Slow Olive Cunda: İyi, Temiz, Adil

Slow Food’un Türkiye birlikleri ile Ayvalık Belediyesi organizasyonunda dünyada ilk kez Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde bulunan Cunda Adası’nda gerçekleştirilen Slow Olive’ın dört gün süren maratonunda son güne de ulaştık. İlk Slow Olive’ı Türkiye’ye getiren ekibin hazırladığı program hem konuyu derinlemesine içermesi hem farklı ülkelerden zeytine ve zeytinyağına ilişkin deneyimleri Cunda’da biraraya getirmesi hem de toplantı üstüne toplantı monotonluğunu kıracak şekilde sanatı da eğlenceyi de katılımı da aynı oranda kapsayacak şekilde tertip edillmesi ile övgüyü hakediyor.

Katılımcılar Slow Olive'in ana mekanı önünde ilk buluşmaya dair hatıra fotoğrafı verdi

Katılımcılar Slow Olive’in ana mekanı önünde ilk buluşmaya dair hatıra fotoğrafı verdi

2. günün öğlene kadar süren panellerinde kalmıştık en son, kaldığımız yerden, “Tağşiş” başlıklı panelin ardından size Slow Olive’ı aktarmaya devam edelim.

Horon ve Zeytin ya da Zeytin ve Horon

2. gün öğleden sonra oturumu Slow Olive’in ana mekanı Cunda Kültür Merkezi’ndeki “İyi, Temiz, Adil” paneli idi.  Gazetemiz adına Cunda’da bulunan Ayşe Bereket‘in modere ettiği panelin katılımcıları ise Akdeniz Üniversitesi’nden Bülent Şık, Slow Food İtalya’dan Ludovico Rocatello ve Doğa Derneği’nden Güven Eken idi.

Cunda Kültür Merkezi’nde bulunanlar bu panelin ardından Gola Kültür, Sanat ve Ekoloji Derneği’nden Türkün Sümerkan‘ın Karadeniz folkloru ve zeytin ilişkisini aktardığı eğlenceli sunumu takip etti.  Sümerkan, horon’daki sert ayak vuruşlarının zeytincilik faaliyeti etkisi ile ortaya çıktığını da temsili olarak salonda bulunanlar ile paylaştı.

48-mehtap memmi mertdoğan

Zeytin ve Folklor (Foto: Mehtap Memmi Mertdoğan)

Ayvalık Taksiyarhis Anıt Müzesi’nde Semra Moritz‘in enfes sesi ile buluşmadan hemen önce gerçekleşen ikinci günün son panelinde ise Nedim Atilla ve Ahmet Uhri, Artun Ünsal‘ın moderasyonunda “Zeytin, miras varlığımız” başlığı altında zeytin, zeytinyağı, zeytincilik kültürü üstüne keyifli bir sohbette biraraya geldi.

Foto: Alen Mevlat

Envanter oluşturmak paneli (Foto: Alen Mevlat)

Cumartesi gününün ilk buluşması “Envanter oluşturmak” başlığı altında Türkiye, İspanya ve Filistin’den katılımcıların da katkısı ile zeytin üretiminde Akdeniz, Avrupa ve Ortadoğu ekseninde ne durumda olduğumuz konusu masaya yatırıldı. Bir gün önceki moderasyon görevini Cumartesi sabahında da devam ettiren ve zeytine dair, “Ölmez Ağacın Peşinde” kitabı ile bilinen Artun Ünsal‘ın konukları ise İspanya’dan Ark of Taste (Lezzetin Gemisi) ve ESSEDRA adına Cunda’da bulunan Michele Rumiz, Filistin’den EcoPeace Middle East adına Nasser Khateeb ve Anadolu Zeytini Gen Haritası Projesi’nden Mücahit Taha Özkaya oldular.

2050’de Zeytin: İklim için harekete geçin

Zeytin ve İklim değişikliği kapsamında gerçekleşen panelde ise tanıdık simalar karşıladı Cunda Kültür Merkezi’nde biraraya gelenleri. Açık Radyo‘dan aşina olduğumuz Ömer Madra (#iklim için hareketi), Mahir Ilgaz (350.org), Akgün İlhan (Su Hakkı Kampanyası) ile birlikte Filistin Arab Agronomists Association’dan Saad Dagher, “2050 yılında Zeytin” başlığı altında bir gelecek perspektifi ortaya koymaya çalıştılar. Panelin moderasyonunu ise Slow Food Almanya’dan ve SlowFood Uluslararası Yönetim Kurulu Üyesi Ursula Hudson üstlendi.

