sefer. Kağıtlara istedikleri renkleri gelişigüzel aktardı çocuklar.

Çocuk kitapları yazarı, ressamı ve ilüstratörü Eric Carle’nin bir yöntemidir bu. Carle, “Aç Tırtıl” kitabı ile dünya çapında tanınan bir çocuk kitabı yazarıdır. Ben de çalışmalarımda farklı yöntemleri kullanıyor ve çocuk arkadaşlarımla birlilkte deneyimliyorum.

64

Yerde kendi istediğimiz renklerle bezediğimiz kağıtları daha sonra güneşe çıkartarak kurumaya bıraktık. Bunun ardından yaşlı zeytin ağacına dokunduğumuz, diktiğimiz genç zeytin fidesi ile ilgili hayaller kurduğumuız, kara kalemle diktiğimiz zeytinin 600 yaşındaki halini resimlediğimiz ve Eric Carle’nin yöntemi ile resim kağıtlarını istediğimiz renklerle bezeyip güneşe çıkarttığımız 4 ila 10 yaş arasındaki çocuk arkadaşlarımla birlikte zeytin ağacının hikayesini birbirimize anlatmaya başladık.

65

Gelecekteki zeytinin hikayesini birbirimize anlattık. Ardından bütün yaptıklarımızı unutup oyunlar oynadık.

Tüm bu süreç 2 saat kadar bir zaman aldı ve saat 12:00 ile 14:00 arasında gerçekleşti.

Atölyenin son aşamasında Carle’nin yöntemi ile renk renk boyadığımız resim kağıtlarımızı biraraya getirdik. Çocuk arkadaşlarımdan istediği kağıttan istediği renkleri keserek kara kalemle çizdikleri zeytin ağacımızın 600 sene sonraki hali resimlerine yapıştırmalarını istedim.Gazlı kalemler ile de küçük karakterleri boyadık.

50

Tüm resimler artık renkli hale geldiğinde ise ortaya çıkan durum şaşırtıcı idi. Çocuklar zeytin ağacının büyümesini sağlayan güneşi kızıl renklerle renklendirmişlerdi. Kırmızılı güneşler vardı hemen hepsinin zeytin ağacı 600 yaşında resminde.

Hatta atölye katılımcılarından Ulaş, kendi resmini renklendirmek üzere kağıtları keserken, “Güneş kızaracak, çok kızaracak ve sonunda kavrulacağız” dedi.

52

Bahçeye ektiğimiz zeytin fidesinin etrafında 600 sene sonranın hayalini kuran çocukların gördüğü manzara idi bu”

Özlem bitiriyor bu noktada atölyede olanlar ile ilgili anlatısını. İkimiz de hayli şaşkın durumdayız.

Bir daha yineliyorum ilk sorumu, “Sen gerçekten atölye başında iklim değişikliğinden, küresel ısınmadan bahsetmedin değil mi çocuklara?”

“Hayır, elbette bahsetmedim” diyor. Tek yaptığı, bana da aktardığı gibi zeytinin hikayesini paylaşmak, yaşlı zeytin ağacına beraberce dokunmak, genç zeytin fidesini dikerken de 600 sene sonraki halini düşlemelerini istemekmiş. Gerisi çocukların iç dünyaları ve aklına gelenlerden ibaret.

E, atalarımız çocuktan al haberi diye boşuna dememişler demek ki. Ne demişti Ulaş, anımsayalım yeniden, “Güneş kızaracak, çok kızaracak ve sonunda kavrulacağız”

Fotoğraflar: Ayşenur Arslanoğlu

67-Alper Tolga Akkuş

 

Alper Tolga Akkuş