YSGP’nin Eş Sözcü adayları ile konuştuk

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi 2 Nisan 2016’da 2. Olağan Kongre/Konferans’ını topluyor. Şimdiye kadar adaylıklarını açıklayan üç eş sözcü adayına Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ni, Dünya’yı ve Türkiye’yi sorduk.

PhotoGrid_1459511616592*

Naci Sönmez

12829119_10206831695088466_3595588291871996327_o

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin kuruluşundan bu yana geçirdiği 3 yıl hakkında neler söylemek istersiniz?

Partimizi Türkiye’nin eşitlikçi, özgürlükçü, ekolojik, demokratik siyaset ihtiyacına bağlı olarak kurmuştuk. Memleketin ağır siyasi koşullarında ve özellikle Kürt Sorunu etrafındaki çatışma ve gerilimlere bağlı koşullarda, partinin bağımsız özgün siyasetini kurmakta yeterli bir örgütsel performans gösteremedik.
Bir de buna üst üste gelen 4 seçim eklenince, bu konudaki yetersizliğimiz çok fazla açığa çıktı. Ancak tüm bunlara rağmen özellikle ülkenin batısında Yeşil/Sol bir siyaseti var etme ve büyütme çabamızın dersler çıkaracağımız bir 3 yıllık geçmişe sahip olması, bugün açısından önemli bir birikim yarattı diye düşünüyorum.
2. Olağan Konferans sonrasında nasıl bir Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi hayal ediyorsunuz?
Konferans sonrasında daha etkili siyaset yapabilen, her düzeyde yükselen şiddet karşında barışcı ve demokratik siyasetin güçlenmesi için bütün olanaklarıyla sahada olan bir Yeşiller Sol Gelecek arzu ediyorum. İç barışını güçlendirmiş, partisinde çoğulcu ve katılımcı kanalları korumuş bir parti ve dışımızdaki dünyaya vizyonuyla, misyonuyla seslenen bir parti olmayı umut ediyorum.
Dünya’nın içinde bulunduğu hali göz önüne aldığınızda Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin fikriyatının bu krizlere vereceği yanıtların nasıl olması gerektiğiniz düşünürsünüz?
Dünyanın içinde bulunduğu krize karşı, küresel çapta ve bölgemizde çılgın bir şekilde büyümeye ve büyüme hırsının dolayında ortaya çıkan kanlı savaşlar karşısında tutum almamız gerektiğini düşünüyorum. İklim değişikliğinden enerji paylaşım kavgalarına; bölgesel savaşlardan ekolojik alanlara yapılan saldırılara kadar her düzeyde partnerlerimizle birleşik ve küresel bir mücadenin parçası olmamız gerektiğini düşünüyorum.
Türkiye’nin içinden geçtiği günler ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Türkiye’nin içinden geçtiği dönemden herkes gibi bende kaygılanıyorum. Öncelikle silahların susmasını, insanlarımızın canından olduğu savaşın bir an önce sonlanmasını umut ediyorum. AKP eliyle yaratılan kutuplaştıcı ve otoriter rejimi geriletmek esas ve temel görevimiz olmalı diye düşünüyorum.
*
Feyha Karslı FB_IMG_1459511191946
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin kuruluşundan bu yana geçirdiği 3 yıl hakkında neler söylemek istersiniz?
YSGP katılımcı çoğulcu demokrasiyi , eşit özgür adil ekolojik ve doğayla uyumlu bir yaşamı gerçekleştirecek politikaları yapmak üzere kuruldu. Geçtiğimiz 3 yıl içinde türkiyede demokrasi her zaman ki gibi ağır yaralar aldı. İnsan ,emek ve doğaya yönelik hak ihlalleri daha da ağırlaştı. Çatışmasızlık ortamından ,müzakereden vazgeçildi. barış isteyenlerin bombalanarak öldürüldüğü ,barış diyenlerin hapsedildiği, hak ihlallerine karşı söz söyleyenlerin , muhalefet edenlerin, hapse atıldığı bir süreç yaşanıyor..Yaşam alanları, doğa, devlet ve sermaye tarafından elbirliği ile yok ediliyor. Ve tüm bunların arasında 2014 ve 2015 yıllarında 4 seçim yaşandı.
