Doğa MücadelesiManşet

İklim savunucularını nasıl savunmalı?    

Katledilen çevresel adalet aktivisti Berta Caceres için Honduras, Tegucigalpa'da gerçekleştirilen adalet yürüyüşünde Honduras bayrağı taşıyan bir yerli. 17.03.2016 Görsel: REUTERS/Jorge Cabrera

350.org‘dan May Boeve tarafından Thomson Reuters Foundation News‘te yayımlanan yazıyı Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Zeynep Şen‘in çevirisiyle sunuyoruz.

***

Katledilen çevresel adalet aktivisti Berta Caceres için Honduras, Tegucigalpa'da gerçekleştirilen adalet yürüyüşünde Honduras bayrağı taşıyan bir yerli. 17.03.2016 Görsel: REUTERS/Jorge Cabrera

Katledilen çevresel adalet aktivisti Berta Caceres için Honduras, Tegucigalpa’da gerçekleştirilen adalet yürüyüşünde Honduras bayrağı taşıyan bir yerli. 17.03.2016 Görsel: REUTERS/Jorge Cabrera

Dün Bangladeş’te bir kömür santralini protesto eden çevreci aktivistin trajik ölümüyle ilgili haberler madencilik endüstrisi ile iklim değişikliğinin sonuçlarına karşı duran barışçıl aktivistlere karşı yapılan şiddetli saldırıların son halkasını oluşturuyor.

Cuma günkü kurbanlar Filipinler’de iklim değişikliği ve aşırı kuraklığa karşı yardım isteyen çiftçilerdi. Iki hafta önce ise Güney Afrika’dan maden karşıtı bir aktivist Sikhosiphi ‘Bazooka’ Rhadebe ve bir ay önce ise Honduras’ta Berta Cáceres infaz edilmişti. Berta Cáceres’in arkasından çevreci ve yerlilerin haklarını savunan COPINH grubunun bir başka üyesi olan Nelson Garcia öldürüldü. Iki aktivist de yerli halkları hidroelektrik projeleri ve geniş çaplı ağaç kesimleri gibi büyük endüstrilerin işgalinden korumaya çalışıyordu.

Geçtiğimiz yıl içerisinde iklim hareketi sürekli olarak güçlendi ve artık çevre için yıkıcı sonuçları olan enerji sektörü için ciddi bir tehdit teşkil ediyor, ancak bu direniş aşırı şiddet ile karşılık buluyor. Protestoları susturmak için şiddete başvurulduğunda demokrasi tehdit altına giriyor. Ancak onlara ayniyle karşılık vermeyeceğiz; bizim amacımız sayımızı artırmaya devam ederek küresel birleşik bir hareket olarak güçlü bir şekilde durmak.

Bunu başarmak için savunucuları savunmaya devam ederek onların yaptıklarına yenilerini eklemek ve dayanışma içinde kalarak bu savunucuların başarılarını onurlandırmak zorundayız. Birleşerek ve her zamankinden daha çok barışçıl eylemlerde bulunarak şiddetli baskıları gözardı etmediğimiz mesajını veriyoruz. Tehditler hareketimizi durduramaz.

İnsanların evde kalarak ve düşüncelerini daha az ifade ederek daha güvende hissetmelerini anlayabiliyoruz. Ancak sayımız arttıkça daha da güvende olacağız. Topyekun seferberlik ile yaygın eylemler dünya üzerinde görmek istediğimiz değişimi yaratma yollarımız. Protesto daha da riskli hale geldikçe nerede ve nasıl olursa olsun sesimizi yükseltmeye devam etmeliyiz (ister sokaklarda olsun isterse sayıları artmakta olan dünyanın dört bir yanından savunucuların karşılaştığı tehditlere maruz kalalım).

Eylemler arkadaşlarımız ve dünyanın diğer bölgelerindeki destekçilerimiz için riskli olduğunda güvenli yerlerdeki kişilerin seslerini daha da yükseltmesi gerekiyor.

Savunucuları savunmak için bir araya gelen birçok hareket ve örgütten ilham alıyor ve iklim hareketi ile insan hakları ve sosyal adaleti koruma hareketlerinin birbirine bağlanması arasında büyük bir potansiyel olduğunu biliyoruz. Her iki taraftan da karşılaştığımız tehditler temelde birbirine bağlanıyor; iklim değişikliğinde en çok etkilenenlerin temel insan hakları korunmadan yalnızca iklim adaleti için savaşamayız.

