Onarıcı tarım ve gezegen mühendisliğinin şafağı

J.S. McDougall ABD’nin Vermont eyaletindeki çiftlikte ailesi ile birlikte yaşayan bir çiftçi.  Aynı zamanda yazar ve danışman olan J.S. McDougall’ın onarıcı tarım uygulamasının sonuçlarını  paylaştığı The Huffington Post’da yayınlanan yazısını Yeşil Gazete okurları için çevirdik.

***

Onarıcı tarım, gezegen mühendisliğinin şafağı olacaktır. Bu aynı zamanda gezegenin geleceği için de çok iyi bir haber. İşte bunu nasıl bildiğimin cevabı.

18

Çiftliğimizde beş ayrı çayır var. Vermont’un tipik yeşil dağları gibi inişli çıkışlı, yeşil ve muhteşem araziler bunlar. Bu beş arazinin tamamı konvansiyonel yöntemler uygulanarak yani düzenli olarak sürülerek, mısır rotasyonu yapılarak, kimyasal gübreleme kullanılarak kırk yıldır çok yüksek verimlilikte ürün vermekte ve bölgenin en iyi arazilerinden biri olarak gösterilmektedir.

Ancak 2012’de toprağı sürmeyi, kimyasal püskürtmeyi, mısır rotasyonu yapmayı bıraktık. Sonuç olarak önceden 3 kere biçilen geniş yapraklı, yeşil, uzun otlar yetişirken artık 2 kere biçilen zayıf, kuru ve sararmış otlar yetişiyordu. Yani arazimizde üretim çöktü.

Buna rağmen idealist duruşumuzu sürdürdük; toprağı sürmeden, kimyasal kullanmadan, mısırla değiştirmeden üretime devam ettik. Ve şimdi üç yıl sonunda tüm arazilerde ot büyümesinde sıkıntı devam ediyor…biri hariç.

Bu bir tek arazide (büyük çoğunluğu doğu bölgesinde olan) ot üretiminde sorun yok. Hatta bu arazi önceki konvansiyonel yöntemden daha verimli bir halde.  Bu yıl kuzeydoğuya kadarki tüm arazilerde ot üretimi alarm seviyesinde düşükken bu arazi 4 kere biçilen geniş yapraklı, olabildiğince yeşil, gür ve uzun otlarla kaplı. Ve bu gelişme tek bir çiftçi ile yani benim çalışmam ile gerçekleşti.

Bu alandaki yüksek büyümeyi, arazi yönetimindeki ve düşünmemizdeki değişime bağlıyorum.

Öncelikle yönetimimizdeki değişikliği açıklayacağım. Önce arazide kimyasal gübrelemeyi bıraktık. Biliyorduk ki üretimimiz düşecekti ve gübrelemenin yerine ne koyacağımızı, kimyasallar olmadan büyümeyi nasıl sağlayacağımızı bilmiyorduk. İnternet araştırmaları sonucunda Allan Savory, Joel Salatin, Allan Nation, Courtney Smith ve Judith Schwartz’ın çalışmalarına ve yazılarına rastladık. Bu insanlar onarıcı tarımın öncüleridir yani mahsül yetiştirirken doğanın ayrıntılarını kullanarak ve saygı duyarak toprağı onaran ve atmosferdeki karbonu toprağa gömen bir tarım formunun öncüleridirler.

Bu yönteme şüpheci yaklaşarak beş alanın tamamı yerine sadece küçük bir alanda test etmeye karar verdik ve sadece tek bir arazide uyguladık. Bir sonraki yıl alanı genişlettik.

Önceki doğal ortamda (çitler ve yollar olmadan) arazilerimiz sıklıkla otçul hayvanların, kuşların, tavukların ziyaret ettiği, gezdiği arazilerdi. Bundan dolayı biraz tereddütle otlanmayı seven hayvanlar satın aldık. Zaman içerisinde otlar hayvanlara, hayvanlar da otlara bağlı hale gelerek evrimleşti.

