Tarımı ve Toprağı korumak “Toprak İşlemesiz Tarım” ile mümkün

Erica Goode tarafından The New York Times‘da yayınlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Eray Uygur‘un çevirisiyle sunuyoruz

* * *

Gabe Brown o kadar çok aranan bir konuşmacı ki kabul ettiği her davete karşılık on davet reddetmek zorunda kalıyor. İnsanlar, yakın bir zamanda burada, Best Western Oteli’nde verdiği konferansta olduğu gibi, onun tavsiyelerini duymak için sıraya giriyorlar.

Dinleyicilerine, bir problemi çözmenin önündeki en büyük engelin insan aklı olduğunu anlatıyor.

Büyükbaşlar, Terry McAlister’ın Teksas, Electra yakınlarındaki arazisinde otluyorlar. McAlister, bariz ekonomik faydalarından dolayı toprak işlemesiz tarım modeline geçmiş.  Credit Brandon Thibodeaux , The New York Times

Büyükbaşlar, Terry McAlister’ın Teksas, Electra yakınlarındaki arazisinde otluyorlar. McAlister, bariz ekonomik faydalarından dolayı toprak işlemesiz tarım modeline geçmiş. Credit Brandon Thibodeaux , The New York Times

Kırmızı çizgili polo yaka gömlek giyen ve beysbol şapkası takan, saçları dökülmüş Kuzey Dakota’lı bir çiftçi olan Brown yeni teknolojilerin yıkıcılığından, politik davalardan ya da kişisel gelişim çılgınlığından bahsetmiyor.

Yaptığı hararetli konuşmalar daha çok tarım, özellikle toprağı koruyucu tarım, tarlaları işlemeden bırakmayı öneren yeni bir hareket, yeşil gübre ve diğer toprak güçlendirici yöntemler hakkında.

Savunucularının söylediklerine göre, bakir toprak biyolojisini taklit eden bu tarım yöntemleri, bozulmuş toprağı canlandırabilir, erozyonu en aza indirebilir, bitki gelişimini teşvik edebilir ve çiftçilerin kazançlarını arttırabilir. Brown, 1. Güney Toprak Sağlığı Konferansı için otelde toplanan 250 çiftçiye, kuraklık ve su baskınları sırasında bile bu yöntemleri kullanarak Bismarck, N.D. dışındaki 20.000 dönümlük arazisinde çok başarılı bir şekilde mahsul elde ettiğini anlattı.

Düzlüklerde Toprak İşlemesiz Tarım (No-Till on the Plains)

24.000 dönümlük kuraklıktan mustarip tarım arazisine sahip Terry McAlister ‘Amacım toprağımı geliştirmek. Böylece daha iyi mahsul elde edebilir ve daha çok para kazanabilirim.’ diyor. Brandon Thibodeaux, The New York Times

24.000 dönümlük kuraklıktan mustarip tarım arazisine sahip Terry McAlister ‘Amacım toprağımı geliştirmek. Böylece daha iyi mahsul elde edebilir ve daha çok para kazanabilirim.’ diyor. Brandon Thibodeaux, The New York Times

Brown’ın daha fazla azotlu gübre ve mantar öldürücü ilaç kullanmasına gerek kalmamış. Daha az çalışma ve yatırımla eyalet ortalamasının üzerinde kazanç sağlamaya başlamış. Brown, ‘Fırsat verirsek doğa kendini toparlar.’ diyor.

Özenle işlenmiş araziler Amerikan tarımının ve çoğunlukla gelenekçi olan ve nesillerdir kullanılanlardan farklı yöntemler öneren uygulamalara güvenmeyen çiftçilerin alamet-i farikasıdır.

Ama üreticiler aşırı sert hava koşulları, yüksek üretim maliyetleri, işgücü eksikliği ve hükümetin tarımsal kirlilik düzenlemesi gibi tehditlerle karşı karşıya kaldıkça toprak koruma yöntemli tarımcılığa dönenler de oluyor.

