Kakalar toprağa dönmeli – Hakan Ozan Erzincanlı

Eskiden, çok eskiden kaka yapmak doğaya bir hediye, bitkilere böceklere enfes bir besindi. O zamanlar insanlar doğadaki diğer tüm canlılar gibi, besin zincirinde kendilerine ait dilimdeki gıdaları tüketir ve atıklarını bitkilere, bakterilere, böceklere besin olarak sunarlardı.

Yani insan topraktan aldıkları karşılığında bir ücret öderdi. Böylece toprak da memnun olur ve pek hastalanmaz, erozyon ve çölleşme gibi sorunlar üretmezdi.

Derin derin düşünmek lazım, insan bedeni gerçekte kime aittir?

İnsanın anne-babasına mı?

Devlete mi?

Kendisine mi?

***********

İnsan bedeni, Dünya üzerindeki diğer tüm canlılar gibi topraktan gelir ve yine toprağa döner. Er ya da geç…

Ne mutlu ki öldükten sonra bedenlerimiz mezarlıklarda toprak ile buluşabiliyor. Elbette bu alanlar temelde dinsel, ruhani sebepler ile doğadan kopuk alanlar. İnsanlar öldükçe ve şehirler kalabalıklaştıkça bu doğadan yalıtılmış özel alanlar insan bedenleri ile gübreleniyor. Buraların topraklarını korumak için suni gübreler vermek, bitkileri ilaçlamak, erozyon olur mu diye endişe etmek gerekmiyor.

Ancak yaşarken ürettiğimiz atıklarımız, diğer tüm canlılardan ayrı olarak besin zincirinden kopuk olarak tuvaletteki o her şeyi yutan delikten uzak bir yerlere gidip bir şeyler oluyor.

Toprakla buluşmuyor.

29

Ne gariptir ki insanlık da bu arada hem ciddi bir ekolojik kriz ve hem de bununla beraber ve bundan bağımsız olarak ciddi bir gıda krizi içerisinde. Her sekiz insandan en az biri aç. Bana sorarsanız en az yarısının da “yiyecek” niyetine yediği şeyler, aslında yenmemesi gereken şeyler.

Hava birçok yerde solunabilir gibi değil.

Su birçok yerde içilebilir gibi değil.

Güneş birçok yerde ulaşılabilir gibi değil ve

Gıda birçok durumda yenecek bile değil.

Bu neden böyle?

Neden bu kadar güzel, masmavi, sularla dolu ve inanılamaz bir dengenin ortasındaki biz insanlar tüm bu nimetlere bu denli uzağız?

Dinozorlar 150 milyon yıl boyunca Dünya hayatına egemen olmuşlar. Biz insanlar ise tahminen 50.000 yıldır varız. Ve belki son 10.000 yıldır da Dünya hayatına egemeniz. Ve büyük ihtimalle bunu 500 yıl daha sürdürmemiz mümkün değil. Yok oluyoruz. Neden?

Dünya topraklarının üzerini hızla yollar, binalar ile örtüyoruz. Dünya hava alamıyor ve karşılığında bize güzel hava veremiyor.

Dünya’ nın özgürce akan sularını alıp har vurup harman savuruyoruz. Dünya’ nın milyonlarca yıllık su dengesini alt üst ediyoruz. Karşılığında bize güzel sular veremiyor.

Atmosferi kirletip binaları camlarla beziyoruz ve karşılığında güneş, binyıllardır yaptığı gibi bedenlerimize sağlık saçamıyor.

Ve gıda. Toprak, güneş, hava ve suyun bizlere sunduğu gıdaların bedeli olarak dışkılarımızı Dünya’ ya, olması gerektiği gibi besin zinciri içerisindeki yerine teslim etmiyoruz. Ve dolayısı ile iyi gıdadan da yoksunuz.

Beslemek yerine kirletiyoruz. Neredeyse tüm tarım toprakları organik maddece fakirlik çekiyor. Dolayısı ile erozyon, çölleşme, susuzluk, besinsizlik içerisinde kıvranıyor. İnsan dışkısı uygun kullanıldığında topraktaki organik maddeyi diğer tüm gübreler gibi arttırabilir. Oysa insan hatta büyük çoğunlukla endüstriyel tavuk, pet hayvanları ve endüstriyel mekanizmanın içerisindeki neredeyse tüm canlıların atıkları toprakla buluşmadan def ediliyor. Beslemek yerine kirletiyor.

28

Dünya tarım topraklarında organik madde % 0,1 ila 3 arası değişmektedir dersek yanlış olmaz. Bu oranı % 5’ e yükselttiğimiz durumda tahminen yukarıda bahsettiğim sorunlar ile ilgili çok ciddi gelişmeler olur. Hatta gidişat terse dönmeye yani düzelmeye bile başlayabilir.

Açlığa çözüm konusunda er ya da geç bütün otoriteler şunu kabul ederler ki gıdalar bir yerlerde üretilerek aç insanlara iletilmekle bu sorun çözülemez. Sorunun çözümü için açlığın olduğu yerde gıda üretilmelidir.

Ve aynısı atıklarımız için de geçerli. Atıklarımız (organik atıklar), üretildikleri yerde gıda üreten toprak ile buluşmalı.

 

Aksi halde sonumuz son değil. Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete yani.

Daha da dinlemeyene son söz Âşık Veysel’ den olsun:

“Her kim ki olursa bu sırra mazhar

Dünyaya bırakır ölmez bir eser

Gün gelir Veysel’i bağrına basar

Benim sadık yârim kara topraktır”

30-Hakan-Ozan-Erzincanlı

 

Hakan Ozan Erzincanlı
30.05.2016

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page