2050'de Zeytin (Foto: Ayşe Bereket)

2050’de Zeytin (Foto: Ayşe Bereket)

Ursula Hudson,  “İklim hedeflerimiz hakkında hemen eyleme geçmediğimiz takdirde 2050 yılında gıda ve sudan konuşmamız gereksiz olacak” derken #iklim için hareketinden Ömer Madra, “Şimdi harekete geçmezsek 2050’de zeytin meselesini konuşamayacağımız apaçık ortada. Doğu Akdeniz, 900 yılın en büyük kuraklığını yaşıyor ve hiçbir tedbirden bahsedilmiyor.” bilgisini paylaştı. 350.org’dan Mahir Ilgaz ise, “İlkim değişikliği aşırı hava olaylarının artması demek ve tüm mahsüller etkilenecek. Gelişmiş ülkeler artık kömüre yatırım yapmazken, Türkiye’de durum tam tersi. Türkiye’de yapılması planlanan 80 yeni termik santralin çoğu sahillerde ve zeytin bölgelerinde” dedi. Su Hakkı Kampanyası’ndan Akgün İlhan, “Türkiye 2050’de su fakiri olacak. Su ve iklim krizi gezegenin en büyük sorunu. Üretim ve tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmemiz lazım. Türkiye’nin toplam su ayak izinin %89’u tarım sektörü kaynaklı. Tarım beslenme, yerelin ihtiyaçları, toplum ve doğanın kendisi için ve yavaş, iklimle uyumlu, polikültürel ve adil bir tarım olmalıdır,” dedi. Panelde son olarak söz alan Arap Agronomistler Birliği’nden Saad Dagher ise iklim değişikliği perspektifinin dışına çıkarak “Filistin’de 1950’lerde toplam kullanılan yağın %30’u zeytinyağıydı. Bugün %6 civarına düştü. 2050’ye dair ümitliyim, çiftçi ve tüketici arasındaki bağ güçlenecek. Odağımız toprağı iyileştirmek, tedavi etmek olmalıdır, benim çiftliğimde yaptığım bu,” dedi.

Bir katılımcının, “Biz daha çok zeytin konusunda bilgi edinmek isterdik bu panelde” itirazını ise Slow Olive evsahibi Defne Koryürek, “SlowOlive sadece zeytine has bir toplantı değil. Bu toplantılarda tüm meselelerden, meselelerin bütününü kapsama gayreti içindeyiz. Gezegenle ilişkimiz hakkında konuşuyoruz ve kendimizle yüzleşiyoruz,” şeklinde yanıtladı.

Zeytin ağacı: Mübadillerin yazgısının yansıması

Yemek arasında Cunda Kültür Merkezi bahçesinde buluşan katılımcıları ise daha önceki günlerde de olduğu gibi yerel lezzetler bekliyordu.

Artun Unsal ve AlenMevlat, zeytin sergisinde sohbete kaldıkları yerden devam ediyor (Foto: Banu Ergin)

Artun Unsal ve AlenMevlat, zeytin sergisinde sohbete kaldıkları yerden devam ediyor (Foto: Banu Ergin)

Öğleden sonra ilk panel Nedim Atilla‘nın tanıklıkları üzerinden aktardığı “Müdabele” başlıklı oturum idi. Kurtuluş savaşının hemen sonrasında gerçekleşen mübadele sonrası her iki ülkeye göç eden toplulukların yaşadığı sıkıntıları ileten, Atilla, mübadillerin tarımda yaşadığı sıkıntılara değindi. İzmir fuarının öncülü olarak nitelediği 1926 Mithatpaşa Sanayi Mektebi buluşmasına Türkiye dışından sadece iki ülke, Mısır ve Yunanistan’ın katılım gösterdiğini belirtti ve dönemin barış ortamında iki komşu lider Venizelos ve Atatürk’ün birbirlerini aynı anda Nobel Barış ödülüne aday gösterdiklerini anımsattı. Ayvalık ve Zeytin denince akla ilk gelen isimlerden Muhip Özyiğit‘in kaleminden çıkan “Bir vatandaşın zeytin mücadelesi” kitabını ve Özyiğit’in dönemin lideri İsmet İnönü’ye yazdığı ayvalık’ta zeytincilik ve zeytinyağı konusundaki mektubuna da değinen Nedim Atilla sunumunu, “Zeytin ağacı mübadillerin yazgısının yansımasıdır” sözleri ile sonlandırdı.

Toprak Gaspı: Filistin ve Türkiye

Mübadele’nin ardından sahne Ortadoğu’dan Cunda’ye gelen Fared Tamallah ve Barbara Masssaad‘ın peşpeşe gerçekleştirdiği yarımşar saatlik, “Filistin’in zeytin ağaçları” ve “Suriye’nin zeytinleri” sunumları oldu.