Brown gibi çiftçiler ülkeyi dolaşarak hikayelerini ve kendini Düzlüklerde Toprak İşlemesiz Tarım (No-Till on the Plains) gibi ‘Doğayı temel alan tarımsal üretim sistemlerini’ yetiştiricilere öğretmeye adamış kar amacı gütmeyen organizasyonlarını anlatıyor ve binlerce insana ulaşıyorlar.

Toprak koruma yaklaşımını onaylayan Tarım Bakanlığı’nın Doğal Kaynakları Koruma Hizmetleri Bölümü’nden tarım uzmanı Ray Archuleta ‘Bu, geleneksel yaklaşıma getirilen büyük ve köklü bir değişiklik.’ diyor.

Hükümet araştırmalarına göre toprak işlemesiz tarım yönteminin kullanımı son 10 yılda hızla yükseldi ve Birleşik Devletler’deki tarım arazilerinin %35’ine ulaştı.

Bazı ürünler için toprak işlemesiz yöntemin kullanılma alanı son 15 yılda neredeyse iki katına çıktı. Örneğin soya fasulyesi yetiştirme alanı 1996’da 67 milyon dönüm iken 2012 yılında 120 milyon dönüm oldu. Yapılan araştırmalara göre, toplamda yetersiz kalsa da, baklagiller ve para kazanmak için üretilen mahsuller ile değiştirilen ve tüm yıl boyunca toprağı örtmek ve yeşil gübre görevi görmek için kullanılan diğer türlerin ekimi de alan olarak yılda %30 oranında arttı.

Çiftçiler toprağı ekime hazırlamak, ot ve mahsulleri karıştırmak ve kalıntıları tekrar toprağa bırakmak için işlerler. İşlem aynı zamanda gübrelerin toprağa karışmasını ve toprağın üst tabakasının yumuşatılmasını da sağlar.

Tekrar eden bu işlemlerin bir bedeli vardır. Yararlı mantar ve yer solucanları dahil olmak üzere toprağın canlılığı yok olur ve toprak Ray Archuleta’nın da dediği gibi ‘çıplak, aç, susuz ve hasta’ kalır.

Değeri azaltılmış topraktan tekrar yüksek kazanç sağlayabilmek için ağır yapay gübre uygulamaları kullanmak gerekir. Yapısı bozulduğundan toprak sert yağışlarda suyu çok kolay geçirir ve azot ve tüm diğer kirletici maddeler kolayca dere ve nehirlere ulaşırlar.

Toprak sağlığı savunucuları, toprağı işlemesiz bırakarak ve nitrojen ve diğer besleyici maddeler için uygun ortam sağlayan toprak koruma bitkileri kullanarak yetiştiricilerin topraktaki organik madde miktarını arttırabileceklerini ve böylece suyu daha iyi emip tutabilecek bir toprak oluşturabileceklerini söylüyorlar.

Beyaz Turp gibi toprak koruma bitkileri

McAlister fotoğrafta görülen beyaz turp gibi toprak koruma bitkileri kullanarak tarlasında suyu muhafaza ediyor ve erozyona karşı önlem almış oluyor. Brandon Thibodeaux, The New York Times

McAlister fotoğrafta görülen beyaz turp gibi toprak koruma bitkileri kullanarak tarlasında suyu muhafaza ediyor ve erozyona karşı önlem almış oluyor. Brandon Thibodeaux, The New York Times

Doğal Kaynakları Savunma Konseyi’nden tarım uzmanı ve avukat Claire O’Connor, ‘Toprağınızdaki organik madde miktarını %1 oranında arttırmanız arazinizde dönüm başına 4000 litre daha fazla su tutmanıza olanak sağlar.’ diyor.

Bu şekilde daha emici hale gelen toprak, yüzey sularına, kuraklığa ve su baskınlarına karşı daha dirençli olur. Toprak koruyucu bitkiler aynı zamanda otları da zapt ederler. Savunma Konseyi gibi çevreci gruplar uzun zamandır toprak koruma yöntemlerini destekliyorlar, çünkü bu yöntemler akarsu yataklarını korumakla birlikte toprağın iklim değişikliğine yol açan sebeplerden biri olan karbondioksiti yeraltında tutma yeteneğini de arttırıyor.