Felaket seviyesine gelen iklim değişikliği ile mücadele, insan hakları ve sosyal adalet için yapılan savaş ile aynıdır. Aşırı hava olaylarının yıkıcı etkileri herkese dokunacak ve salgın hastalıklar riski ile gıda kıtlığını artıracaktır. Eğer bu savaşta başarılı olursak nedeni fosil yakıtları yerlerinden çıkarmayışımız olacaktır.

Dünyanın dört bir yanından sunulan binlerce projeye (kömür talebinde son zamanlarda yaşanan düşüşe rağmen şu an 2400’den fazla kömür santrali inşa edilmekte veya inşası planlanmaktadır.) rağmen hareketimizi devam ettiriyoruz. Söz konusu projelerin çoğu protestolara sıkı kısıtlamaların yapıldığı yerlerde devam ediyor ve hem Küresel Güney hem de Küresel Kuzey’de şiddetli baskıların hedefi olan insanlar genelde toplumun en marjinal grupları oluyor.

Ancak gidişat artık değişiyor. Geçen sene fosil yakıtlara karşı birçok zafer kazandık. “Kayaçı-aktivist”lerin yaratıcı bir şekilde suyun üzerindeki petrol kulelerini engellemeleri üzerine Shell, kutupları sondajlama izni başvurusunu geri çekmişti. Başkan Obama ise Keystone XL boru hattını veto etti. Breziya’da beş eyalet, hidrolik kırılma işlemlerine moratoryum kararı aldı. Geçtiğimiz yıl eklenen yeni enerji kapasitesinin %90’ını yenilebilir enerji oluşturmuştur.

Ancak, gerekli olan ekonomik ve altyapısal dönüşüm (fosil yakıtlardan %100 yenilebilir enerjiye geçiş) statükodan fayda sağlayan güçlerin karşı çıkmasına tanık olacaktır. Neticede fosil yakıt endüstrisi şimdiye dek görülen en kârlı ve aynı zamanda bizim gibi hareketlerle mücadele etme bağışıklığı olan sektörlerden biridir.

Düşmanlarımızın çetin olduğunu biliyoruz, ancak biz de öyleyiz. Hindistan’da, kömür endüstrisinin büyümesine ve hükümetin aktivist eylemlerini gitgide daha fazla kısıtlamasına rağmen %100 yenilenebilir enerji hareketi güçlü bir şekilde devam etmektedir.

Filipinler’de geçen sonbahar iklim adaleti için mücadelede gerçekleştirilen 40 günlük İklim Yürüyüşü’ne katılan binlerce insan Manila’dan Tacloban şehrine 875 km yürüyerek iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerine dikkat çekti.

Güney Afrika’da, Johannesburg’daki topluluk üyeleri kömürün değil yenilenebilir enerjinin güvenilir elektrik kaynağı olmasını istiyor.

Sonuç olarak yakın zamanda yaşanan korkutma ve gözdağına cevabımız artan eylemlerimizdir. Mayıs ayında çok sayıdaki ortağımızla birlikte küresel çapta mobilize olacağız ve fosil yakıtları yerin altında tutmak için “Break Free” projesini gerçekleştireceğiz. Şiddetten ve maden endüstrisinin yıkımından azat olmak her zamankinden daha acil bir ihtiyaç, ancak özellikle hareketin zor olduğu yerlerde harekete geçeceğiz.

Bu eylemlerde bize katılabilecek durumda olanların katılmasını umuyor, katılamayacakları ise uzaktan destek olmaya davet ediyoruz; zira küresel, görünür ve yüksek sesli bir dayanışma muhalif tavrımızı şiddet ile susturmaya çalışanlara karşı en iyi savunmamızdır.

May Boeve, iklim değişikliği taban örgütü 350.org örgütünün yönetici müdürü.

 

Haberin İngilizce Orijinali

Yazı: May Boeve

Yeşil Gazete için çeviri: Zeynep Şen

(Yeşil Gazete, NewsTrust)