Dış KöşeManşet

İklim biliminde düalizm – Kevin Anderson

Görsel: Activist Spot

Kevin Anderson tarafından kendi blogunda yayımlanan yazıYeşil Gazete ekibinden Özge Geyik‘in çevirisiyle sunuyoruz.

***

…bütüncül değerlendirmelerin nasıl istemdışı olarak siyaseten uygun görülecek sonuçlar doğurduğu üzerine.

Görsel: Activist Spot

Görsel: Activist Spot

Tartışmaya açık varsayımlarda bulunup hakim siyasi ve ekonomik hassasiyetlere uygun şekilde cilalanmış analizler yaptığımızda bilimin temeli zayıflar. 2°C sıcaklık artışını aşmama hedefinde negatif salım teknolojilerinin politik çıkarları sarsmayacak azaltım yöntemi olarak dahil edilmesi de buna bir örnek. Sonuçları siyasi gündemi ne kadar rahatsız edici olursa olsun, toplumların, şeffaf ve temellendirilmiş varsayımlarda bulunan bilim insanlarına ihtiyacı vardır.

Bonn(Almanya)’da bulunan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) Sekreterliği tarafından Haziran’da gerçekleştirilen konferansta Kasım 2014’de yayımlanan ve amacı karar merciilerine net ve anlaşılır bilgi sunmak olan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) sonuçlarının ana başlıkları yeniden gözden geçirildi. Financial Times’ta [1] yayımlanan habere göre 2°C hedefini tutturmanın maliyeti ekonomik büyümede yıllık %0,06’lık bir kesintiye tekabül ediyor ki bu da, İngiltere merkezli Guardian’a göre [2], salım azaltımları 2030’a sarktığı durumda dahi kesintinin %50’den az artış göstereceği küçük bir pay. The US Associated Press [3] ve Hindustan Times [4] da aynı iyimser minvalde, küresel ısınmanın güvenli kabul edilen bir sınırın altında tutulmasının fosil yakıtların kullanımının tamamen son bulması anlamına gelebileceğini fakat bunun da bu yüzyıl bitmeden gerçekleşmeyeceğini belirtti. The Sydney Morning Herald [5], 2°C’lik artışın altında kalmanın sera gazı salımlarına karşı oldukça güçlü bir çaba gerektirdiğini belirtirken China Daily [6] de bu amaca ulaşmada atılabilecek pek çok adım olduğunu ve bu adımların hem ekonomik hem de insani kalkınmaya destek olacağını ifade etti.

Bu tarz raporlara bakıldığında fosil yakıtlardan arınmanın yolunun üretim ve tüketim biçimlerimizi  değiştirmemizi gerektiren bir enerji devriminden ziyade aşamalı bir intikal süreci olduğu izlenimine kapılmak oldukça kolay. Dahası, bu tip raporlar harekete geçmek için 2030’a kadar bekleyip bu süreçte alternatifler için görüşlerin değerlendirilmesi senaryosunun ekonomik büyüme üzerindeki marjinal etkisinin hala düşük olacağını (yaklaşık %0,1’den az marjinal maliyet) iddia etmek de mümkün. Kaldı ki bu açıdan bakıldığında çok da kötü bir takas gibi durmuyor.

Halbuki bu çalışma, geri dönüşü olmayacak iklim değişikliğini engelleme yolunda konulan 2°C hedefinin enerji üretim ve tüketim biçimlerimizde acil ve etkin değişimler gerektirdiğini gösteriyor. IPCC’nin kendi hazırladığı 2°C sınırı için aşılmaması gereken 1000 Gigaton’luk karbon bütçesi, 2025’e kadar küresel salımlarda yıllık %10’luk bir azaltımla 2050 yılında tüm CO2 salımının sıfırlanmasını gerektiriyor.

Seyreltilmiş Gerçekler

1988’de başlayan IPCC raporlamalarını takdir etmekle beraber sonuçların raporlanma şekline dair şüphelerim daim. Bu durum sadece açık ve anlaşılır raporlama sorunu olmaktan ziyade IPCC sürecine katılan bazı uzmanları sürekli ve muallak açıklamalarıyla da ilgili. IPCC Sentez Raporu için yapılan basın açıklaması [7] bile iyimser tondaydı. Sonrasında ise panel başkanı Pachauri tarafından “2°C’lik artışın altında kabilmek ve bunun maliyetlerinin karşılanabilir olması için 2010 ile 2050 yılları arasında küresel sera gazı salımı azaltımımızın yüzde 40 ile yüzde 70 arasında olması ve 2100’e kadar da net salım değerimizin sıfır veya (tercihen) eksi değerlere düşmesi gerekliliği”ne dair açıklama yapıldı. Dahası, IPCC salım azaltımı bölümünden sorumlu eş başkan tarafından The New Climate Economy [8]*’nin ses getiren raporunun yansıması niteliğinde olan o çok önemli açıklama geldi; “azaltım maliyetleri ekonomik büyümeyi ciddi boyutlarda etkilemeyecek düzeyde olabilir.”

