“HDP” diyoruz diye BİZ’ler salağız, Bir siz akıllı madem – Can Kazaz

Hayatı boyunca, şimdilerde CHP’nin kalesi diye nitelendirilen bir ilçeden dışarı gerekmedikçe çıkmamış, orada doğmuş büyümüş ve yaşamaya da devam eden biriyim. Devlet okullarında öğrenim gördüm ve üniversite yıllarıma burslu kazandığım bir vakıf üniversitesinde fizik okuyarak başladım. Sonradan müzik okumak için bırakacağım bu okulda, o zamanki kafamla hayran kaldığım bir tarih hocası vardı. Uzun yıllar Güneydoğu’da savaşmış rütbeli bir subaydı ve Güneydoğu’yu, oradaki dağları avcunun içi gibi biliyor olmakla övünürdü derslerinde. Tüm öğrencilerin dikkatini üzerinde toplamak için neredeyse hipnoz seviyesinde geçen dersler yapardı. Herkes gaza gelirdi, vatanı yeniden kurtarırdık derslerde, Atatürk’e doyamazdık. Vatana düşman girse ona neler yapacağımızı hararetle dinlerdik, çıt çıkarmadan. Öyle ki bu hocamız, amfinin ortasına el bombası sallasa orada ne kadar zayiat olacağı gibi örnekler vererek anlatırdı konularını. Ya da komutasında şehit olan askerleri hatırlayıp gözleri dolardı koca sınıfın karşısında, bazen de Adıyaman’lı onbaşının beyninin nasıl üzerine patladığını anlatırdı. Çok kısa hatırlatayım: hepimiz liseden yeni sıyrılmış gençlerdik henüz.

Dediğine göre bir gün üst düzey bir PKK militanını yakalamış ve sorguya çekmişler. Öyle korkmuş ki altına yapmış falan. O sorguda, PKK’nın Büyük Ermenistan projesine hizmet etmekte olan bir örgüt olduğunu öğrenmiş. Kürtlerle falan alakası yokmuş yani PKK’nın. Türklerle Kürtler kardeşmiş, aynıymış hatta ama hep dış güçler, hep Ermenilermiş sorun…

Bu adam, bütün öğrencilerine kendi yazdığı kitapları satın aldırıp, o kitaplardan sınav yapardı. Kaçarımız yoktu yani, YÖK’ün üniversitedeki mecburi inkılap tarihi dersinden geçmek için ne derse yapıyorduk. Kaldı ki hoşnutsuz olamayacağımız kadar da etkisi altına alıyordu bizi. Bol patlamalı bir sinema filminden çıkmış gibi oluyorduk her dersin sonunda.

Ben o dönemden sonra bu tarz bir ideolojiyle yaşamaya devam ettim bir süre. Benzer görüşteki insanlar için ben, okuyan araştıran düşünen ve üreten örnek bir gençtim. Sorgulardım ve desteksiz konuşmazdım. Öyle ki üzerine ölü toprağı serpilmiş gençliğin arasında, topraktan çıkabilmiş nadir bireylerdendim. Liseden beri çeşitli siyasi parti aktivitelerine, üye olmaya, örgütlenmeye davet edildim. Gitmiyordum içgüdüsel olarak, ne kadar yakın hissetsem de bir şeyler beni durduruyordu.

Şimdi arkadaşlar, ben gerizekalıymışım onu öğrendim. Konuştuğum şeyler hakkında bilgim yokmuş, okumamışım. Hatta naif ve saf olduğum için moda diye ne sunulursa onu takip ediyormuşum. Kandırılmışım. Güvenilmez ve samimiyetsiz insanlara inanıyormuşum. Basbaya salağım yani anlayacağınız. Öyle diyorlar, ortaya. Ama aslında ortaya söylenenin ucu bana da dokunuyor tabi. Sebebi de şu; HDP’ye oy vereceğimi açıkça duyuruyorum.

