Kaşenim* Ormanevi – Nur Elçik

Cemal Süreya bir röportajında der ki “Eski Türk filmlerinde insanların birbirine doğru koştukları, ağladıkları, sarıldıkları zamanlar değil de, onun hemen öncesinde hatalarını anlayıp bir şey yapmaya karar verdikleri anlar gözlerimi doldurur asıl.” Şimdi kendi hayatıma baktığımda gözlerimin dolduğu yer tam da burası. Hem, birlikte inşa ettiğimiz kekremsi dünyadaki etkimin farkına varıp sistemin dibine kibrit suyu dökmeye mütemayil olduğum, hem de Ormanevi ahalisinin taşın altına elini koymaya iyi niyet ve aktivizmle yönelmiş hallerini gördüğüm anlar.

Processed with VSCOcam with f2 preset

Processed with VSCOcam with f2 preset

Ormanevi sadece sistemi dürtmeye meyletmiş her kula hükmeden “yapamazsın, edemezin” mavralarından kurtulduğu/kurtardığı için değerli değil, aynı zamanda ,“dünya ne istiyor/dünyanın neye ihtiyacı var?” sorusu ile, kişisel olarak sorduğumuz “ben ne istiyorum/benim neye ihtiyacım var?” sorularını birbirine bağlayarak sorup cevaplayabildiği, ekopolitiğini taştan çıkaran bir yapı sunduğu, “başka bir dünya mümkün”e dair olasılıklar zincirini önümüze serebildiği için değerli.

Dünyadaki rolünü oynamaya değil, hayatın kendisi olmaya niyetlenmiş Ormanevi ahalisinin vesilesiyle insanın kişisel özgürlüğünün önemi ve kendi dünyasına egemen olma yollarının çeşitliliği üzerine düşünmeye başlıyorsunuz ilk önce. Zira şahsi olandan kolektif politikalara bir yol olduğunu biliyor ve bu yolun yok edici sisteme esaslı bir tehdit sunmasının keyfini çıkartıyor onlar. Şimdi siz söyleyin, alternatif tarım dediğimiz şey ancak “sağlıklı yiyecek ve temiz çevre”ye odaklanan beyaz kafadan fazlasını önerdiği, işin içine temiz emeği, kolektif yaşamı, varlığı kendinden meçhul sanayi sorgulamalarını, kent yaşamının adaletsizliğini , sınıf meselelerini, ötekileştirme ve dışlamanın kazancı suallerini kattığı ölçüde etik ve kurucu olmaz mı gerçekten? Bence tam da buna binaen, bu Ormanevi insanları tarım yaparken de, kolektif hayatın mümkünatını sorgularken de bir yapı ürettiklerinin, tarımsal yapının da diğer tüm yapılar gibi toplumsal yapının adaletsizliğinden arî olmasının mümkün olmadığının ve tüm üretimin devrimci bir erekle yapılması gerektiğinin farkındalar.

72

Ormanevinde kolektif yaşam sorgulamalarının amentüsü üretkenlik, etik ve çuvaldızı kendine batırma**. Sıkça kendinize bu amentüleri okuyor, bu kutsal duaların anlamlarını soruyorsunuz. Hani Bachmann diyor ya “Faşizm önce iki insan arasında başlar.”diye, o potansiyel faşizmin önünü, kolektifin mümkünatını arttırmak adına yapısal önlemlerle tıkamaya çalışma tartışmaları yürüyor ki bu epey mühim. İnsanın ne yapıp ettiğinin ve ne yapabileceğinin farkına varmasını sağlayan her şeyin başım üstümde yeri var nitekim. Bu şahsi okumalara bolca ekosistemin derdine deva alternatif yöntemler eklemeye çalışıyor, kendilerini, bu çabalaları debelenmeye döndürmeden, yormadan, muhabbet birliğinde*** ve keyfinde tekrar üretebiliyorlar.

Bazen neyin yapılabileceğini görmek için neyin gerçek olduğunu görmeye, neyin gerçek olduğunu görmek için de neyin yapılabildiğini görmeye ihtiyaç duyarsınız. Ormanevi tam da bu enayi dünyanın ortasında gerçek olana ve yapılana karşı kuşkuyla yaklaşmamız, başka gerçeklikler üretmemiz için yönlendirici bir araç oluyor. Manüpüle edilmiş gerçekleri ve yapılanları şahsi sorgulamalara açıyor. Hatırıma geldi şimdi, bu sorgulamalar Borges’in “Zahir“ öyküsünde ne de güzel özetlenir. Zahir denilen metal para, eline geçtiği kişiyi etkisi altına bırakır bu öyküde. Ona sahip olanlar zamanla onun kırbacıyla bilenir, onun kölesi olur, ondan başka her şeyin sahte olduğuna inanırlar. Öykünün sonunda sorar Borges, “Eğer dünyadaki tüm insanlar Zahir’i düşünürlerse hangisi daha gerçek olur? Dünya mı yoksa Zahir mi?

71

Ormanevi bana evvelinde farkettiğim fakat cebimden nasıl çıkaracağımı bilemediğim zahir’im için bir kurtulma yöntemi önerdiği, benden bize dolayımsız, üretken ve isyankar bir bağ kurduğu için başlı başına kurucu bir unsur. Bitirirken, bu yazı vesile olsun, teşekkür edeyim hepsine.

Ve bu yolda kimsenin kimsenin elini bırakmaması dileklerimle….

Not: Kendileriyle , şöyle doya doya veganlık ve toplumsal cinsiyet konuşmaları yapma imkanımız olmadı. Bu sebeple bu kısma dair kuşkumu saklı tutarak yazıyorum.

*Kaşen: Çerkez Toplumlarında sevgili yahut flörte verilen isim.
**üretkenlik, etik ve çuvaldızı kendine batırma: Durukan Dudu “kendini sorgulama” ya göndermede bulunurken tam olarak böyle dedi
***muhabbet birliği: Durukan’ın kolektif yaşamın sürekliliği açısından önemli olduğunu belirttiği iletişimsel ortaklık.

68-Nur Elçik...

 

 

Nur Elçik