Peki IPCC’nin kendi hazırladığı rapor yapısal değişim öngören devrimci dile karşın evrimsel söylemi destekliyor mu?

Bu tarz evrimsel dönüşüm odaklı çıkarımlar fiyat, piyasa, ve insan davranışlarının iklim değişikliği bilimiyle sentezlenerek karar mekanizmalarına uyumlu, optimum maliyetli salım senaryoları üretmeyi amaçlayan kompleks ve bütüncül değerlendirme modellerine dayalı. Bu senaryolar küresel salımlarda tepe noktasının yakın tarihlerde görüldüğü  ve negative salım teknolojilerinin karbondioksiti atmosferden temizlemede teknik ve ekonomik olarak uygulanabilir düzeye geleceği varsayımlarına dayanarak oldukça iyimser tablo çiziyor.

‘İklim Mühendisliği’nin Görünen Yüzü

İklim mühendisliği** dahilinde yapılan analizler özellikle negatif salım olarak nitelendirilen iklim mühendisliği teknolojilerinin benimsenmesi durumunda artacak olan karbon bütçesini hesaba katmıyor. Hala aşağı yukarı proje aşamasında olsa da, bu teknolojiler 2°C senaryolarında önemli yere sahip. [9] [10] Sonuçları oldukça belirsiz ve tartışmalı olan bu teknolojilerin rolü senaryolarda vazgeçilmezler arasında gibi görünürken aynı derecede belirsiz (buna rağmen küresel karbon bütçesinin tahmin edilenden daha düşük olması ihtimalini yaratan) yeryüzü sistemlerine bu senaryolarda rastlamak oldukça zor. Negatif salım ve yeryüzü sistemlerinin mevcut karbon bütçesi için göreceli önemi söz konusu sıcaklığa göre değişiyor. Fakat iki fenomen de yeterli derecede ölçülüp etkisi araştırılmadan yaygın kullanımından kaçınılmalıdır.  2°C senaryoları elbette ki bir ölçüye kadar negatif salım ve bunun getirebileceği pozitif besleme mekanizmalarının etkilerine dair varsayımlarda bulunabilir fakat bunlar bütüncül değerlendirme modellerine hakim düzeye gelmemelidir.

Mevcut durumda, karbon bütçelerini arttırmak için modellemelerde yaygın kullanılan tartışmalı negatif salım varsayımları bilimsel salım senaryoları yerine siyasi arenada memnuniyet yaratan sistemsel yanlılıklara sebep olmakta. Bu durum en çok IPCC’nin senaryo veritabanında belirgin. [11] 2°C hedefinin tutturulmasını “olası” kılan -ki olası bu bağlamda %66 ve üstü ihtimale denk geliyor- 113 senaryodan (3’ü sonradan yetersiz veri sebebiyle çıkarıldı) 107’si, yani tüm “olası-2°C” senaryoların %95’i başarılı ve geniş çaplı negatif salım teknolojilerinin kullanımı varsayımını içeriyor. Bu varsayımın yer almadığı diğer 6 senaryoda ise salımlarda tepe noktasına küresel ölçekte 2010 civarında erişildiği varsayımı yer alıyor bu sefer de. Olasılığı %66’dan %50’ye genişlettiğimizde de benzer bir durumla karşılaşıyoruz. 287 senaryodan 237 (%83)’si negatif salımları modellemeye dahil ederken kalanlar 2010’da katı ve küresel ölçekte salım azaltımına başlangıç, bir diğer deyişle tepe noktası,  öngörüyorlar.

Daha açık ifade edecek olursak, %50 veya daha olası bir 2°C  ihtimali için kurgulanan 400 adet IPCC senaryosu ya zamanda yolculuk ya da tartışmaları devam eden ve kesin sonuçları belirsiz negatif salım teknolojilerinin geniş çaplı uygulamasını varsayıyor. Senaryoların önemli bir bölümü  ise hem zamanda yolculuğa hem de iklim mühendisliğine bağımlı.