AKP iktidarı merkeziyetçi , tahakküm eden , sömüren devlet anlayışı ile yol alırken sistemin sürdürülebilir halini daha da sağlamlaştırmak, kontrol etmek üzere yarattığı kaos ortamına ve yaşanan tüm adaletsizliklere rağmen YSGP bu sürece karşı güncel politikaları kısmen oluşturamadı ,kısmen kamuoyunda görünür ve etkin kılamadı. Tabi birçok farklı alan, direniş ve dayanışmalar içinde bulunuldu , politikalar oluşturuldu ancak yeterli değildi.
2. Olağan Konferans sonrasında nasıl bir Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi hayal ediyorsunuz?
Katılımcı çoğulcu adil eşit özgür bir yaşamı , insan , doğa ve emeğin sömürülmediği bir dünyayı gerçekleştirmek üzere politika yapan , tüm bunları kendi parti yaşamında ve politika araçlarında da uygulayan bir YSGP umuyorum.
Dünya’nın içinde bulunduğu hali göz önüne aldığınızda Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin fikriyatının bu krizlere vereceği yanıtların nasıl olması gerektiğiniz düşünürsünüz?
hepimiz bu gezegenin bir parçasıyız. Küreselleşen kapitalist sistem ile Emek doğa ve insanın sömürüsü de küreselleşti. Yaşamımızı , yaptıklarımızı gezegenden ayrı düşünemeyiz. mesela suyun , toprağın , dağın , zeytinin , denizin yok edilmesine karşı verdiğimiz yerel mücadeleler aynı zamanda gezegeni korumak için verilen mücadeledir. Kapitalist Ssitemin kalkınma ve büyüme odaklı politikaları sonucu iklim değişiyor , doğa yıkılıyor , yaşam alanları yok oluyor. Bu sistemin sürdürülmesi için tüketim destekleniyor körükleniyor. gezegen sınırsız bir kaynak deposu değildir. Şu anda insan doğanın efendisi konumunda hareket etmektedir. Bu nedenle üretim ve tüketim sistemi doğanın da hakları var sözümüze uygun düzenlenmeli , doğanın sömürülmesine son verilmelidir. Enerji etkin kullanılmalı , daha az enerji tüketecek araçlar oluşturmalıdır.
Yani Yaşamın her alanında şiddetsiz , yeşil , yerinden , katılımcı ,çoğulcu , eşit ,özgürlükçü bir düzeni inşa etmek üzere politikalar üretmelidir.
Türkiye’nin içinden geçtiği günler ilgili düşünceleriniz nelerdir?
1. Maddede kısaca Türkiyenin genel durumundan bahsetmiştim. Demokrasi alanının daraltıldığı ,sınırlandırıldığı , şiddetin kaosun iktidar olduğu günlerden geçiyoruz.
Yeşil , Eşit ,özgür , adil , şiddetsiz bir yaşam , katılımcı çoğulcu demokrasi gerçekleştireceğiz. Umudu kaybetme lüksümüz yok. #AslolanYaşamdır
Dayanışma ve dostlukla
*
Eylem Tuncaelli FB_IMG_1459510786196
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin kuruluşundan bu yana geçirdiği 3 yıl hakkında neler söylemek istersiniz?
YSGP, oldukça coşkulu ve şenlikli bir konferansla kuruldu. Bu heyecanla ilk defa bir araya gelen insanların; birbirlerini tanımak için zamana ihtiyacları vardı. Kuruluş sürecinde yapılması gereken görev, yasal zorunlulukların halledilmesi vb gibi bir çok zorunlu iş vardı.  Bu işler, bu yeni birliktelik için ortak ve uyumlu çalışma yeterliliğinin oluşturulması için gerekli zamanın olmaması nedeniyle çoğulcu ve katılımcılık esasları ile gerçekleştirilemedi. Birlikte İş yapma, bir hukuk oluşturma vb ortak paylaşımları, deneyimleri yeteri kadar oluşturamadık.

