ManşetTarım-Gıda

“Fabrika tipi çiftliklerden yatırımını çek” hareketi hakkında bilmeniz gerekenler

”Dünya Çiftçiliğinde Merhamet” grubuna göre çoğu domuz ve kanatlı hayvan yoğun çiftliklerde yetişiyor. Fotoğraf: Randall Hill/Reuters

Tom Levitt tarafından The Guardian‘da kaleme alınan yazıyı Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Naime Sürenkök‘ün çevirisiyle sunuyoruz.

***

Yatırımcıları fosil yakıtlardan vazgeçirme kampanyalarının başarıya ulaşmasının ardından yeni hedef, fabrika tipi çiftlikler.

 ”Dünya Çiftçiliğinde Merhamet” grubuna göre çoğu domuz ve kanatlı hayvan yoğun çiftliklerde yetişiyor. Fotoğraf: Randall Hill/Reuters


”Dünya Çiftçiliğinde Merhamet” grubuna göre çoğu domuz ve kanatlı hayvan yoğun çiftliklerde yetişiyor. Fotoğraf: Randall Hill/Reuters

Fast-food zinciri Subway, çiftliklerde antibiyotik kullanımı konusunda geri adım atan son şirketlerden biri. Amerika’da antibiyotiksiz yetişen etlerden yapılan yeni bir tavuklu sandviç piyasaya sürdü.

Bu, tüketici ve iş dünyasının, özellikle fabrika tipi, yoğun çiftliklerdekileri göz önünde bulundurmak üzere eti, sütü ve yumurtaları için yetiştirilen hayvanların sağlığı ve hayvanların üzerindeki çevresel etkiyi önemseye başladığını gösteriyor.

“Fosil yakıtlardan yatırımını çek” hareketinin yarattığı başarıyı takip etmesi umuduyla (400 kurum, iklim değişikliği ile mücadele kapsamında paralarını kömür, petrol ve doğalgaz şirketlerinden çekme sözü verdi), kampanyacılar şimdi de yatırımcıları, doğrudan veya dolaylı olarak zararlı pratikler uygulayan şirketlerde oluşabilecek finansal risk konusunda uyarmaya çalışıyor.

Peki tüm bunlar ne anlama geliyor?

Yoğun ya da fabrika tipi hayvancılık, kapalı alanlarda ya da hareketlerinin kısıtlandığı alanda yüksek sayıda hayvanın yetiştirilmesi anlamına geliyor. ABD’de 1.000’den fazla büyükbaş, 2.500’den fazla domuz ya da 125.000’den fazla kanatlı hayvanın bulunduğu çiftlikler “Konsantre Hayvan Besleme Operasyonu (CAFO)” olarak adlandırılıyor. AB’de ise, 40.000’den fazla kanatlı hayvan ya da 2.000’den fazla domuz olan çiftlikler yoğun çiftlik olarak kabul ediliyor.

Bu tür yetiştiricilik, hayvan sağlığı ve refahını tehlikeye sokarken, su kirliliği ya da antibiyotiklerin yanlış kullanımı ile bizim sağlığımızı da tehdit edebilir.

Çok sayıda kurum bu sorunlara dikkat çekmek, yasal düzenlemeler ve tüketici boykotları konusunda çalışıyor. Elli yılı aşkın bir süredir süren bu kampanyalar sayesinde, özellikle Avrupa’da bazı iyileştirmeler oldu. Ancak yoğun hayvancılık, küresel anlamda büyüyen bir sektör.

Yeni yüzyıla girerken dünyada 15 milyar çiftlik hayvanı olduğu tahmin ediliyor. Bu sayının, başta yoğun çiftliklerde yetiştirilen tavuk, domuz ve yumurta sayısının hızla artmasıyla 24 milyara yükseldiği söyleniyor.