İşlem Sağlaması

Bütüncül değerlendirme modellerinin radikal olmaktan çok evrimsel sonuçlar ürettiği düşünüldüğünde bu sonuçların matematiksel olarak anlam ifade edip etmeyeceği, siyaseti nasıl etkileyeceği ve salımlarda gerçekleşmesi gereken büyük çaplı azaltımlarının zaman çizelgelemesinin önemi daha da ortaya çıkmaktadır. Aşağıdaki basamaklar bir dizi akıl yürütme ve şeffaf varsayımın özeti olarak verilmiş ve iklim değişikliği camiasında hakim olandan farklı zorlukları ortaya koymaktadır [12] [13] [14]:

  1. 2009’da imzalanan Kopenhag Anlaşması’ndan 2014Te gerçekleşen New York İklim Zirvesi’ne kadar dünya liderleri bilimin önerdiği küresel ısınmayı 2°C’de tutma söylemini tekrarladılar. [15] [16]
  2. IPCC Sentez Raporu atmosferde biriken karbondioksitin 21. Yüzyıl ve devamında ortalama yeryüzü sıcaklığını belirleyeceği söylemini pekiştirdi. [17]
  3. Rapor karbon bütçesi başlığı altında, %66 veya daha yüksek bir olasılıkla 2°C’lik artışın altında kalabilmek için 2011-2100 yılları arasında 1000 milyar tonluk ( 1000 gigaton) bir salım sınırı önerdi. [18]
  4. 2011-2014 yılları arasında yalnızca enerji sektöründen açığa çıkan CO2 miktarı 140 gigaton’a ulaştı.
  5. Bütçeden geriye kalan 860 milyar tonu başlıca CO2 üretim kaynakları, enerji, ormansızlaşma ve çimento (üretimi) arasında paylaştırmak için bunların bağlamını anlamak çok önemli. 2°C’lik ısınma sınırında tüm ülkelerin hemfikir lduğunu düşünülünce bu üç kaynaktan çıkan salımları azaltmak için harcanan büyük bir çaba olduğunu farz etmek de mantıklı geliyor.
  6. Sahne arkasında ise, 2011-2100 yılları arası için hesaplanan ormansızlaşma ve arazi kullanımı değişimleri kaynaklı salımlar IPCC’nin arazi kullanımı kaynaklı gerçekleşen negatif salımları harici tutularak öngördüğü en düşük oranlı ormansızlaşma varsayımlarına dayanıyor. Bunun sonucu olarak ormansızlaşma için toplam karbon bütçesi 60 gigatona denk geliyor. [19]
  7. İşin çimento boyutunda ise enerji üretim ve tüketim süreçleriyle alakalı CO2 salımları dahil edilse de bazı önemli dönüşüm süreçlerinde açığa çıkan salımlar bu toplama dahil değil ve bu yüzden de ayrı olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Daha az gelişmiş ülkelerde yaşanan sanayileşme ve gelişmiş ülkelerdeki düşük karbonlu alt yapı dönüşümleri çimento üretiminden kaynaklı CO2 miktarında artışa sebep olmaya devam edecek (mevcut rakamlar yaklaşık olarak yıllık %7’lik bir artışı gösteriyor). Düşük karbonlu alternatiflerin geniş çaplı benimsenmesi ve çimentonun daha temkinli kullanımının bu artışı başlangıçta biraz yavaşlatma ihtimali olsa da nihayetinde bu salımların tamamen durması gerekmekte. İyimser yol haritaları bu salımların 2011 ‘de 150 gigaton civarına ulaşıp bu yüzyılın sonlarına  doğru sıfırlanmasını öngörmekte. [20] [21] [22] [23]
  8. Sonuç olarak, %66 veya daha yüksek olasılıkla 2°C ‘lik artışın altında kalmak için 2015-2100 arasında  enerji ilintili salımlara kalan bütçe yaklaşık 650 gigaton oluyor.
  9. Mevcut siyasi ve fiziki şartlarda salım artışı 2020 senesine kadar muhtemelen devam edecek. Paris anlaşmasının emsal niteliğinde olduğunu ve sadece enerji kaynaklı CO2 salımının 2020 yılında yaklaşık 37 gigatonla tepe noktasına ulaştığını varsayarsak, 2015-2020 yılları arasındaki toplam CO2 salımının 180 gigatonun biraz altında seyrederek yüzyılın sonuna(2020-2100) yaklaşık 470 gigatonluk bir karbon bütçesi kaldığı görülmekte.
  10. Bu da mevcut enerji tüketim ve CO2 salım biçimlerimizde radikal değişimler, ve hatta tersine bir süreç, gerektirmekte. Örneğin, 2025 yılına kadar küresel salım azaltımımız yıllık %10’ a ulaşırken 2050’de enerji sistemlerinden kaynaklı CO2 salımı tamamen bertaraf edilmiş olmalı.

