DünyaManşet

Tazmanya’nın dünya mirası ormanları küle dönüyor

Karl Mathiesen tarafından The Guardian‘da yayımlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Duygu Kutluay‘ın çevirisiyle sunuyoruz.

***

Kontrol edilemeyen yangınlar binlerce yıllık ağaçları küle döndürürken antik Gondwana ekosistemi için korkunç bir gelecek öngörülüyor

2500

Tazmanya’nın kuzey batısında bulunan Tarkine yağmur ormanlarında yangınlar çıkıyor. Bu ormanlar yandığı zaman, tekrardan iyileşmeleri yüzyıllar alacak. Görsel: Markus Mauthe/ Greenpeace

Tazmanya’da küresel boyutta bir trajedi yaşanıyor. Dünya mirası ormanlar yanıyor, 1000 yıllık ağaçlar altlarındaki bitki örtüsüyle birlikte küle dönüyor.

Yangınlar bir zamanlar süper kıta Gondwana’ya yayılmış bir ekosistemin kalan son parçaları olan King Billy (Athrotaxis selaginoides) ve Pencil Pine (Athrotaxis cupressoides) gibi Tazmanya’nın endemik çeşitlerini uzun süredir etkilemiş durumda. Avustralya’nın kışları yaprak döken tek ağacı sevgili Nothofagus ise sonsuza kadar yok olmaktan sadece bir rüzgar sapması uzaklığında.

Avustralya’nın yenilenmek için yangınları kullanan okaliptüs ormanlarının aksine bu bitkiler yangın ve yenilenme doğal döngüsü içinde yaşamak için evrilmemişler. Yanarlarsa ölürler.

Bu sondan kaçınmak için bu ağaçlar alev almayacakları çok nemli olan yüksek platolarda yetişirler. Ama kuru bir bahar ve yaz en nemli yağmur ormanlarını bile kava çevirebilir. Geçtiğimiz hafta (26 Ocak 2016), büyük ve alışılmadık bir kuru elektrik fırtınası arazileri yakarak ülke üzerinden geçti.

Tazmanya Üniversitesi Çevresel Değişim Biyoloji profesörü David Bowman bu olayların geçmişte de meydana geldiğini ancak belki bin yılda bir kez gerçekleşen son derece nadir olaylar olduğunu söylerken “Bu yangınlar, 1.000 yıldan daha yaşlı ağaçları öldürüyor ve bin yıldan fazla bir sürede oluşan toprağı yakıyor.” diyor.

Bowman sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu gerçekten bin yılda bir gerçekleşen bir olay olsaydı, onun gerçekleştiği devirde yaşamak uzmanlar için piyango kazanmak kadar önemli olurdu. Ama maalesef artık aynı dünyada yaşamıyoruz, yeni bir yerdeyiz. Eşik değeri geçtiğimizi kabul etmemiz gerekiyor sanırım. Bu, iklim değişikliğinin gerçekliği.”

Söndürülemeyen yangınlar

Ocak ayındaki yangından bir fotoğraf. Görsel: ABC News

Ocak ayındaki yangından bir fotoğraf. Görsel: ABC News

Hint Okyanusu dipolü ve Pasifik Okyanusu’daki El Niño gibi iki doğal iklim olayının yangınlar öncesine tesadüf etmesi yangınların etkisini artırdı. Doğu Hint Okyanusu’ndaki soğuma Tazmanya’da bahar aylarında gözlenen sağanak yağmurların neredeyse hiç yağmamasına neden olurken El Niño sıcak ve kuru yazlar getirme eğilimindedir. Bu doğal fenomenler yüzyılda bir değil on yıllık zaman dilimleri içinde meydana gelir, bu yüzden daha önce de böyle tesadüfler yaşanmış ancak ormanlar yanmamıştı. Avustralya ana karasında ve dünya çapında, iklim ısındıkça yangın felaketlerinin sıklığı artıyor. İklim değişikliğinin bir göstergesi de yangınların insanlar tarafından değil fırtınalar tarafından çıkıyor olması. Canberra’da bulunan Avustralya Ulusal Üniversitesi Ekoloji ve Koruma Biyolojisi Profesörü David Lindenmayer iklim modellemelerine göre yıldırımların artmasının beklendiğini belirtiyor.

1993 ve 2003 yılları arasında, Tazmanya Parklar ve Doğal Yaşam Dairesi 17 yangının yıldırım nedeniyle başladığını kaydetti. Takip eden sonraki on yılda bu sayı otuza yükselmişti. Daire, bu dünya mirasının yangın risk değerlendirmesinde iklim değişikliği nedeniyle yıldırım kaynaklı yangınların artık “doğal” olarak değerlendirmemesi konusunda uyarıyor. Raporda, yıldırım kaynaklı yangınlar dünya mirası sit alanı için en büyük tehdit olarak kabul ediliyor.

Bölgeye komşu Victoria’da, doğal olarak her 75 ile 120 yılda bir meydana gelen büyük yangınlar geçtiğimiz yüzyılda ortalama her 20 yılda bir meydana geldi.

Lindenmayer, bu gelişmelerin uzun süredir yapılan öngörülerin gerçekleştiğine delalet ettiğini, daha geniş alanlarda daha sık ve yoğun yangınların görüleceğini ve Tazmanya’nın bunun ispatı olduğunu söylerken; Bowman böyle bir durumun Gondwana’nın sonu demek olduğunu, çünkü böyle bir dünyada Gondwana’nın hayatta kalamayacağını belirtiyor.

