Bilim-TeknolojiManşet

Kapitalizmin “Planlı Hızlı Tüketim” modeline karşı “Kendin-Yap” gönüllüleri

Tüketiciler kendin-yap gönüllülerinin ücretsiz olarak bozuk cihazlarını tamir ettikleri kafelerde (Repair Cafe.org) organize oluyorlar

Nick Meynen tarafından Ejolt’da yayınlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Filiz İnceoğlu’nun çevirisiyle sunuyoruz.

* * *

Telefonlarımızda ve dizüstü bilgisayarlarımızda kullanılan az bulunur metallerle ilgili şiddetli tartışmalar devam ederken ve elektronik atıklar dağ gibi büyürken, mühendisler ürünlerin daha hızlı tüketilmesi için yeni yollar keşfetmek için kafa patlatıyor.

Bir bilgisayarı ve bir monitörü üretmek için 244 kg fosil yakıt, 21,8 kg kimyasal ve 1,5 ton su gerekiyor. Avrupa Çevre Ofisi’nde ürün politikası uzmanı olan Carsten Wachholz şöyle açıklıyor: “Bir dizüstü bilgisayarı üretmek için tüketilen enerjiyi telafi etmek için, ürünün 20 yıldan uzun süre kullanılması ve bu süre zarfında da yüzde 20-30 civarında bir verim iyileştirme oranına sahip olması gerekir.” Ancak bunun tam tersi gerçekleşiyor: 2010’da üretilen bilgisayarların 2000’de üretilenlere oranla ömürleri %10 daha kısa. Aynı şey cep telefonları, iPod’lar vs için de geçerli. Bunun sonucunda, dünya üzerindeki elektronik atığın miktarı katlanarak artıyor ve yılda 50 milyon tonu geçiyor.

Bu planlı hızlı tüketim fikri ilk olarak ampullerle, naylon çoraplarla ve arabalarla başladı. Zamanla tüm elektronik aletlere, ders kitaplarına, çamaşır makinelerine, mikrodalga fırınlara, yazılımlara, hatta bozulma ve ‘demode’ olma ihtimali olan neredeyse her ürüne yansıdı. Mühendislerden, ürünleri daha hızlı hurdaya çıkacak şekilde çalışmaları isteniyor; böylece insanlar hızlıca yerine yenisini alma ihtiyacı duyacaklar. Bu yolla şirketler yüksek kâr ediyorlar ama bu durumun bazı hoş olmayan sonuçları da var: daralan stoklar ve her geçen gün artan atıklar içinde kalan gezegenin artan materyal ve enerji tüketimi sorunu. Çevresel haksızlıkların ardında çok büyük amaçlar yatıyor, bizler son üç yılımızı alan bir araştırma ile bu konuyu derinlemesine inceledik. Şimdi, bu tehlikeli oyunların kaynağına ve onları nasıl durduracağımıza daha yakından bakalım.

 “Başarısızlığa mahkumiyet”: geçmişin özeti

Wikipedia’da “Planlı Hızlı Tüketim” (Planned Obsolescence) tanımını aradığımızda, konuya dair yüzeysel bilgiler geliyor: “Bu stratejinin ardında yatan gerekçe… mükerrer satın almalar arasındaki zamanı azaltmak… üretici –ürünün ne kadar dayanacak şekilde tasarlandığını bilen kişi- ile tüketici –bunu bilmeyen kişi- arasında bilgi uyuşmazlığı var.” Uzun lafın kısası; üreticiler, tüketicileri daha sık ve tekrar tekrar görmek için aldatıyor.

Daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız, The Light Bulb Conspiracy adlı belgeseli izlemek iyi bir başlangıç olabilir. Bu ödüllü belgesel planlı hızlı tüketim hikâyesinin izini sürüyor. 1920’lerde ampuller ortalama 2500 saat dayanırdı, ancak 1940’a gelene kadar bu süre ortalama 1000 saate düştü. Belgeselde gösterilen resmi belgeler o zamanların en büyük üç üreticisi arasında yapılan gizli bir ticari anlaşma olduğunu açığa çıkardı. Bu anlaşmaya göre hiçbir ampulun 1000 saatten daha uzun süre dayanmaması gerektiği yönünde hemfikir oldular. Ürettikleri ampuller bu limitin ne kadar üstünde dayanırsa ticari birliğe o kadar ceza ödemek zorunda olacakları konusunda anlaştılar.

http://youtu.be/vfbbF3oxf-E

1932’de Berbard LondonEnding the Depression Through Planned Obsolescence” (Planlı Hızlı Tüketim ile Krizi Aşmak) adlı kitabı yazdı. Tüketimi canlandırmak ve sürekli hale getirmek için hükümetin tüketici ürünleri için planlı hızlı tüketimi yasayla zorunlu hale getirmesi istendi. Ama şirketler bunu gizli gizli yaparken halka duyurmak ve yasayla zorlamak neden? Çünkü böylece ürünlerin kalitesini düşürme gereğini halka açıklamak gibi zor bir durumdan sıyrılmış olacaklardı.