Şimdi bu doğuda kalan arazimiz 60 koyunun, 40 hindinin, 100 tavuğun ve şişman, tatlı mı tatlı eşeğimiz Ben’in evi oldu. Fotoğraflar için özellikle Ben’in fotoğrafları için Instagram hesabımıza bakabilirsiniz.

studiohill

Fotoğraf: Instagram’da studiohillvt hesabından

Koyunlar mobil çitleme ile yer değiştiriliyor. Otluyorlar. Gübre bırakıyorlar. Toprağı havalandırıyorlar ve otları eziyorlar. Tavuklar ve hindiler, koyunların rotasyonundan bir kaç gün sonra bölgeye alınıyorlar. Onlar da otluyorlar. Gübre bırakıyorlar. Böcekleri yiyorlar. Ve ayrıca toprağı eziyorlar.

Her defasında koyunlar ve kümes hayvanları yer değiştirildiğinde toprak üstü otla gölgelenmiş, gübrelenmiş, havalandırılmış ( su tutması için ve mikroorganizma, mantar ve yosun aktiviteleri için olmazsa olmaz) oluyor. Toprak iyi gübrelenmiş ve uygun seviyede otlatılmış oluyor. Her şey hızlı bir yeniden büyüme için öncü oluyor.

Her defasında hayvan aktivitesi sonrası otlar coşuyor ve atmosferdeki karbondioksiti adeta içiyor. Bitkiler karbondioksitteki karbon molekülünü parçalayıp oksijen açığa çıkarıyor ve karbonu yapısını kurmak için kullanıyor; bitki yapısını yükseltmek, kök sistemini oluşturmak. Aynı zamanda üst toprağı oluşturuyor ve toprağı mikroorganizmalarla besliyorlar. Özellikle bitkiler şu an çok ihtiyacımız olan bir şeyi daha yapıyor. Atmosferdeki karbonu işleyerek büyük bir oranını toprağın altında saklıyor ki orası yüz yıllardır karbonun güvenle saklandığı yer.

İyi yönetilen otlatma bunu sıklıkla yapabilir ve çok hızlı bir şekilde iklim değişikliğini tersine çevirecek ideal kampanya olabilir.

Yönetimimizdeki değişiklik, düşünüşümüzde değişiklik yapmadan mümkün olmayacaktır. Kendimizi olabildiğince fazla ot yetiştirmeye odaklanan ot yetiştiricisi olarak görmeyi bırakmamız gerekiyor. Onun yerine toprağın hizmetkarı gibi düşünmeliyiz çünkü doğal sistemde yöneticiler, yardımcılar zaten var. Bu, odak noktamızı yetiştirdiğimiz ottan otun yetiştiği toprağa çevirmektir. Düşüncede zekice bir kaymadır ve devasa pratik sonuçları barındırır. Açıkça görülecektir ki daha öncekinden daha çok ot yetiştirilir, arazinin besin içeriğini arttırır, toprağı gelecek mahsül için zenginleştirir ve karbonu toprağa gömer.

Bu tarz onarıcı tarım yöntemleri gezegen mühendisliğinin yükselişini işaret etmektedir.

Atmosferde olması gereken karbon üst sınırını biliyoruz (Bill McKibben 350 ppm’in aldında olması gerektiğini söylüyor). Bu karbon salımlarını nasıl durduracağımızı da biliyoruz (temiz enerji, pulluksuz tarım vs.). Ve tarımsal verimliliği arttırarak aynı zamanda sağlıklı hayvanlar ve bireyler yetiştirerek karbonu toprağa nasıl gömeceğimiz de artık biliyoruz. Karbon döngüsünün hizmetkarı olmayı öğreniyoruz. Yani doğal sistem ile çalışarak atmosferdeki karbonu toprağa geri kazandırmayı. Şimdi iş bunu uygulamakta.

İklim değişikliğine yönelik yapılan küresel tartışmaların yönü yakında değişecek. Artık kıyamet senaryoları yerine şu an yapılması imkanlı olanları konuşacağız. İnsanlık artık başka bir evrimsel adımı atıyor ve bunu izlemek heyecan verici. Toprak şimdi geniş ölçekli araçlar ve küresel stratejiler ile modern insanın ve doğanın birlikte yaşamasına izin vermek için bekliyor. Gezegen mühendisliği hepimizin faydası için başlıyor.

 

Yazının orjinaline buradan ulaşabilirsiniz.

Yeşil Gazete için Çeviren: Zeliha Yıldırım

(Yeşil Gazete)