5050

Tazmanya’daki Kudüs Milli Parkı, Athrotaxis cupressoides ormanındaki yastıksı bitkiler. 1200 yaşına kadar yaşayan ve sadece bu adada var olan bu ağaçların bir kısmı geçtiğimiz haftalarda yandı. Görsel: Ashley Whitworth/ Alamy

UNESCO 1982 yılında 1,5 milyon hektarlık bu adayı Dünya Mirası Listesine aldı. Aborjin mirasını da göz önüne aldığınızda, bu alan dünyadaki diğer başka bütün alanlardan daha fazla dünya mirası kriterini yerine getiriyor.

Bu alanı geçmek haftalar sürer. Çocukken, ailem sık sık Tazmanya’nın merkezindeki dağlık uhrevi ormanda yürüyüşe götürürdü beni. Yastıksı öbekler halindeki bitkilerin üzerine basmamam için beni uyarırlardı. Resif mercanları gibi bu minik bitkilerin oluşturduğu topluluklar da seleflerinin ölü iskeletleri üzerine toplanarak bu yastıksı yapıyı oluşturuyorlar. Üzerlerine basmak, yüzlerce yıllık oluşumun yok olması anlamına geliyor. Resif mercanları gibi, iklim değişikliği bu jeolojik inşa projesi için de bir tehdit.

Bu bölgeyi UNESCO listesine altına aldırabilmek hala tüm zamanların en büyük çevre başarılarından biri olarak kabul ediliyor. Kampanyayı başarıya götürenler, bu coğrafyanın büyük büyük torunlarına kadar böylece korunacağını umuyorlardı. Gondwana ekosisteminin kendi ömürlerinde yok olma tehdidi altında olacağı akıllarından bile geçmezdi.

Diğer pek çok Tazmanyalı gibi Bowman da bir doğa yürüyüşçüsü. “Sevdiğiniz birinin kansere yakalanması gibi,” diye ifade ediyor. “Kaçınılmaz sona hazırlanmalısınız sanırım. Yas tutuyor insan. 100 yıl sonra bu bölgenin hala hayatta olması çok düşük bir ihtimal. 50 yıl içerisinde bile geriye bir şeyler kalacağına inanmak zor.”

UNESCO’dan bir yetkili bu bölgenin refahı hakkında Birleşmiş Milletler ilgili merkezi içinde bir endişe olduğunu ve yangınlar hakkında Avustralya hükümetinden bilgi talep edildiğini teyit ediyor. Ama UNESCO bölgenin iklim değişikliği altında uzun süreli varlığıyla ilgili gündemleri olup olmadığı hakkında bir açıklama yapmıyor. UNESCO geçtğimiz Kasım ayında adaya gönderdiği heyet tarafından iklim değişikliği nedenli yangınların bölge için oluşturduğu potansiyel risk konusunda uyarılmıştı.

682

26 Ocak akşamı Tazmanya’daki yangınlar (beyaz kutular). Dünya mirası sit alanı güney, batı ve merkezde koyu yeşil olarak gösterilen alanı kapsıyor. Görsel: Tazmanya yangın departmanı

Düşük rakımlarda, dünya mirası sit alanı dışındaki tartışmalı Tarkine bölgesinde ve kuzey bölgelerde de yaşlı yağmur ormanları yanıyor. Avustralya’daki en büyük yağmur ormanlarını oluşturan Tarkine antik koruları da ormancılık faaliyetlerinin yürütüldüğü alanlarla birbirinden ayrılıyor. Yangın sonrası tekrardan canlanmaları ise yüzyıllar alıyor. Lindenmayer, ağaçları kesmenin ormanların yangın riskini “kesin” olarak arttırdığını söylüyor. Araştırması, son 40 yıl içinde kesilmiş bir ormanın hiç dokunulmamış ormandan daha sıcak ve kolay yandığını gösteriyor. Bu da kesim yapılmış alanlara komşu olan balta girmemiş ormanların daha fazla
risk altında olduğu anlamına geliyor. Yağmur ormanlarının olduğu her yerde bunu görebiliyoruz.

Wilderness Society eski başkanı Geoff Law, Bowman’ın Gondwana ormanları için öngörüsünü korkunç bulurken, bir yandan da yurt dışından Avustralya hükümetine gelen baskının havadan yangın söndürme uçakları ve su balonları ile müdahale çözümlerini dayatabileceğini umuyor.

Tazmanya itfaiye ekipleri ülke çapında yaklaşık 100 kadar yangını izliyor ve haklı olarak can ve mal korumasını önceliklendiriyor. Avustralya Yeşiller Partisi eski liderleri Bob Brown ve Christine Milne, Malcolm Turnbull hükümetine yazarak anakaradan uzaktan yangın söndürme yardımı talep ettiler. (Law, Milne ve Brown, Franklin barajına karşı çıkarak bölgenin dünya mirası sit alanı listesine alınması için çalışan ekipte birlikteydi.)

Brown, ABC Ulusal Radyosuna Tazmanya’nın kayıtlardaki en kuru baharı ve en sıcak Aralık ayını yaşadığını belirtirken, Ocak ayında hiç yağmur almadıklarını ve insan kaynaklı iklim değişikliğinden ötürü her şeyin insanlık tarihinde görülmediği kadar sıcak ve kuru olduğunu belirtti.

Bowman, yağmurun gelip itfaiye ekiplerini rahatlatacağını umuyor. Ama aynı tehlikenin önümüzdeki her yaz tekrarlanacağı düşünülürse bu yıl yağmurun yangınları söndürüp söndürmedğinin bir önemi kalmayabileceğini de sözlerine ekliyor.

 

Haberin İngilizce Orijinali

Yazı: Karl Mathiesen

Yeşil Gazete için çeviri: Duygu Kutluay

(Yeşil Gazete, The Guardian)

Kategori: Dünya