Duvarları konuşan şehir Belgrad ve başının belası kentsel dönüşüm

Yabancı bir şehirdeki ana caddeyi “Bizim İstiklal (Kızılay, kordon, … ) gibi işte” ile anlatmaya alışkın olan bir millete mensup olduğumdan olacak, biraz sonra tanışacağınız bölgeyi anlatırken bizim Tarlabaşı gibi diyeceğim.

Belgrad’dayım. Bugün Sırbistan diye adlandırılan bölgenin en baş başkenti Belgrad, yıllarca birçok devlete, dile, kültüre, özellikle de savaşlara, fetihlere başkentlik etmiş, şu an sınırında binlerce Suriyeli mültecinin Avrupa’ya girmek için beklediği bir şehir hakkında gizli olmayan ve Vikipedi’de yazmayan bir gerçeği, siz Yeşil Gazete’nin okuyucuları güzel insanlarla paylaşmak istiyorum: Belgrad’ın duvarları konuşuyor! Zamanın birinde inşa edilmiş binaların duvarlarından çıkan ikonlar, dökülmüş sıvaları, delikler, yamalar, (artık) amaçsızca ortada duranları, siyasi dışavurumları ve tabi ki grafitleri. En çok da grafitileri.

Fotoğraf: Pelin Atakan

Fotoğraf: Pelin Atakan

Fotoğraf: Pelin Atakan

Fotoğraf: Pelin Atakan

Fotoğraf: Pelin Atakan

Fotoğraf: Pelin Atakan

Fotoğraf: Pelin Atakan

Bizim Tarlabaşı gibi bir bölgeleri var. Ama daha bohemi. Sava Nehri’nin kıyısında, ismi Savamala. 2012’de yapılan Mikser Festivali’nden bu yana şehrin en hip yerlerinden biri. Sosyalist dönemden kalma terk edilmiş binalar ve depolar barlar ve cafelere dönüştürülmüş, sanat ve kültür konuşmalarının yapıldığı nefes alan bir mekan haline gelmiş. Şehrin görebildiğim kısmının duvarları en gevezesi bu bölgede. Yaşlı (ben dökülen demezdim) ve terk edilmiş ya da terk edilmemiş evler, şahane grafitiler, akşamın belli saatinden sonra canlanacak barlar, sakin cafeler arasından geçerek duvarları dinlemeye çalışıyorum. Bazen bir Charlie Chaplin filmi gibi dile ve kültüre inat anlatıyor anlatacağını bu duvarlar, bazen de anlayamadığım başka dillerde hikâyelerle dolu oluyor. Yalnız, başı dertte bizim Tarlabaşı’nın: Nehir kıyısında, muhteşem manzaralı, ulaşımı kolay, merkeze yakın gibi özelliklerinden dolayı jeopolitik özellikleri var, “pis”, “yıkık dökük”. Bölge “iyileştirilmek” isteniyor.

Fotoğraf: Pelin Atakan

Fotoğraf: Pelin Atakan

Fotoğraf: Pelin Atakan

Sırbistan hükümeti ile Birleşik Arap Emirlikleri’nden Eagle Hills isimli yatırımcı grup, Savamala bölgesinde Belgrad Waterfront (Belgrad Kıyı Projesi) isimli bir proje için anlaşmışlar ve 3,5 milyar Euro yatırım yapacakları konusunda birbirlerine söz vermişler.  Proje ofisler, lüks apartmanlar, 8 otel, Balkanların en büyük alışveriş merkezi (Tanıdık geldi mi?) ve Dubai tarzı 180 metrelik bir kuleyi içeriyor. Yüksek standartlarda bir yaşam tarzı kurgulanan bölgenin mevcut sakinleri ise sıradan vatandaşlar, çoğu çoktan göç etmek zorunda bırakıldı bile.  Vatandaşlar, projenin durulması için sık sık sokaklara çıkıyorlar.

Ne davimo Beogad, İngilizcesiyle Let’s not drown Belgrad (Belgrad’ı boğmayalım diye çevrilebilir ama kişisel görüşüm Belgrad’ı boğdurmayız diye çevrilmesi) isimli girişimin başını çektiği vatandaşlar, projenin sıradan vatandaşların zarar görmesi pahasına zenginleri daha zengin yapacağını iddia ediyor. Bunun yanında sınıra yığılmış mülteciler ve şehrin birçok altyapı sorunu çözüm beklerken bu kadar paranın lüks yapılara harcanması, projenin yerel mimarların ve vatandaşların fikri önemsenmeden yapılması, şeffaflıktan uzak olması ve Belgrad’ın en güzel manzaralarından birini kapatması da başka çıkma noktaları. Protestocular, 2015 yılındaki protestolardan birine köpükten yapılma, batmayan 2 metrelik koca bir ördek getirmişler ve bundan sonra protestolar geniş kitlelerce dikkat çekmeye başlamış. “Batmıyoruz, boğulmayacağız!” diyorlar yani.

Fotoğraf: Getty Images

Medya protestoları genellikle görmezden geliyor ya da köstek oluyor

Medyanın durumu felaket. Örneğin, geçen Çarşamba (25 Mayıs) gerçekleşen eylemlerin haberini Politika, Sırbistan’ın en eski günlük gazetesi, yalnızca 5. sayfadan “Protestocular Belgrad merkezine yürüdüler” başlığı altında verdi. Ve şöyle haber şöyle devam ediyordu: “Ne davimo Beograd isimli girişim binlerce vatandaşı topladı ve Nikola Pasic Meydanı’ndan Takovska Caddesi’ne kadar trafiği kapattı.” Medyanın geri kalanında eylemlerden bahsedilmedi bile.

Freedom House’un 2016 raporuna göre Sırbistan’daki gazeteciler gittikçe artan otosansür, politikacıların baskısına ve fiziksel saldırıya maruz kalıyorlar. Rapora göre, 2015’te basın özgürlüğünde en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden biri. Sırbistan’ın 5 puan aldığı bu cetvelde Türkiye de 6 puanla listenin 2.si. En hızlı düşüşü yaşayan ülke ise 7 puanla Bangladeş.

Fotoğraf: Ne davimo Beograd

Fotoğraf: Ne davimo Beograd

Dönüş yolunda bizi hava alanına götüren kibar ve iyi İngilizce konuşan şoförümüze Belgard Kıyı Projesi’ni beğenip beğenmediğini soruyorum. “Birçok insana iş sağlayacak ve ülkeye döviz getirecek” diyor. “Peki, karşı çıkan var mı bu projeye” diye sorduğumda oldukça kendinden emin “Hayır” diyor.

Tanıdık geldi mi?

 

Kaynağı belirtilmeyen fotoğraflar: Pelin Atakan

13-Pelin Atakan

 

 

Pelin Atakan

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page