Plastiksiz bir Deniz hayal mi?

Bundan yalnızca yirmi sene önce İstanbul’un sahillerinde pırıl pırıl bir denizde yüzdüğümüzü hatırlıyor musunuz? İçinde çöp ve poşet olmayan bir deniz hayal edebiliyor musunuz? Bir grup Avrupalı araştırmacının bu hayali gerçekleştirmek üzere başlattıkları CleanSea Projesi, Amsterdam’da düzenlenen bir film gösterimiyle bir yandan denizlerdeki plastik kirliliğine dikkat çekiyor, bir yandan da sorunun çözülmesi için gereken siyasi değişimi başlatmayı amaçlıyor.

Denizlerdeki plastik kirliliği yalnızca estetik bir sorun değil. ©Gavin Parsons/Marine Photobank

Denizlerdeki plastik kirliliği yalnızca estetik bir sorun değil. ©Gavin Parsons/Marine Photobank

2013’te denizlerdeki plastik kirliliğini araştırmak için kurulmuş bir konsorsiyum olan CleanSea, Amsterdam EYE Film Enstitüsünde yapılan film gösterisiyle bulgularını ve siyasi önerilerini açıkladı. Dört üniversite, bir sivil toplum örgütü, beş araştırma enstitüsü, ve altı KOBi’nin Avrupa Birliğinin onbir ülkesi ve sahil belediyeleri ağıyla yaptıkları ortak çalışma yaklaşık dört milyon avrolük bir projenin son aşamasını oluşturuyor. Projenin ayrıca isteyen herkesin görüşlerini bildirebileceği bir paydaş platformu bulunuyor. Avrupa Birliğinin son üç senedir finansman sağladığı projeler arasından başarılı organizasyonuyla sıyrılan CleanSea, deniz ve sahillerdeki plastik konulu araştırmalarında hem doğa bilimlerinden hem de sosyal bilimlerden araştırmacıları biraraya getirerek bilimsel verilerin siyasi kararlara etki etmesini de amaçlıyor.

CleanSea, Avrupa’nın dört bölgesel denizindeki kirliliği ekonomik, ekolojik, siyasi, ve sosyal açılardan inceliyor.

CleanSea, Avrupa’nın dört bölgesel denizindeki kirliliği ekonomik, ekolojik, siyasi, ve sosyal açılardan inceliyor.

CleanSea, Avrupa’nın dört bölgesel denizi (Akdeniz, Karadeniz, Kuzey ve Baltık Denizleri) ve bu denizlerin kıyısında yaşayan toplumlar açısından önemli sonuçlar açıkladı. Her bir bölgesel deniz için bir Eylem Planı hazırlanmasını öngören proje, plastik kirliliğinin etkileri nelerdir ve azaltılması için neler yapılabilir, ekonomik gelişmenin ve kalkınma politikalarının denizler üzerindeki etkisi nedir gibi genel soruların yanı sıra daha önce hiç araştırılmamış iki konuda edinilen yeni bulguları da değerlendiriyor:

1) Plastikle dolu bir denizde yaşayan canlıların hayatı nasıl değişiyor, ve bu canlıları yiyen diğer canlıların (mesela insanların) basına minik plastik parçaları yemekten dolayı neler gelebilir?

2) Deniz kıyısındaki plastikleri temizleme çalışmalarının plastik kirliliği ve denizlerdeki hayata bir faydası var mı?

İlk sorunun cevabı oldukça korkutucu: Projede çalışan denizbilimciler araştırdıkları deniz kabuklularının yüzde seksenbeşinin bünyesinde plastiğe rastlandığını bildiriyor. Deniz kabuklularını yiyen tüm canlıların metabolizması da elbette bu plastiklerden payını alıyor. Üstelik, insanlar yalnızca kabukluları değil, bu kabukluları büyük miktarlarda yiyen başka canlıları da tükettikleri için içinde bulunduğumuz risk ussel şekilde artıyor. Diğer yandan, değişik plastiklerin insan sağlığı üzerinde değişik etkileri olabiliyor, ve bu etkilerin içinde kanser oranındaki artış ve özellikle çocuklarda görülen hormonel bozukluklar da var.

İkinci sorunun cevabı ise daha karmaşık: Ekonomik olarak (örneğin turizm üzerindeki olumlu etkisi sebebiyle) pozitif bir etken olarak değerlendirilen sahil temizleme çalışmalarının ekosistem boyutunda ise etkisi çok küçük. Sahil temizleme çalışmaları deniz canlıları üzerinde herhangi bir etkide bulunmamakla birlikte kamuoyunu bilgilendirme çalışmalarını güçlendirip denizle içiçe yaşayan halklarda toplumsal bir bilinç oluşmasını sağlayabiliyor.

Sonuçların yorumlandığı belgeseli önümüzdeki günlerde projenin websitesinde İngilizce olarak seyretmek mümkün: http://www.cleansea-project.eu/drupal/?q=en/film#

Sonuçların yorumlandığı belgeseli önümüzdeki günlerde projenin websitesinde İngilizce olarak seyretmek mümkün: http://www.cleansea-project.eu/drupal/?q=en/film#