Filistin’de zeytinin zirai bir faaliyetten ziyade bir direniş alanı söylerek sözlerine başlayan Fared Tamallah, İsrail Devleti’nin Filistinlilere karşı siyasetinden örnekler vererek zeytin tarımı konusunda sıkıntılarını paylaştı. Zeytin bahçelerine duvar çekilmesi, çiftçinin kendi bahçesine alınmaması, İsrailli yeni yerleşimcilerin kanunsuz şekilde Filistin topraklarında yeni bölgelere yerleştirilmelerinin de zeytinciliğe darbe vurduğunu ekledi. Yemek kitabı yazarı olduğunu belirten Barbara Massaad ise Suriye’deki mültecilere katkı olması için kaleme aldığı “Soup for Syria” kitabından ve aynı adlı hareketten bahsetti.

Toprak Gaspı paneli (Foto: Ayşe Bereket)

Toprak Gaspı paneli (Foto: Ayşe Bereket)

Slow Olive’in 3. gününde Filistin ve Suriye paylaşımlarının ardından yeni gündem maddesi, “Toprak Gaspı” (Land Grabbing) idi. Filistin adına Fared Tamallah, Nasser Khateeb ve Razan Zuayter, kendi toraklarında yaşadıkları sıkıntıları, acele kamulaştırmaları, yeni yerleşimcilerin kanunsuz bir şekilde topraklarına el koymalarını konuya dair görseller eşliğinde paylaştı. İMC.tv Yeşil Bülten programından tanıdığımız Utku Zırığ ise “toprak gaspı”nın Türkiye boyutunu çok yakın tarihten hatırlayacağımız Soma maden katliamı ve Soma Yırca zeytin ağaçları katliamı üzerinden aktardı.Panelin moderatörü Defne Koryürek ise, İlber Ortaylı hocanın, “Zeytin, demokrasi gibidir her yerde yeşermez” sözüne atıfta bulundu.

Zeytinyağlı dondurma

Günün son etkinliği “Milyonda 1” belgeselinin hemen öncesindeki oturumda ise konu başlığı “Gastronomi’de zeytin” olarak belirlenmişti. Nedim Atilla’nın kolaylaştırıcılığında Barbara Massaad, Şemsa Denizsel, Sasun Estukyan ve Artun Ünsal keyifli bir sohbet gerçekleştirdiler. Konu gastronomi olunca panelin sonunun sürprizi de tüm katılımcaların tezahüratla karşıladığı zeytinyağlı dondurma paylaşımı oldu.

Şemsa Denizsel'den Slow Olive çağrısı

Şemsa Denizsel’den Slow Olive çağrısı

Slow Olive’ın üçüncü gününü “Milyonda 1” belgeseli ile tamamladık. Mardin’i terk eden Ermeniler arasında bulunan Zekeriya Sabuncu‘nun hikayesinim aktarıldığı belgesel gösterimine Sabuncu’nun kendisi de katıldı.

Zeytin Mutfakları

49

Foto: Alen Mevlat

Slow Olive’da dördüncü ve son günü ise bir önceki gün belgeselini izlediğimiz Mardin Derik’li Zekeriya Sabuncu aile mesleği sabunculuğu, Derik’i, Derik’teki zeytin ve zeytinyağı kültürünü, “Zeytinyağlı sabun yapım atölyesi“nde anlatıyor şu anda.

Slow Olive'da 3. günü Tuncel Kurtiz ustanın zeytine dair enfes aktarımı ile kapattık (Foto: Alen Mevlat)

Slow Olive’da 3. günü Tuncel Kurtiz ustanın zeytine dair enfes aktarımı ile kapattık (Foto: Alen Mevlat)

Son günün geri kalanı ise Cunda merkezde atölyeler günü olarak planlanmış durumda. 11:00’den 17:00’ye kadar devam edecek atölye maratonunda Lübnan mutfağını Barbara Massaad, Antakya Arap mutfağını Aşkın Demir, İstanbul Ermeni mutfağını Sasun Estukyan, Ayvalık mübadil mutfağını Fatma Kürşat, İzmir Sefarat mutfağını ise Karen Sarhon ile Gilda Kohen birbirinden lezzetli sunumları ile ortak bir şekilde aktaracak.

 

Fotoğraflar: Alen Mevlat, Ayşe Bereket, Banu Ergin, Mehtap Memmi Mertdoğan, Şemsa Denizsel

Haber: Alper Tolga Akkuş – Ayşe Bereket

(Yeşil Gazete)