İlk konferans sonrası çoğulculuğa olabildikçe yaklaşan bir PM ve MYK oluşturuldu. Ancak ülke gündeminin hızla seçimlere taşınması partinin tüm renkleri ile örgütlenmesinin önüne geçti. Bu aşamada hızla alınması gereken kararlar ve atılması gereken adımlar konusunda farklı yaklaşımlar, uzun uzun tartışılma fırsatı bulamadı. Gündem hızla akıyordu.

Bu ve benzeri birçok nedenle geçen üç yıla rağmen kuruluş sürecimizi tamamlamış bir parti olduğumuzu söylemek çok da doğru olmayacaktır. Ama gelinen noktada üyelerimizin birlikte kalma, bir arada durma ve birlikte iş yapma iradesi ve isteğinin devamı da gözardı edilmemelidir.

Parti, yeni kurulmuş olmasına, bu süreçte ülke gündemi doğallığında ağırlıkla seçim endeksli çalışmasına rağmen, hala ilgi odağı olmayı becermiştir.

2. Olağan Konferans sonrasında nasıl bir Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi hayal ediyorsunuz?

Bu konferansla beraber, kuruluştaki o heyecanı tekrar yakalayacağımıza inanıyorum. Yerellere dayanan, daha güçlü, daha örgütlü, daha görünür, tüm mekanizmaları ile şeffaf ve katılımcı ve kendi sözünü söyleyen bir parti hayal etmiyorum; istiyorum.

Dünya’nın içinde bulunduğu hali göz önüne aldığınızda Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin fikriyatının bu krizlere vereceği yanıtların nasıl olması gerektiğiniz düşünürsünüz?

Partinin programatik metni, küresel bazdaki krizler ve çözüm önerileri üzerine umut vaad eden bir fikriyatın girişi olarak sayılabilir. 4 Adalet altında,  bu konunun iyi formülize edildiğini düşünüyorum. İş sorunları tanımlamakla bitmiyor elbette. Çözüm önerilerimiz; antikapitalist düzlemde, emekten, bilimden ve doğadan yana olmalıdır.

Örneklemek gerekirse; enerji sorunu ne kadar büyük tarif edilirse edilsin, biz yerinde, yerel ve küçük diye tarif edilecek, doğaya uyumlu çözüm yöntemleri sunmalıyız.

Türkiye’nin içinden geçtiği günler ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Ne düşünür ki insan, savaş varken. İnadına barış, barış hemen şimdi demekten başka ne denir? Barış hücrede, tecritteyken ne denir? İnsanlar öldürülüyor, kentler yıkılıyorken….

Bir ortaçağ karanlığına bulandı ülke. Akademisyenler, gazeteciler cezaevlerinde… Attığımız tweet özgürlüğümüzü sonlandırabilir, Facebook’tan paylaştığımız herhangi birşey memuriyetimizi sonlandırmaya neden olabilir… Çantamızdaki bir davetiye sınırdışı edilmemize gerekçe olabilir.

Yasakçı bir zihniyetle yönetiliyoruz. Demokratik yollarla edindiğimiz kazanımları “yok bu olmadı, begenmedim; baştan” diyerek yok sayan, yargı kararları için “kabul etmiyorum; saygı da duymuyorum” diyebilecek cürette bir yönetim…

80 darbesinde çocuktum. Ama bu dönemde faşizmin ne olduğunu gördüm.

Eklemek istedikleriniz?

Herkesi büyük konferansa ve konferans sonrasında partinin gücüne güç katmaya davet ediyorum. Bu dönem, yeşerdiğimiz, filizlendiğimiz bir dönem olsun.

Röportajlar: Koray Doğan Urbarlı

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page