8bin100 – Aysun Sökmen

2000 yılından beri inekleriyle hayvansal üretim yapan bir aileyiz biz.Screenshot from 2015-06-03 10:13:29 Yandaki fotoğraf geçen seneden, oğlumuz Can ile.
İyi ve kaliteli süt ürettiğimize inanıyor; toprak ve hayvan refahına hizmete tutkumuzla biliniyoruz.
Saygı,dürüstlük ve çok çalışkanlık olarak özetleyebileceğim 3 temel değerimiz var.
8bin100 saygı değerimiz üzerinden kurguladığımız bir hareket.

Saygıyı kişinin kendinden sonra gelecek kişi veya kişilere onararak bıraktığı, sürdürülebilinir bir ortamla değerlendiriyorum.

Örneğin; çok susaydıysanız mutfağa gittiğinizde temiz bir sürahide ağzına kadar dolu su bulmak şahanedir! Hemen bardağınızı doldurup lıkır lıkır içebilirsiniz. Ama eğer sürahi boşsa önce onu doldurmak gerekir – kirliyse yıkamak, doğrudan motivasyon kaybıdır. Ben su içmek için bardağıma boşalttığım sürahinin dibinde kalan bir-iki parmak suyu benden sonra su içmek isteyebilecek biri için doldurur da bırakırım – böylelikle tükettiğim birşeyi hem onarmış hem de sürdürülebilinir kılmış olurum.
Ne güzeldir sizden önce birinin sizin adınıza yaptığı birşeyin şefkatini hissetmek.

Özellikle anne-baba olduktan sonra, oğlumuza ve gelecek nesilllere parlak bir ekosistem bırakabilmek adına birşeyler yapmak zorunda olduğumuz inancındayız. 8bin100 işte bunun sonucu olarak içimizde doğdu.

Eskiden ineklerimi çok severek, nereden olduğunu sorgulamadan en iyi yem hammaddelerini tedarik ederek sağlıklı, başarılı ve mutlu olabileceğimize inanırdık.

Artık buna inanmıyoruz.

İneklerim ve biz; ancak etrafımızda yaşayan, sağlıklı topraklar olursa ve bu topraklar bizi doyurabilirse sağlığımıza ve mutluluğumuza kavuşabileceğimizi biliyoruz.

Toprağımız yanıbaşımızda sessiz sedasız yaşlanan,hastalanan bir dev gibi; hergün ağlıyor.

Onu sadece ineklerimizle sağlığına kavuşturamayacağız; çeşitliliğe ihtiyacımız var ancak monokültür zihniyetle beli bükülmüş bir nesil olarak ben yaparım”cı kibirden sıyrılıyor, ”ben tek başıma yapamam”cılığı kabulleniyoruz.

81 ilde 100’er topluluk kuracağız.

Her bir topluluk bulunduğu yere, iklime, ekolojik yapısına-ihtiyacına..vb göre 10 ile 15 komşuyu barındıracak.

Her bir komşu 4-6 kişiden oluşacak.

Maaşlı çalışanları, gönüllüleri ve yaşayan asıl halkıyla herbir topluluk 100-150 kişiden oluşacak.

Kabaca 100bin kişiden bahsediyoruz yani.

20 senede oluşacak.

40 senede çoğalacak(üreyecek) ve her topluluk yanıbaşındaki yerel halkla, yani köyüyle sosyal kaynaşmayı ikinci jenerasyon üzerinden gerçekleştirecek.

100bin kişiyle ülkemizde 40 sene içerisinde ekonomik, ekolojik ve sosyal refah hareketidir 8bin100.

Gezi hareketi göstermiştir ki gelecek nesiller liderleri değil; topluluk olmayı, birbirini tamamlamayı tercih ediyor.

İsmi başka olsa da, fikir ana-babası olan Mehmet ve ben 8bin100’ü başaramasak da, olacağı budur-gelecek budur.

 

Toprağımızın çeşitliliğe, önemsenmeye ve bütüncül yönetilmeye

Ekonomimizin direkt tüketiciye ulaşan üretenlerce coşmasına, tüketicinin bilinçlenmesine

Toplulukların birlikte üretip, mücadele etmeye-barış içerisinde yaşamaya ihtiyacı  var.

ve yeni nesil bunu bir şekilde yapacak.

Nasıl mı?

Öncelikle bu yazıyı okuyan herkes; bizim 1.(birinci) 8bin100’ü kurmamıza yardım etmeli, etmeli ki “şte böyle olacak” diye sizlere gösterebileyim.