Yani fikirlerim değiştiği için olsa gerek, o eski halimden eser yok şimdi. Eskiden okuyan, düşünen araştıran bir insandım yahu ne oldu bana? Şimdi düşünmeden, sırf moda diye HDP’ye oy vereceğim yani öyle mi? “Senden korkulur” denen ben, ne olduysa birden salaklaştım diye HDP cazip geliyor. Ama bir saniye…

11

Bu şapşal halimle bile bakıyorum şöyle bir… Bir tarafta beni gerizekalı ilan eden kibirli, nefret kusan, devletin en ölümcül söylemlerini bir saniye ağzından eksik etmeyen, bel altı hakaretler savuran, gayet nasyonel sosyalist cümleleri her yerde dile getiren insanlar var. Diğer tarafta HDP; barış diyor, birlikte yaşayalım diyor, mutlu çocuklardan bahsediyor, eşit yurttaşlar diyor, doğanın hakları diyor, özgür Dünya diyor… Bir tarafta sırf HDP barajı geçmesin diye devlet saldırıyor, askerler PKK’nın önüne “yem” niyetine atılıyor. Diğer tarafta halk gidip yaralı askerleri kurtarıyor… Belgesi de yok değil hani, TSK bile teşekkür ediyor.

Tamam doğru, BİZ’ler salağız. Bir kez olsun daha güzel bir Dünya’nın hayali için tüm bu numaraları yutuyoruz. Bir kez olsun, bir siyasi partinin samimi olduğuna inanmak istiyoruz artık. Bize ölüm, kardeşlerimize acı getirmeyecek siyasetçiler olduğuna güvenmek istiyoruz. Arkadaşım anla işte, BİZ barışmaktan bahsediyoruz, sen savaşmaktan. Sen bana küfrediyorsun diye de benim fikrim değişmiyor, söylediklerine ikna olmuyorum. Zira senin terörizmin tanımını bile bilmeden terörist dediğin insanlar sevgiyle kollarını açıyor, sen terör estiriyorsun çıldırmış gibi. Sen Ermenilerin acısına ağzınla gülmüyorsun ama benim Ermeni komşum, bana tebessüm edip selam veriyor her gün…

Ben Anadolu’nun tüm yaralarını beraber sarabileceğimize dair umutlanmak istiyorum. Yoksa senin işin iş, senin işte umut yok, acı var. Büyüme odaklı kalkınmayla, kömüre saplamayı sürdürdüğün kazmayla, dolara endeksli piyasayla, borsayla, maaşıma yapacağını iddia ettiğin iki günlük dünya zammıyla belki karnım doyar da benim zihnim doymuyor da doymuyor. Yoksa kaynak bulunur biliyorum, bu topraklarda neler neler olur hem de.

Haliyle sen ve ben, koca evrende küçücük insanlarız. Dünya’ya kafa tutan lafları, belki de aynı mahalledeki bilgisayarımızdan yazınca kahraman olmuyoruz. İki kişi görüyor belki, yarım kişi beğeniyor. Yarım beğeniyi geç de, bir tane bana ulaş be kardeşim. Merak etme, benim oy vereceğim söylem belli. O söylem değişirse de verdiğim oyun hesabını sorarım. Ben, okullarda bilgiye aç gençlerin, savaş ve ölüm hikayelerini dinlemedikleri bir Dünya istiyorum. Savaşmış bir askerin hikayelerini anlatmasını değil, öğrencileriyle barışık bir hoca, hesaplaşılmış hakiki bir tarih anlatsın istiyorum. Gençlerin geçirdikleri fikirsel dönüşüm benimki kadar sancılı olmasın, onlara hitap eden bir partiye oy verdikleri için başkalarının saldırgan kibirlerine boğulmasınlar, sevgiyle dönüşsünler istiyorum. Peki sen nasıl bir Dünya hayal ediyorsun, bir kez olsun nezaketle biraz ondan bahsetsene.

12.Can Kazaz.Yeşil Gazete

 

 

Can Kazaz