Ekolojik YaşamManşet

Munzur’a bilimsel koruma, “Bölgede altın madeni yapılamaz”

Dersim merkeze bağlı Geyiksuyu Köyü yakınlarında işletilmek istenen altın madenine karşı açılan davanın bilirkişi raporunda bilim insanları yörenin Türkiye olduğu kadar Avrupa’nın da en zengin bitki varlığına sahip olduğunu, nesli tükendiği varsayılan Anadolu Parsının bile bölgede yaşadığına dair işaretler bulunduğunu belirtti.

24...

Evrensel’den Özer Akdemir’in haberine göre Maden mühendisi Prof. Dr. Murat Erdemoğlu, Çevre mühendisi Prof. Dr. Ubeyde İpek ve biyolog Prof. Dr. Murat Özmen’den oluşan bilirkişi heyeti Erzincan İliç’te altın işletmeciliği yapan şirketin bir başka kolu olan % 50 Lidya Madencilik (Çalık Holding) ve % 50 Alacer Gold’a ait Tunçpınar Madencilik tarafından yapılmak istenen altın, bakır, gümüş ve molibden işletmeciliğine karşı açılan davanın bilirkişi raporlarını davanın açıldığı Elazığ 2. İdare Mahkemesine gönderdi. Tunceli Valiliği’nin “ÇED gerekli değildir” kararı verdiği madencilik faaliyetinin yapılacağı bölgenin değerlendirildiği raporda, bölgede madenciliğin adının dahi anılmaması gerektiğinin verileri ortaya konuldu.

Raporlarında madenci şirketin hazırladığı proje tanıtım dosyasının eksikliklerine dikkat çeken bilim insanları projenin çevresel etkilerinin yeterince irdelenmediğinin altını çizdi. Madencilik sonucu oluşacak asidik suların Munzur havzasındaki su kaynaklarını kirletebileceği uyarısında bulunan bilim insanları, şu görüşlere yer verdi; “Uzmanlar tarafından yapılan araştırmalar sonucu bin 518 tür saptanmıştır. Bu bitki türlerinden 227 tanesi Türkiye’ye özgü olan (endemik) bitkilerdir. Yapılan tespitler yörenin Türkiye ve Avrupa’nın en önemli bitki alanlarından birini teşkil ettiğini ortaya koymuştur. Var olan endemik bitkilerden 43 tanesi yalnızca yörede yer alan bitki türü olarak saptanmıştır. Bu durum ayrıca hem ülkemizin hem de Avrupa ülkelerinde bir bölgede tespit edilmiş olan en zengin endemik çeşitliliklerden birine işaret etmektedir.”

Raporda, ayrıca soyu tükendiği varsayılan İran Parsı ve Anadolu Parsı’nın yaşadığına dair veriler olduğunun da altı çizildi. 2013 yılında Diyarbakır Çınar’da, 2010 yılında da Siirt Gabar Dağı yakınlarında avlanan parsların yörede bu türün varlığına işaret ettiğinin dile getirildiği raporda, bu türün mutlak koruma altında olması gerektiği kaydedildi. Rapor ayrıca yörede nesli tehlike altında olan kaya kartalı gibi kuş türleri olduğunu da ortaya koyuyor. Yabanıl yaşam için büyük önemi olan küçük su kaynakları ve gözelerin madencilik faaliyeti sonrası yok olabileceği uyarısı da yapıldı.

(Evrensel)

Kategori: Ekolojik Yaşam