Sebepler, Sonuçlar

Plastik kirliliği yalnızca denize dökülen poşetlerden kaynaklanmıyor. Mikro- ve nano-plastiklerin büyük bir bölümü arıtılsa dahi suya karışabilecek kadar küçük boyutta. Dolayısıyla çamaşır deterjanlarından kişisel bakım ürünlerine, sentetik içeren kıyafetlerden gemilerden uçan (ya da atılan) çöplere kadar uzanan bir sebepler listesi çıkartmak mümkün. Küçük parçalara ayrılmış bu plastiklerin insanlar üzerindeki etkisi hala bilinmiyor, ancak beynimizi koruyan en önemli mekanizmalardan olan kan-beyin bariyerini geçebildikleri bulgusu projenin en önemli tespitlerinden biri. Bir başka araştırma ise Kuzey Denizi civarındaki martıların midesinde bulunan plastik miktarını incelemiş: Buna göre bulunan ölü martıların yüzde doksanbeşinin midesinde plastik parçaları bulunmuş, ve bu plastiklerin ortalama otuzbeş farklı kaynak geldiği tespit edilmiş.1

Bu parçacıkların yediğimiz midyelerden tutun da Kuzey Kutbundaki buzlara kadar hızla yayıldığını keşfettiğimize göre neler yapılabileceğini de konuşmak gerekiyor. Denizlere zarar veren üretim ve tüketim süreçlerinin yüzde sekseni tasarım aşamasında önlenebiliyor; dahası bu plastiklerin büyük bir kısmının denizlere karışmasını önlemenin tek yolu kullanımlarının sınırlı tutulması ve yerlerine organik bazlı hammaddeler kullanılması. Geçen sene Ekim ayında projenin ilk bulguları Avrupa Parlamentosuna açıklanırken araştırmacıların önceliklendirdiği konu da tam olarak buydu: Üretim-Tüketim-Atık odaklı lineer ekonomiden döngüsel ekonomiye geçiş.

Gerçek Çözüm Döngüsel Ekonomiye Geçiş

Ortalama bir Avrupa vatandaşı, yılda yarım ton atık üretiyor. Bu atığın yarısından fazlası yakılmak ya da çöp sahalarına depolanmak suretiyle hem denizlerde hem de karada kirliliğe sebep oluyor. Avrupa Birliğinde tüketilen plastiğin yüzde kırkı ise geri dönüştürülmüyor ve çoğu da bu sahalarda depolanıyor. Gezegenin yüzde yirmibiri plastik çorbası adı verilen mikroplastiklerin suda çözünmesi ile oluşmuş bir örtüyle kaplı, ve son yirmi yılda plastik atıkların oranı yüzde yüzkırkaltı artmış durumda.

Kirliliğin ekonomik maliyeti inanılmaz boyutta: Yalnızca İskandinavya’da sahil temizleme çalışmaları senede dört milyar avroya malolurken İngiltere’de kirliliğin yalnız balıkçılık sektörüne olan zararı senede otuzüç milyon avro civarında. Liberal ekonomistlerin tahminlerinin tersine plastik kirliliğini azaltmanın en hızlı ve etkin yolu ise plastik şişelerin ve poşetlerin belediyeler tarafından yasaklanması. Belediyelerin bunu yapmadığı bazı yerlerde ise dükkanlar benzer kampanyalar başlatmış, ve bu çalışmalar da sınırlı da olsa başarıya ulaşmış. AB içindeki en önemli siyasal doküman Deniz Stratejisi Çerçeve Yönergesi (2008/56/EC) ve bu yönergenin amaçladığı, Avrupa Denizlerinin 2020 yılına kadar kararlaştırılan kriterlere uygun temizlikte olması için yapılan işbirliği çalışmaları.

CleanSea ekonomistleri tüm bu çalışmaların ancak semptomları azaltabildiğine dikkat çekiyorlar. Asıl gereken değişim ise üretimin azaltıldığı, yapılan üretimin ciddiyetle denetlendiği ve doğal hammaddeleri yerinde kullanarak atıklarını da dönüştüren bir ekonomik modele geçiş. Bu model tüketimin de azaltılmasını amaçlıyor: Günümüz tekno-endüstriyel toplumunda neredeyse tamamen kabul görmüş olan ‘kullan-at’ prensibini ‘kullan-yeniden kullan-tamir et-yeni kullanım alanları bul-doğaya dönüştür’ mantığı ile değiştirmeyi teklif ediyor. Bu da ekonomik başarının, döngülerin ne kadar az zedelendiği üzerinden tanımlandığı bir felsefeye geçiş demek. İşte ‘döngüsel ekonomi’ bu.2

Türkiye’ye özel mesaj

Projeyi yöneten Dr. Heather Leslie (Özgür Amsterdam Üniversitesi), Türkiye’deki çevre aktivistlerine özel bir mesaj gönderdi: Akdeniz Eylem Planı‘nın, İstanbul’da imzalandığını ve kabul edilen ilk bölgesel eylem planı olduğunu hatırlatan Leslie, aynı önemin Karadeniz’e de verilmesi gerektiğini hatırlattı.

Proje kapsamındaki diğer üç denizin eylem planları hazır. Çevresindeki nüfus büyük ölçüde Karadeniz’e bağlı ekonomik aktiviteler içinde olmasına rağmen Karadeniz Eylem Planı halen oluşturulabilmiş değil. ‘Konu önümüzdeki beş sene içinde Karadeniz’deki doğal hayatı ve sağlığı olduğu kadar çevresindeki ekonomik sektörlerin karlılığını da etkileyecek’ diyen Leslie, temiz teknolojileri hedefleyen, öngörülü bir gelişme modeliyle Karadeniz’deki kirliliğin büyük ölçüde azaltılabileceğine dikkat çekti.

1  http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0025326X10004017

2 İlgilenenler için İngilizce bir TED Talk sunumu şu linkte mevcut: https://www.youtube.com/watch?v=_4iW5-oAefw

 

24-Aysem-Mert

 

Ayşem Mert

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page