Sur’u, Cizre’yi gördük, hepimiz oradaydık – Pelin Cengiz

Bundan sadece üç dört yıl önce çözüm süreciyle birlikte Diyarbakır başta olmak üzere bölgenin kısa sürede yükselen bir yıldız olacağından, kültür, sanat, tarih değerlerinin tanıtım ve turizmle dünyaya açılacağından, pek çok alandaki yatırım imkanlarından bahsediyorduk. Ancak, bugün Kürt coğrafyası, göçler, sokağa çıkma yasakları, çatışma ve operasyonlar sonucu yaşanan ağır can kayıpları ile anılıyor.

Bölgedeki gazetecilerle dayanışmak, onların çalışma şartlarının zorluğunu yerinde görmek ve seslerini duyurmalarına bir nebze de olsa katkıda bulunabilmek üzere Haber Nöbeti organizasyonuyla gittiğim Diyarbakır’da, yaşananların ağır ve acı gerçekliğiyle bir kez daha yüzleştik.

Kaybedilen canları bir daha geri getiremeyeceğiz. Bodrum katlarında günlerce aç susuz yaralı kalanları, üzerlerine yıkılan binaları, yakılan bedenleri hafızalarımızdan silemeyeceğiz. İnsani tüm değerler, o bodrum katlarında öldürülenlerle birlikte enkazın altında kaldı.

Bu ağır bilançonun yanında Diyarbakır’daki temaslarımızda da şahit olduğumuz üzere geride kalanlar için de orta vadede umut ışığı görünmüyor. Göç ve çatışmalar nedeniyle Diyarbakır başta olmak üzere Kürt illerinde ekonomik hayat çökmüş durumda. Ticaret felce uğramış, yüzlerce iş yeri kapanırken, binlerce kişi işsiz kalmış. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası verilerine göre, çatışmalar nedeniyle Sur ilçesindeki çok sayıda işletme kapanmış. İhracatta 40 milyon dolarlık kayıp oluşmuş. Karşımızda, hem insani hem de ekonomik boyutu çok büyük bir sorun var.

Yaşanan ölümler ve yıkımlar nedeniyle belki şimdi ekonomik durumdan bahsetmek çok kolay değil ancak geleceği de bir şekilde düşünmek gerekiyor. Bu kentlerde geride kalanlar, bu yaşananların ağırlığıyla ve acısıyla yeni bir yaşamı kurabilecekler mi?

Başbakan Davutoğlu, önce operasyonlar kapsamında yerle bir olan Diyarbakır’ın Sur ilçesiyle ilgili “terörle mücadele” kapsamında hükümetin yeni bir açılıma hazırlandığını “müjdeleyerek”, “Sur’u öyle inşa edeceğiz ki aynen Toledo gibi olacak” dedi. Daha sonraki konuşmalarından birinde ise, “Terör örgütünün yıktığı, yaktığı şehirlerimizi daha güzel şekilde inşa etmek için büyük bir seferberlik başlattık. Silopi’yi, Cizre’yi, Sur’u terör örgütünün zarar verdiği diğer bütün yerleşim birimlerini bölgenin örnek kentleri haline getireceğiz” açıklamasında bulundu. Daha sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TOKİ ile Sur, Cizre, Silopi’yi dönüştüreceklerini kaydetti.

Ekonomik gelişme TOKİ ile değil barış süreciyle olur

Bu mudur yani? Bu ülkenin Başbakanı yanmış yıkılmış kentlerde, çocuklarının akrabalarının gözleri önünde katledildiğine tanık olan insanların tüm bu süreç bitse bile hiçbir şey olmamış gibi ekonomik faaliyetlere girebileceğini, devlet kurumlarıyla işbirliği yapabileceğini mi düşünüyor? İktisadın sosyolojiden bu kadar kopuk olduğunu mu düşünüyor? Ekonomik faaliyetlerin ancak karşılıklı bir güven ortamında insanların geleceğe umutla baktığı bir ortamda gerçekleşeceğini bilmiyor mu Başbakan? İnsanların kendi geleceklerine bakarken devletin kendilerine reva gördüğü bu koşulları sadece TOKİ yeni binalar yaptı diye unutacağını mı sanıyor? Artık o coğrafyadaki insanların gelecek tahayyülleri temmuzdan beri yaşananlarca belirleniyor. Başbakan bunları göremeyecek kadar Kürt halkına uzak…