Çevre Savunma Fonu tarafından desteklenen güncel bir araştırmaya göre, toprak koruma bitkilerinin ve toprak sağlığı uygulamalarının yaygın kullanımı Yukarı Mississippi ve Ohio Nehri Havzası bölgesindeki azot kirliliğini %30 oranında azaltabilir ve Meksika Körfezi’ndeki oksijeni tükenmiş ‘Ölü Bölge’yi küçültebilir. Savunma Konseyi’nden O’Connor, hükümetin bu uygulamaları kullanan yetiştiricilere federal mahsul sigortalarında ‘iyi hal’ indirimi sağlayacağını açıkladı.

Eleştiriler: Maliyet ve Ot kontrolü

Ancak toprak işlemesiz tarım ve diğer yöntemleri, kullanışsız ve birçok yetiştirici için fazla pahalı oldukları yönünde eleştirenler de var. Örneğin toprak işlemesiz tarıma dönmek isteyen bir çiftçi, bu yönteme uygun ekim makinesi gibi yeni ekipmanlar satın almak zorunda kalıyor.

Purdue Üniversitesi’nden ziraat bölümü profesörü Tony J. Vyn, yetiştiricilerin arazilerini işleyerek tarım yapmaya yatkın olmalarının sebeplerinin coğrafya, yetiştirdikleri ürün cinsi ve topraklarının durumu gibi değişkenlere bağlı olarak farklılık gösterdiğini söylüyor. Yetiştiriciler bu sebeplere bir de toprak işlemesiz tarımda ot kontrolünün daha zor olduğu algısını da ekliyorlar. Su buharlaşmasını azaltan bu yöntem, ürünlerin yıl içinde ekilecekleri zamanı kısıtlıyor. Aynı zamanda toprak işlemesiz tarım sonucunda oluşan artıklarla baş etmenin, özellikle de mısır en çok kazanç sağlayan ürün olduğundan, oldukça zor olduğunu dile getiriyorlar.

Toprak işlemesiz tarım ve diğer toprak koruma yöntemlerini uygulamaya büyük hevesle geçen çiftçilerin çok azı bu değişimi çevresel nedenlerden dolayı yapıyorlar. Onları bu değişime iten asıl sebep çok daha sonuç odaklı.

“Daha önce doğru diye öğrendiğiniz her şeyi unutun”

Kuzey Teksas’taki 24.000 dönümlük kuraklıktan mustarip tarım arazisinin sahibi Terry McAlister ‘Amacım toprağımı geliştirmek. Böylece daha iyi mahsul elde edebilir ve daha çok para kazanabilirim.’ diyor. ‘Bu süreçte doğaya da bir faydam dokunursa ne ala, ama benim öncelikli amacım bu değil.’

McAlister, 1950’lerde Electra kasabasının dışında çiftçiliğe başlayan babası ile birlikte çalışarak toprakla tanışmış ve yıllarca toprağını sürerek tarım yapmış. Ama zaman içinde toprağı sürekli işlemenin etkileri hakkında kafasında soru işaretleri oluşmaya başlamış.

”Batı Teksas’lılar gibi pamuk üretiyorduk. Devamlı sür, sür, sür. Bir yağmur yediğinde her şey yıkanıp gidiyordu ve toprak yıpranıyordu. Bu da beni deli ediyordu. Kendi kendimize ‘Bunun daha doğru bir yolu yok mu?’ diye sorup duruyorduk. O zamanlar bilgisizdik tabii.’’

McAlister, 2005 yılında bir tarım ekonomistinin, tam işlemeli tarıma göre dönüm başına 4 dolar daha avantajlı olduğunu hesaplamasıyla birlikte toprak işlemesiz tarıma geçtiğini söylüyor.

McAlister toprağına ekeceği tohum çuvalları ile birlikte. Brandon Thibodeaux, The New York Times

McAlister toprağına ekeceği tohum çuvalları ile birlikte. Brandon Thibodeaux, The New York Times

Artık fikirleri değişmiş. Kışlık buğday tarlasının ortasında gururla, çürümüş turp ve şalgamların serpiştirilmesiyle oluşturulan kalın anız örtüsünü gösteriyor.

