“Sen Yaşar Kemal’ in bir kitabını bile okumamışsındır ülen!” – Hakan Ozan Erzincanlı

Sanırım 1990′ ların sonları idi. 20 yaşlarındaydım. Kaş’ ta bir Fransız restoranında çalışıyor, gece paydos edince kumpir-süt alıp meydandaki duvara gidiyordum. Burada genelde Olga ile oturup sohbet eder, sonra eve giderdim.

Olga. Aslen Adıyaman’ lı, o sırada 50 yaşlarında, altında bez bir pantol üstü çıplak, eski edebiyat öğretmeni, Amerika’ da uzun yıllar kalmış kocaman bonus saçlı, ilginç mi ilginç bir abimiz. İsmi neden Olga’ dır bi kendi bilir. Edebiyat öğretmeni ama öğretmenlik yapmaz, zaten düzenin sahipleri de onu öğretmen olarak istemezler.

2Sonbahardaki Kaş kitap şenliklerini Olga başlatmıştır, bu konuda büyük emek vermiştir. Şimdi baktım, 9. Kitap şenliği 2012’ de yapılmış. Daha da yapılmamış. İlgilenmiyoruz, bizim ayıbımız. Olga genel olarak Kaş meydanında duvarın yakınlarındadır. Kaymakamlık için tercümanlık yapar, kimi zaman tekne zımparalar, boyar; o sırada boyadığı teknede gözlüğü ve okuduğu son kitabı vardır. Bir de akşama biraz rakı bir lokma ekmek buldu mu ondan iyisi yoktur. Sohbetlerimde bir kez sormuştum “nasıl doyuyorsun o kuru ekmekle. Ne bileyim kuru fasulye, pilav, et, peynir yemen gerekmez mi?” diye. Yan yan baktı yine, “ne gerekir bilir misin iyi bir öğün için? Bir dal maydanoz! O bir dal maydanozun varsa kuru ekmek sen ne istersen o olur. Bir dal maydanozdaki lezzeti alabilecek, anlayabilecek kadar ağzımızın tadını bilseydik başka bişey istemezdik. Bazen bir restorandan bir dal maydanoz istiyorum, onu bile vermiyorlar. O zaman kuru ekmek yiyorum işte..”

Hüyükteki Nar Ağacı – evet, Yer Demir Gök Bakır – evet, Al Gözüm Seyreyle Salih – evet, Teneke – evet

Benim bir kız arkadaşım var o aralar, Olga da kadınlara çok bozuk. Bana sürekli kadınları kötülüyor, belki boş zamanlarımda onla değil kızla sohbet etmeme kızıyor. Yine bir gün böyle “kadınlar şöyledir, böyledir, en iyisinin köküne kibrit suyu” diyordu da ben pek dinlemiyordum. Umarsızlığımı görünce baktı baktı ve beni en kızdıracak, damarıma en derinden basacak lafı aradı. Rakılı kafayla da yüzüme dedi “sen Yaşar Kemal’ in bir kitabını bile okumamışsındır ülen!

Olga’ nın karikatürü (çizen Recep Aydın)

Olga’ nın karikatürü (çizen Recep Aydın)

Bilen bilir ben neredeyse hiç küfür etmem. Bana küfür, seksist saçmalık gibi gelir. Ama kendim bile anlamadan ağzımdan “s..tir git Olga” lafı döküldü. Yanından kalkıp ileri oturdum. Çok iyi biliyordu Yaşar Kemal’ in tüm romanlarını, bazılarını defalarca okuduğumu ve onun büyük hayranı olduğumu. Damarıma iyi yerden basmış, gerçekten kızdırmıştı. Baktı baktı, şöyle bir bağırdı, “İnce Memed okumakla Yaşar Kemal okunmuş olmaz, Hüyükteki Nar Ağacı‘ nı okudun mu?”

Dedim “evet”

Peki, “Yer Demir Gök Bakır

Buna evet demedim. Kumpir dolu kaşığı ağzıma götürürken kaşık yolda kaldı. Yan bir bakış attım “yuh, herhalde” dercesine. Anladı.

Al Gözüm Seyreyle Salih

“Evet, hem de tüm hayal anlatımları dâhil”

Teneke?

“Eveeet”

Durdu, durdu. “Peki, nasıl bitiyor teneke? Anlat bakalım..”

Anlattım, o da katkı yaptı. Teneke’ den sohbet devam etti. Hem hızla çok kızdırmış hem hızla gönlümü almıştı. O hocaydı ben çocuktum ne de olsa…

Yaşar Kemal ve Olga: Biri büyük yazar, diğeri küçük sokak adamı

Olga birkaç yıl önce, Yaşar Kemal de dün Hakk’a yürüdüler.

Biri büyük yazar, diğeri küçük sokak adamı

İkisi de edebiyat aşığı,

Yukarıda buluşup rakı masasını kurmuşlardır bence çoktan. Yaşar Kemal Olga’ nın hikâyesini dinliyor ve bu hayattan yeni bir İnce Memet çıkarıyordur büyük ihtimal.

Keyifleri bol, toprakları nemli olsun…

Hakan-Ozan-Erzincanlı

 

Hakan Ozan Erzincanlı

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page