Şimdilik köyün inekleri ve sütçüsü var; tavukçuya, koyuncuya, keçiciye, arıcıya, kasaba, aşçıya, marangoza, dondurmacıya, peynirciye, enerji üretimcisine (tezek&güneş&rüzgar), ekmekçiye, mimara, sebzeciye, yeşillikçiye, meyveciye…vb ihtiyaç var.

Komşulardan bazı taahhütler vermelerini bekliyoruz.

İlki maaşlı çalıştırdıkları biri(leri)değil kendileri bizzat işlerinin başında burada yaşayacaklar.

İkincisi ürettikleri ürün veya hizmet; topluluğun ortak kiraladığı toprakları kullanarak ve bu topraklara katkı sağlayarak olacak. Örneğin tavukçu tavuklarını ineklerin peşine otlatarak besleyecek; hem tavuklar gezen tavuk olacak hem toprak sadece inek gübresi değil, tavuk gübresine de kavuşacak)
Üçüncüsü de üretecekleri ürün ve hizmetleri belirleyip fiyatlandıracaklar.

Tüm bu adımlara gelmeden önce de dört hafta gönüllü çalışan stütüsüyle ekibe katılıp kırsalı ve bizimle komşu olma fikrini deneyimleyecekler.

Bizim de elbette komşularımıza taahhütlerimiz olacak.

Bunlardan biri (mini proje dönemi boyunca, en az bir sene bedelsiz ve komşumuzun koyduğu etiket fiyatları ne ise onun üzerinden) üretecekleri ürün ve hizmetlerin tanıtımı, depolanması, satışı, lojistiği ve tahsilatı. Halihazırda aysun the sütçü kapı teslimi hizmet üyeliği ile haftada 2bin civarı adrese teslimat yapmakta olduğumuz için bu ağa kendi topraklarımıza bereket katan ve yine bu topraklardan çıkan ürün ve hizmetleri eklemek büyük bir onur olacak.

İkinci bir taahhüdümüz; dilerlerse barınma ile ilgili maliyetini ödemeleri koşulu ile komşularımız işlerini oturtana kadar burada barınma, yeme-içme ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir hizmet satın alabilecekler. Üçüncü bir taahhüdümüz de işlerini kurarken gönüllü çalışan desteğine ihtiyaç duyarlarsa yine maliyetini ödeyerek buraya gelen 8-14 arası uluslararası gönüllü çalışanlardan yardım alabilecekler.

2019 yılına kadar koyun sütüyle, yumurtasıyla, maydanozuyla, etiyle, eşek üzerinde ormanda tur edilebilecek turistik aktiviteleriyle, pekmeziyle, tezek eviyle, peyniriyle herkesin farklı bitkisel ve hayvansal ürünler ürettiği -herkesin ürettiği miktar ve kalite oranında kazanç elde ettiği- insanların omuz omuza kah yardımlaşarak, kah gülerek-ağlayarak, kimi zaman ateş başında şarkılar söyleyerek kimi zaman yağmur duasına çıkarak emek ettiği bir yer olacak burası

O kadar güzel olacak ki her gelen burada çoluk çocuğa karışacak. O çocuklar köyde okula gidecek

Ve büyüdüklerinde anne babalarının kuramadığı dostlukları, sosyal ilişkileri okulda arkadaşlarıyla kuracaklar.

Günde 20bin nefes alıyoruz, bu çocuklar temiz doğada en güzel nefesleri alarak, en güzel üzümleri yiyip en lezzetli sütleri içerek büyüyecekler.

Anne babalarını toprakta çalışarak görüp emeğin ve terin değerini takdir ederek elleriyle üretmeyi bir yaşam biçmi olarak özümseyecekler.

Ülkenin dört bir yanında kurulan diğer 8bin100lerle armağan ekonomisini, takası ve özgürlüğü bilecekler.

İlk 8bin100’ü yapmak en zoru olacak, biliyorum.

Ama bunu başardıktan sonrası çok kolay olacak diye düşünüyorum – zaten ülkemizin her yanında binlerce iyi niyetli alınteri var, aklın yolu bir.

Herkes aynı hayalin peşinde.

Ya “ben yaparım”cısınızdır ya da bir gün bizim gibi “ben tek başıma yapamam” deyip gelecek nesillere ve toprağa hizmet için cömertçe birlik arayışına gireceksinizdir.

81 ilde 100’er topluluk kuracağız.

Kabaca 100bin kişiden bahsediyoruz yani.

40 senede olur bu iş ☺

Ortak aklın zamanla hepimize işin olurunu göstermesi dileğiyle…

(İletişim için: thesutcu at gundonumu.biz.tr)

 

S. Aysun Sökmen – aysun the sütçü