Yeni yeni ortaya çıkan “yatırımın geri çekilmesi hareketi” ile fabrika tipi hayvancılığı doğrudan destekleyen ve halka açık olarak hisse sahipliğini ilan eden şirketlere ek olarak, hayvan ürünleri satın alarak dolaylı yoldan yatırım yapan şirketler de hedef alınıyor. Amaç, bu şirketlerin fabrika tipi hayvancılık yapan şirketlerle doğrudan temas ederek şartları iyileştirmelerine zorlamaları veya paralarını bu şirketlerden tamamen çekmelerini sağlamak.

Yatırımcılar bunu neden önemsesin?

ShareAction kampanya grubuna göre fabrika tipi çiftliklerle bağlantısı bulunan şirketler, gelecekteki karlarını etkileyecek büyüklükte risk alıyor. ShareAction, yoğun çiftliklerdeki salgın hastalık riskinin yüksek olması, açılabilecek davalar, su kirliliği ile ilgili ceza ve yaptırımlar, değişken yem girdi fiyatları, çalışanların potansiyel sağlık ve refah problemleri, metan salımları ve antibiyotik kullanımı ile ilgili gelecekte oluşabilecek yasal yaptırımlar gibi noktalara işaret ediyor.

Toplum ve yasa yapıcıların standartları ve beklentileri yükselirken (hayvan refahı hakkındaki AB yasalarına bakınız), işletmelerini bu standartlara uyduramayan şirketler yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalabilir. Örneğin, Avrupa Birliği’ndeki antibiyotik kullanımı ile ilgili yasal yaptırımlar ABD’de uygulanmaya başlanırsa, bu durum et sektörüne 700 milyon dolardan fazla ek bir maliyet getirecektir.

Medya ve sivil toplum bu konuyu gündeme getirdiğinde şirketlerin çok kötü refah koşulları olduğu ve negatif tepkileri ortaya çıkıyor. Örneğin geçen sene the Guardian’ın yaptığı bir araştırmaya göre, İngiltere’deki lider süpermarketlerin çoğunda satılan domuz etlerinde, fabrika tipi çiftliklerde aşırı doz antibiyotik kullanımıyla ilgili olarak MRSA adlı bir böceğin izine rastlandı.

Yatırımını geri çekmeye başlayan oldu mu?

Aviva, Allianz ve Alliance Trust gibi iyi bilinen yatırımcılar fabrika tipi çiftlik işletmelerine yatırım yapmanın riskleri konusunda endişelerini dile getirdi. Bu riskleri, itibarlarıyla ilgili ve potansiyel olarak da finansal olarak nitelendirdiler. Fabrika tipi işletmeleri dışarıda bırakan yatırım fonlamaları da bulunuyor.

Boston Ortak Varlık Yönetimi şirketinin Sürdürülebilirlik Direktörü Steven Heim, “Tyson Foods ya da Smithfield Foods gibi temel iş alanı Konsantre Hayvan Besleme Operasyonu (CAFO) olan şirketlere yatırım yapmadığımızın altını çiziyoruz. Çünkü fabrika tipi işletmelere yatırım yapmamıza karşı çıkan müşterilerimiz var” diyor. Ayrıca metan salımı ve antibiyotik kullanımının da yatırımcılar için büyük risk teşkil ettiğini belirtiyor.

İngiltere çıkışlı EdenTree Yatırım Yönetimi firması, 2012’den itibaren etik yatırım fonu sunuyor ve yoğun çiftlik şirketlerini yatırımlarının dışında tutuyor. Yoğun çiftlikten ne kast ettiği ya da hangi çiftlikleri işaret ettiği tam olarak anlaşılmasa da, bunların çoğunun ABD’de bulunduğunu belirtiyor. “Hayvanların doğal davranışlarını sergileyemediği şirketlere yatırım yapmak istemiyoruz” diyor. EdenTree’nin sosyal sorumluluk yatırımlarının başında olan Neville White’ın, bu konu üzerinde ayrıca bir açıklama notu da bulunuyor.

Şirketlerin buna tepkisi ne?