Dupont, naylon çorapları 1940’da icat ettiğinde, ürünler onları yapan mühendislerin eşleri ve kızları üzerinde denenmişti. Çorap kaçması gibi bir durum yaşanmamıştı. Bu kötü bir iş modeliydi. Böylece Dupont’un mühendislerine çorapları daha dayanıksız yapmaları emredildi.

111960 yılında kültür eleştirmeni Vance Packard, “halkı müsrif, borç batağına saplanmış, sürekli mutsuz bireyler haline getirmek için sistematik bir iş girişimini” açığa çıkaran The Waste Makers (Atık Üretenler) adlı kitabı yayımladı. Bu kitap, ticari menfaatler için sıradan insanların kandırılmasını anlatır.

Planlı hızlı tüketimin topluma uygulanması gitgide büyüyen bir atık silsilesine neden oldu. Bu atıkların bazıları yüksek tüketim oranına sahip olan, gelişmiş teknolojinin bozuk cep telefonları yığınından birkaç gram altın kazanmaya olanak sağladığı ülkelerde geri dönüştürülüyor. Ancak, elektronik ürünlerin %80 ilâ %85’i katı atık sahalarına veya çöp yakma fırınlarına gönderiliyor. Elektronik atıklar, Amerika’nın atık sahalarındaki çöplerin %2’sini oluştursa da, tüm toksik atıkların %70’ine eşdeğer. İşte ‘Lawrence Summers’ın İlkesi’ bu noktada devreye giriyor. Eski World Bank baş ekonomistinin yazdığına (sızan bir iç bilgi) göre, “Bahsi geçen sağlığı bozacak derecedeki kirlilik ülkede en düşük maliyetle yapılmalıdır”. ABD’de üretilen yıllık 3 milyon ton e-atığın yaklaşık %80’i milyonlarca insanın bu atık akışı nedeniyle şiddetli, yaygın ve uzun süren hasarlar yaşadığı Asya’ya ihraç ediliyor. Son zamanlarda bu durumu ekokıyım diye adlandıran birçok tartışma yaşandı.

Diğer taraftan: E-atıkların her zaman Avrupa ya da genellikle batıdan gelmediği de eşit derecede doğru. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (BMÇP)’nın tahminlerine göre, 2017 yılına kadar Afrika, AB’den daha fazla e-atık üretecek. BMÇP’nin “Geri Dönüşüm –E-Atıktan Kaynaklara” başlıklı raporuna göre ortaya çıkan e-atığın miktarı –cep telefonları ve bilgisayarlar dâhil- Hindistan gibi ülkelerde gelecek on yıl içinde %500’e kadar artış gösterebilir. Ancak ürünlerin nerede üretildiğine, satıldığına, kullanıldığına bakmaksızın planlı hızlı tüketimle üretici tarafında yüzleşmek tüm bu atık akışını dizginleyebilir.

Hızlandırılmış “Başarısızlığa mahkûmiyet” kursu

Ürünlerin geçirdiği evrimle birlikte, onları daha dayanıksız hale getirme numaraları da gelişti. Bu noktada, sizlere, başarısızlığa mahkûm ürünler tasarlama sanatının incelikleri hakkında hızlandırılmış bir kurs sunacağız. İhtiyacınız olanlar:

* Yapıştırıcı: İş modelinizin yapıştığından emin olmanızı sağlar. Apple ürünleri normalde değiştirilebilir olan pillerle donatmak yerine onları ürüne yapıştırır. Pil mi bozuldu? Bu size ortalama 100 dolara mal olur, tamiri bir hafta sürer ve Apple telefonunuzun hafızasını siler. iPod’lar için durum daha da kötüdür: tamir masrafları ürünün yenisini almaktan daha pahalıya patlar. Bazıları internetten kendi kendinize nasıl tamir edeceğinizi anlatan bir rehber paylaştığında, Apple birdenbire ürünü kendi başınıza açıp tamir edemeyesiniz diye kendi vidalarını icat eder.

*Çipler: Çipleri bir yazıcının en ücra köşesine saklayabilirsiniz. Bu, hiçbir şeyden haberi olmayan ürün kullanıcıları için sıradan bir Salı sabahı yazıcılarının artık çalışmayacağı anlamına gelmektedir. Eski kartuşu boşaltmak ya da temizlemek yerine, yazıcı bize (pahalı) bir tamiratın ya da yeni bir ürünün gerekli olduğunu söyler. Çipler ayrıca kartuşun bittiğini belirtmek için kullanılır –mürekkebin %64ü hala kartuşta olduğunda dahi. Her bir büyük lazer yazıcı kartuşunu üretmek için 3 lt yağ ve 1,5 kg plastik gerektiğinin önemi yoktur.

*Yumuşaklık: Kırılma ihtimali daha yüksek olan bir şey varken hassas yerler için neden dayanıklı materyal kullanasınız ki? Çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, mikrodalga fırın veya buzdolabını açın ve daha yumuşak malzemelerle değiştirebileceğiniz kısımları bulun. En “akıllı” üreticiler bunu zaten yapmış, değil mi?