‘Toprak işlemesiz tarım yapmayı öğrenmenin en büyük zorluklarından biri, daha önce doğru diye öğrendiğiniz her şeyi unutmak.’ diyor McAlister.

McAlister son derece düzenli ve verimli ekim yapmasını sağlayan, toprak işlemesiz yönteme uygun bir GPS sistemli ekim makinesi kullanarak pamuk, buğday, saman, darı süpürgesi ve ihracat ürünü olarak kanola yetiştiriyor.

2012 yılında bölgenin her tarafındaki çiftçileri hasatlarını kurtarmaya zorlayan aşırı kuraklık sırasında elde ettiği en yüksek buğday mahsullerinden birini toprak işlemesiz tarıma borçlu olduğunu söylüyor. Sağlıklı toprağının diğer çiftçilerin tamamen işlenmiş topraklarına oranla çok az miktarda yağan yağışı en iyi şekilde kullandığına inanıyor.

Ama çok az yetiştirici kimyasal ilaç kullanmayı bırakan ve otla beslenen hayvanlar yetiştiren Kuzey Dakota’lı çiftçi Brown kadar ileri gidiyor. Mesela McAlister hala azotlu gübre kullanıyor. Kuraklık ya da yabancı ot öldürücülere karşı dayanıklı olması için genetiği değiştirilmiş tohumlar ekiyor. Ve yüksek kazanç sağlaması için ektiği ürünleri hasat etmeden önce toprak koruyucu bitkileri yok etmek için Roundup gibi yabancı ot öldürücüler kullanıyor.

Toprak koruma uygulamalarının destekçisi olan hayırsever Howard G. Buffett, son yıllarda ülkenin büyük kısmına rahat yüzü göstermeyen kuraklık ve su baskınları yüzünden birçok çiftçinin toprak işlemesiz tarıma geçtiğini söylüyor.

Warren E. Buffet’ın ortanca oğlu milyarder yatırımcı Buffett ‘Kuraklığa maruz kaldığınızda herkesin ilgisini çekersiniz.’ diyor. ‘Çiftçiler, insan doğasında olduğu gibi, zorunda kalmadıkları sürece davranışlarını değiştirmiyorlar.’

Buffett’a göre, 2010 yılında çıkan Temiz Su Yasası’na bağlı olarak geliştirilen, Çevre Koruma Ajansı’nın ‘Chesapeake Körfezi’nde Kirlilik Düzenlemesi’ çiftçiler için bir uyarı niteliğinde olmalı. Eğer çiftçiler gübrelerinin yeraltı sularına karışmasını önlemezlerse devlet bunu onların yerine yapacak.

Buffett, zayıflatılmış toprağın kendini toparlamasının yıllar alacağı göz önüne alınırsa toprak işlemesiz tarımın meyvelerini toplamanın yine de sabır istediğini söylüyor. Bazı çiftçiler toprak işlemesiz tarımı tek bir sorunun çözümü olarak tercih ediyorlar ve kısa sürede hevesleri kırılıyor. Ama tüm sorunlara cevap veren tek bir çözüm yolu yok. Çiftçilerin öğrendiklerini kendi arazileri ve ürünlerine uyarlamaları gerekiyor.

McAlister ve diğer toprak işlemesiz tarım uygulayıcılarına göre belki de bu yöntemin yayılmasının önündeki en büyük engel çiftçilerin her şeyi önceki kuşaklarla aynı şekilde yapmak zorunda olduklarına dair zihniyetleri.

McAlister durumu şu şekilde özetliyor: ”Bizim buralarda ‘Babanı gömmeden toprak işlemesiz tarım yapamazsın.’ derler.”

”Her gün seni omzunun üzerinden izleyip ‘İşe yaramayacak’ diye başının etini yiyen biriyle böyle bir işe girişemezsin.”

 

Haberin İngilizce Orjinali

Haber: Erica Goode

Yeşil Gazete için çeviren: Eray Uygur

(Yeşil Gazete, The New York Times)