Başka yerlere benzetmeden, yıkıp yeniden “daha iyisini” inşa etmeden yüzlerce yıllık tarih ve kültür barındıran bu kentleri mevcut haliyle daha iyi duruma getirmenin mümkün olduğu bir süreç işliyordu, ancak her şey yerle bir oldu.

Çok değil bundan sadece yaklaşık üç yıl önce TÜSİAD, toplumsal huzur ve barış ortamının tesisi için atılan adımlara destek olmak amacıyla ekonomi tarafında yapılması gerekenlerle ilgili inisiyatif almış ve bölgeye üyeleriyle birlikte düzenli seferler düzenlemeye başlamıştı. TÜSİAD ve TÜRKONFED, çözüm sürecinin iktisadi ayağının güçlendirilmesi ve sahiplenilmesi amacıyla çatışma ortamından her bakımdan ağır zarar görmüş bölgesini temsilen Cizre’de, Batman’da kalkınma zirveleri düzenlemişti.

TÜSİAD o dönemde yaptığı bir çalışmayla Güneydoğu Bölgesi’nin en az gelişmiş 14 ilini kapsayan kalkınma perspektifinin, çözüm sürecinin başarıya ulaşmasına paralel olarak nasıl gelişeceğini çeşitli senaryolarla ortaya koymuştu. Eğer 30 yıl boyunca bölgede çatışma olmasaydı, bu 14 ilin Türkiye ekonomisine katkısı ne olacaktı? Bu illerin büyümesi yüzde 5,5 civarında olacak, kişi başına gelir Türkiye genelinin yüzde 39’una denk gelecekti. Çözüm süreciyle birlikte 2023’e kadar Türkiye ortalama yüzde 6,2 büyürken, bölge yıllık yüzde 11,5 büyüyecekti. Yatırım talebinin tetiklenmesiyle Türkiye yüzde 6,8, bölge ise yüzde 15,1 büyüme kaydedecekti.

O dönemde yatırım için başvurusu yapılan teşvik belgelerinin yatırım miktarı 7,1 milyar lira düzeyindeydi ve tüm bu yatırımların gerçekleşmesi halinde 23 bin kişiye istihdam sağlanacaktı.

Hatırlıyorum, çok sıcak bir haziran ayıydı, TÜSİAD Cizre’ye adeta çıkarma yapmıştı, o dönem TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Tarkan Kadooğlu başta olmak üzere Güler Sabancı’dan merhum Mustafa Koç’a, Ümit Boyner’den Hamdi Akın’a, şimdi tutuklu bulunan Memduh Boydak’tan Nihat Özdemir’e onlarca TÜSİAD üyesi oradaydı. Bölge işadamları taleplerini ve beklentilerini anlatırken, pek çok iş dünyası temsilcisi bölgeye ilişkin yatırım planlarından ve önerilerinden bahsetmişti. Tam anlamıyla birbirini anlama ve tanıma süreciydi.

Bölge işadamları, Türkiye’nin önde gelen sanayicileri, gazeteciler hepimiz oradaydık, barışa giden yol için yapılanları gördük. Bu süreç başladığında da, devam ederken de, sona erdiğinde de oradaydık! Bunca yaşanmış trajediden sonra o günlere hala TOKİ binaları inşa ederek, esnafa kredi verilerek dönülebileceğini düşünen bir iktidarın bize bıraktığı umutsuzluktan başka elimizde birşey yok…

Pelin Cengiz – haberdar.com58-pelin-cengiz

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page