McDonalds, sosis üreticisi Noble Foods ve ABD’nin en büyük kırmızı et üreticisi Tyson Foods’un da içinde bulunduğu bir grup gıda şirketi, hayvan refahını ölçen bir proje üzerine çalışmaya başladılar. “Dünya Çiftçiliğinde Merhamet” adlı sivil toplum kuruluşunun partnerliğinde oluşturulan Çiftlik Hayvanı Refahı Üzerine Ticari Ölçütler (BBFAW), dünyanın yarısından fazla lider gıda şirketinin hayvan refahı üzerine hedefler koyduğunu belirtiyor.

EdenTree ve Boston gibi yatırımcılar, artık şirketlerin iyileştirme yapmaları için baskı yaratma ve yargılama amaçlı ölçütler koyduklarını belirtiyor. BBFAW’dan Rory Sullivan, “İlk kez, küresel yatırımcıların yatırım yaptıkları şirketler üzerine çalışma şekillerini aktif olarak  iyileştirmeleri ve hayvan refahı üzerine raporlama yapmaları üzerine çalıştıklarını görüyoruz… Bu, şirketlere kendi faaliyetlerini açıklama ve performanslarını anlatma konusunda da güçlü bir teşvik oluyor” diyor.

Antibiyotikler üzerinde son düzenlemeleri bir kenara bırakırsak, daha fazla şirketin değişmesi için kamuoyuna açık girişimlerin arttığını ve başarı durumunun karışık olduğunu görüyoruz. 2008 yılında ünlü şef Hugh Fearnly-Whittingstall, Tesco yatırım ortaklarının tavukların refahını artırma konusundaki önerileri desteklemeleri için çalıştı, ancak bu konuda başarısız oldu. Şubat ayında, Tyson Foods’un hissedarları, su kirliliğini azaltma konusunda yeni kurallara uyum sağlamalarını gerektirecek bir teklifi reddetti.

Buna karşılık Tyson Foods, su yönetimi konusundaki çalışmaları konusunda kar amacı gütmeyen CDP’yi daha fazla bilgilendireceğini ve kurumsal çevresel etki konusunda bilgiyi dışarıya vereceğini açıkladı. Buna rağmen, henüz iklim verisini CDP ile paylaşmadı.

Başarılı olacak mı?

ShareAction’a göre yatırımcıların çoğu henüz bu konuyu dikkate almıyorlar. Ayrıca çiftlik hayvancılığı kaynaklı metan salımlarının iklim değişikliğiyle doğrudan bağlantılı olmasına rağmen, bu konuda yeterince ince eleyip sık dokumuyorlar.

Özel sermaye milyoneri Jeremy Coller tarafından kurulan “Çiftlik Hayvanı Yatırım Riskleri ve Getirileri (FAIRR)” gibi yatırımcılara karşı lobi faaliyeti yürüten birçok diğer grup da mevcut. Coller’ın Aralık 2015’te yayınlanan ve durumu göz ardı eden şirketlerin “yeni kömür” olacağını ve yatırımcıların ilgi alanından çıkacağını anlatan yatırım riski raporları medyada geniş yankı buldu.

Fabrika tipi çiftliklere yatırım yapmaktan vazgeçen yatırımcıların sayısı henüz tam olarak belli değil. Allianz ve Alliance Trust gibi birçok yatırım şirketi FAIRR inisiyatifine dahil olsa da şimdiye kadar sadece varlıklarını gösterdiler. Bu konuda değişiklik ve iyileşmeleri en iyi gösterenin BBFAW’ın ölçütleri olduğu söylenebilir.

Gıda kampanyacıları, yatırımcıların başını çektiği bu yeni yaklaşımdan ikna olmuş görünüyor.

Gıda Etiği Konseyi direktörü Dan Crossley, “değişim için diğerlerinden daha hızlı ve güçlü bir kaldıraç etkisi” yaratacağını belirtiyor ve etik temelli endişelerin yatırımcılarda dönüşümü ancak finansal bir somutlaşmayla sağlayacağını da ekliyor.

Haberin İngilizce Orijinali

Haber: Tom Levitt

Yeşil Gazete için Çeviri: Naime Sürenkök

(Yeşil Gazete, The Guardian)

Kategori: Manşet