Nahoş Çıkarımlar

IPCC Sentez Raporu’nda sunulan veriye uygulanan temel cebirsel işlemler raporun içerik ve akabindeki sunum tarzına dair soru işaretleri doğurmakta. Daha önemlisi, bilim insanlarının  bulguların sunum biçimine ses çıkarmaması çıkar gruplarının ve ekonomik hegemonyanın bilimsel şeffaflığı ve ifade özgürlüğünü baskıladığını düşündürüyor.

Tehlike sınırı olarak belirlenen 2°C’lik artışın altında kalmaya dair verilen uluslararası sözler ve karbon bütçeleri enerjiyi nasıl ürettiğimiz ve tükettiğimizle ilgili radikal ve yapısal değişimler gerektiriyor. IPCC’nin 1000 Gigaton’luk CO2 bütçesi, ormansızlaşmanın ve çimento üretimi kaynaklı salımların asgari seviyede tutulduğu en iyimser senaryoda dahi enerji kaynaklı salımların 2025 yılına kadar yıllık %10 seviyesinde azaltımını, sonrasındaki 2050’ye kadarki süreçte ise hızla sıfıra düşmesini şart koşuyor. Bu ölçekte azaltımlar 2050 sonrası dönemde karbon tutma ve hapsetme (Carbon Capture and Storage-CCS) teknolojilerinin önemli rol oynamasına ihtimal vermiyor. Ancak  ve ancak bu teknolojilerim yaşam süresi boyunca sebep olduğu CO2 salımlarının on kat fazlası verimli bir şekilde çalışan gazlaştırıcı CCS santralleri tarafından tutulabilirse –ki bu santrallerin ortalama kapasitesi kilowatt saat başına 80g CO2’dir [24]- fosil yakıtlar 2050 sonrası dönemde hala sahnede olabilir.

2°C hedefine ulaşmada önerilen bu yol haritası ve sürekli zikredilen düşük karbonlu ekonomiye geçişte ekonomik büyümenin ciddi boyutlarda etkilenmeyeceği iddialarının birbirleriyle uyumlu olduğu düşünülemez. YKarbon salımını azaltmak adına yoksul ülkelerin ve gelişmiş ülkelerdeki yoksul kesimin refah seviyesinin artmasından fedakarlık istenmesi elbette ki uygun bir öneri değildir. Fakat bu da küresel nüfusun görece küçük bir kısmını oluşturan kişi başı salımın daha yüksek olduğu grubun üzerine daha fazla sorumluluk yüklemekten başka bir işe yaramayacaktır. 2°C hedefinin hayat tarzlarımız üzerinde yarattığı baskıyı kademeli bir kaçışla hafifletemeyiz. Yılda %3 büyüyen bir küresel ekonomi GSMH’nın karbon bağımlılığında yıllık %13 azalma gerektirmektedir ki bu oran varlıklı sanayi toplumları ve karbon ayakizi dünya ortalamasının üstünde olan olan, hem sanayileşmiş hem de sanayileşmekte olan ülkelerdeki, kişiler için hala yüksektir.

Sonuçlar

IPCC Sentez Raporu ve azaltım sorunu için önerilen karbon bütçesi atılan önemli bir adımdı. Buna rağmen, raporun sayısal sonuçlarının neye tekabül ettiğini anlamada, raporun hazırlanmasına katkıda bulunanlar arasında dahi, küresel ölçekte bir sıkıntı var. Bulduğumuz sonuçların gerektirdiği devrimci değişimlerin gerçekliğini kabul etmeye hazır değiliz. Hazır olduğumuz durumda dahi düşüncelerimizi yüksek sesle dile getirmeye çekiniyoruz. Uzun yıllardır içinde bulunduğum bilim camiası bana net bir şekilde gösterdi ki pek çok meslektaşım perde arkasında yer alan organize şüpheciliğe rağmen özen ve sabırla çalışmakta fakat buna rağmen pek çoğu kendi çalışmalarını dahi sansürleme yoluna gitmekteler.

Açık bir biçimde ve sayısal verilerle hazırlanan karbon bütçeleri karar vericilerin ve sivil toplumun üzerine düşük karbon ekonomisini inşaa edebileceği temeli sağlasa da bilim insanlarına hala hayati görev düşüyor. Sivil toplum tarafından iklime dair amaçların belirlendiği politika hazırlama süreçlerinde uyanık olma ve rehberlik etme, tutarsızlıklara, yanlış anlaşılmalara ve bilimsel sonuçların manipüle edilmesine dikkat çekme görevleri bize düşüyor. Yaptığımız analizlerle siyasi çözümler bulmak ya da fon sağlayanların ağız tadına layık açıklamalar yapmak değil bizim görevimiz. Bulduğumuz sonuçların tatlı ya da nahoş olması bizim sorunumuz değil. Varsayımları mevcut siyasi ve ekonomik çıkar gruplarının lehine  yaptıkça topluma sonuçları geri dönülemez boyutta olan zararlar veriyoruz.

