Türkiye’de Hava Kirliliği raporunun kara tablosu: 80 il alarm veriyor!

Geçtiğimiz kış mevsiminde tüm dünyada “kırmızı alarm” seviyesine yükselen hava kirliliğinin Türkiye’deki boyutunu Temiz Hava Hakkı Platformu hazırladığı raporla gözler önüne serdi. “Türkiye’de Hava Kirliliği: Kara Rapor” adlı rapor Minerva Palas’ta düzenlenen bir basın konferansı ile kamuoyuyla paylaşıldı.

23

Türkiye’de hava kirliliği ölçümü yapılan tüm istasyonlardan alınan veriler ışığında hazırlanan raporda yer alan çarpıcı gerçekler şöyle:

. Türkiye’de hava kirliliğine neden olan PM10 partikülü için 2015’te verilen yıllık limit 56 μg/m3’tür. 2015 yılında Türkiye’de 81 ilin 41’inde bu limit aşıldı. En yüksek düzeyde hava kirliliği görülen 3 il Aksaray, Ağrı ve Muş oldu.

. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) hava kalitesi limiti dikkate alınarak yapılan değerlendirmede ise sadece Çankırı’daki değerlerin limitin altında olduğu görüldü.

. Özellikle Samsun (İlkadım Hastane), Bursa, Manisa, İstanbul (Esenyurt), Adana (Valilik), Kayseri (Hürriyet) ve Bursa (Beyazıt Cad.) istasyonlarında, yılda 250 günden fazla süre boyunca ( 327-256 gün) günde 50 μg/ m3’den daha fazla PM10 düzeyi ölçümü yapıldı.

. Kömürlü termik santraller nedeniyle Türkiye’de her yıl en az 2 bin 876 erken ölüm, 4 bin 311 hastaneye yatış ve 637 bin 643 işgünü kaybı yaşanıyor. Kömürlü termik santrallerin hastalık ve ölüm nedeniyle yarattığı olumsuz ekonomik yük 2,9-3,6 milyar Avro arasında değişiyor.

24

Raporu hazırlayan ekipten Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, raporu şöyle değerlendirdi: “Türkiye’de klasik hava kirleticilerinin tümü ölçülmüyor. Ülkemizde yalnızca SO2 ve PM10 tüm illerde ölçülüyor. Diğer klasik hava kirleticilerinin ölçüldüğü il ve istasyon sayısı sınırlı. Hükümet hava kirliliğini önleme konusunda ivedi olarak adım atmalı ve hava kirleticileri için DSÖ tarafından önerilen sınır değerlerin kullanılmasını sağlamak amacıyla yasal düzenleme yapmalıdır.”

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı üyesi Doç. Dr. Çiğdem Çağlayan da Türkiye’de hava kirliliğinin özellikle 2015 yılında ciddi artış gösterdiğini vurgulayarak, “Başta akciğer kanseri ve solunum sistemi hastalıkları olmak üzere birçok sağlık etkisi bulunan hava kirliliğine karşı ulusal ve yerel düzeyde yöneticileri önlem almaya çağırıyoruz” dedi.

Türkiye’nin hava kirliliği konusundaki yasal mevzuatın DSÖ’nün düzenlemelerinin gerisinde olduğunu vurgulayan Greenpeace Akdeniz Avukatı Deniz Bayram, temiz hava hakkı 2019-2020 hedeflerine ulaşmak için öncelikle kömüre dayalı enerji üretiminden vazgeçilmesi gerektiğini belirtti ve “Etkili önlemler derhal alınmalı” şeklinde konuştu.

Temiz Hava Hakkı Platformu tarafından hazırlanan rapora erişim için:  Turkiyede Hava Kirliligi 2016 raporu

 

(Yeşil Gazete)