* İklim Değişikliği ile mücadelenin maliyet ve getirilerini analiz edip paylaşan uluslararası inisiyatif.
** Geoengineering


 

Referanslar
[1] P. Clark, “Financial Times,” [Online]. Available: http://www.ft.com/cms/s/0/26d0edc6-628e-11e4-9838-00144feabdc0.html – axzz3KxE5mP6Q. [Accessed 2 November 2014].
[2] D. Carrington, “The Guardian,” [Online]. Available: http://www.theguardian.com/environment/2014/nov/02/rapid-carbon-emission-cuts-severe-impactclimate-change-ipcc-report. [Accessed 2 November 2014].

[3] “UN climate panel says emissions need to drop to zero this century to keep warming in check,” [Online]. Available: http://www.foxnews.com/world/2014/11/02/un-climate-panel-says-emissions-need-to-drop-to-zero-thiscentury-to-keep/. [Accessed 2 November 2014].
[4] U. c. r. o. s. w. C. (. f. A. Press), “Hindustan Times,” [Online]. Available: http://www.hindustantimes.com/world-news/un-climate-report-offers-stark-warnings-hope/article1-1281867.aspx. [Accessed 3 November 2014].
[5] N. Miller, “The Sydney Morning Herald,” [Online]. Available: http://www.smh.com.au/environment/climate-change/ipcc-report-little-time-left-to-act-on-climate-change-20141103-11g2er.html. [Accessed 4 November 2014].
[6] F. Jing, “China Daily,” [Online]. Available: http://europe.chinadaily.com.cn/2014-11/03/content_18854403.htm. [Accessed 3 November 2014].
[7] Concluding instalment of the Fifth Assessment Report. (IPCC Press Release), 2014.
[8] “Better Growth Better Climate synthesis report. (The New Climate Economy2014).,” http://newclimateeconomy.report., 2014.
[9] S. e. a. Fuss, “Betting on negative emissions,” Nature, pp. 850-853, 2014.
[10] “UNEP 2014. The Emissions Gap Report 2014,” UNEP, Nairobi, 2014.
[11] “IPCC AR5 Working Group III. (2014) Mitigation of Climate Change,” Cambridge University Press, 2014.
[12] K. e. a. Anderson, “From long-term targets to cumulative emission pathways; reframing the climate policy debate,” Energy Policy, p. 3714–3722, 2008.
[13] K. &. B. A. Anderson, “Beyond dangerous climate change,” Phil. Trans. Royal. Soc., pp. 20-44, 2011.
[14] D. e. a. Frame, “Cumulative emissions and climate policy,” Nature Geosci, p. 692–693, 2014.
[15] “ Report of the Conference of the Parties; fifteenth session,” Copenhagen, 2009.
[16] P. Barroso, Interviewee, The L’Aquila summit; European Commission. [Interview].
[17] “IPCC AR5 Synthesis Report,” 2014.
[18] “IPCC AR5 Synthesis Report. Table 2.2,” 2014.
[19] “RCP online database. IIASA,” [Online]. Available: http://www.iiasa.ac.at/web/home/research/researchPrograms/TransitionstoNewTechnologies/RCP.en.html.
[20] A. R., “Global Carbon Project,” [Online]. Available: http://www.globalcarbonproject.org. [Accessed November 2014].
[21] “International Energy Agency (IEA). Cement Technology Road Map,” [Online]. Available: https://www.iea.org/publications/freepublications/publication/Cement.pdf. [Accessed 2009].
[22] “International Energy Agency (IEA). Energy Technology Perspectives,” [Online]. [Accessed 2014].
[23] W. K., “International Energy Agency. Cement Road Map (2009) and Energy Technology Perspective (2014),” [Online]. [Accessed February 2015].
[24] G. e. a. Hammond, “The energy and environmental implications of UK more electric transition pathways,” Energy Policy, p. 103–116, 2013.

Kevin Anderson

Kevin Anderson

Yazının İngilizce Orijinali

Yazı: Kevin Anderson

Yeşil Gazete için Çeviren: Özge Geyik

(Yeşil Gazete, Kevin Anderson)

Kategori: Dış Köşe