*Uyumsuzluk: Aplikasyonlar ve oyunlar yapma yeteneği olan bir teknoloji tutkunu musunuz? Bir dizi oyun düşünün ve öncekilerle uyumlu olmalarını önlediğinizden emin olun –çoğu rakip şirketin yaptığı gibi. Aynı şey, öncekilerle uyumun bilerek engellendiği yazılımlar için de geçerli.

Sorun teknolojide değil, sistemde

8Planlı hızlı tüketim daha yeni teknolojilerle sınırlı değildir. Çoğu ana ders konuları için yıldan yıla çok fazla önemli değişiklik yapılmasa da, ders kitabı yayıncıları sık sık güncelemeler yaparlar. Sorun şu ki, her yeni baskı, farklı bir sayfa numarasıyla basılmış bilgileri içerir ve bu da önceki baskıyla sınıfta konuyu takip etmeyi zorlaştırır. Eğitim kitapları yayımlayanların böyle taktiklere başvurma sebepleri açıktır: kârlılıklarını korumak için aslında dayanıklı olan ürünlerin miadını bir şekilde doldurmalarını sağlamak zorundadırlar. Buna karşın, birçok öğrenci grubu değiştirilen kullanımlar üzerine basit kılavuzlar hazırlayarak ucuz ikinci el versiyonların kullanılmasını sağlıyorlar.

Bir taraftan da her sezonda son moda ürün almak gibi absürd bir inanış da var. İnsanoğlunun ne zaman, nerede ve nasıl bu kadar moda hassasiyeti geliştirdiğine dair bazı öngörüler edinmek için, bu konuda Naomi Klein’ın yazmış olduğu No Logo isimli kitabı okuyabilirsiniz. Özetlemek gerekirse; ister kesimi, etek boyu, ister renkleri yüzünden olsun, reklamı yapılan ve satılan birçok şey kısa sürede demode olacak şekilde tasarlanıyor. Burada çözüm oldukça basit: Aldatıcı reklamlara kanmayın ve bir moda mağduru olmayın. İkinci el giysi kullanımı çok daha çeşit içeriyor ve epey yaygınlaştı –bir kaçış planına da olanak sağlıyor.

Çözüm her yerde

Tüketiciler kendin-yap gönüllülerinin ücretsiz olarak bozuk cihazlarını tamir ettikleri kafelerde (Repair Cafe.org) organize oluyorlar

Tüketiciler kendin-yap gönüllülerinin ücretsiz olarak bozuk cihazlarını tamir ettikleri kafelerde (Repair Cafe.org) organize oluyorlar

Fiyasko yaratıcıları için seçenekler sınırsızdır. Ya onların düşmanları? Tim Hicks gibi tüketiciler mesela. Tim dizüstü bilgisayarları tamir eder. Toshiba’nın avukatları Tim’i 300’ü aşkın Toshiba dizüstü bilgisayar için hazırladığı kılavuzları siteden kaldırması için zorlayana kadar her bir bilgisayarın kılavuzunu pdf formatında kendi sitesinde paylaşıyordu. Kılavuzları siteden kaldırmak her yerden kuşatılmış tüketicilere bozulan cihazlarını şişirilmiş fiyatlar veren, sadece-üretici-onaylı servis merkezlerine göndermekten başka çare bırakmadı. Bozulan elektronik cihazları tamir etmek bu denli pahalı ve elverişsiz bir yol haline getirilince birçok insan mecburen cihazları atmayı tercih ediyor.

9Ancak, Tim hala birçok kılavuzu online yayımlıyor ve bu konuda yalnız değil. Tamircilerden oluşan bir iletişim ağı internette baş gösterdi. Hatta Youtube’da, bozulmaya ayarlanmış fiyasko bir çipe sahip yazıcınızı nasıl yeniden çalıştırabileceğinizi anlatan bir video paylaştılar. iFixers’da, amacı insanları daha fazla şeyi tamir edebilmeleri için cesaretlendirmek olan bir tamir manifestosu yayımladılar. Böylece, temelinde “tamir edemiyorsan sahibi değilsindir” anlayışı olan “devrime katıl” sloganıyla çevre aktivisti bir hareket başlattılar. Aynı zamanda, tüketiciler kendin-yap gönüllülerinin ücretsiz olarak bozuk cihazlarını tamir ettikleri kafelerde (Repair Cafe.org) organize oluyorlar.

Üretici tarafında da aktifler. Seçeneklerden biri, geri alma semalarıyla çalışıyor. Ancak bu yöntem, sadece o maliyeti fiyata yeniden ekleyecek olan büyük üreticiler için elverişli. Yine de bu çok fazla sorun teşkil eden bir durum değil. Son yapılan bir Eurobarometre’de yanıt veren 26.573 kişinin %77’si, ürünün gerçekten çevre dostu olduğuna ikna oldukları takdirde çevre dostu ürünler için daha fazla ödemeye razı olduğunu belirtmiş. Başka bir Eurobarometre’ye göre, %27 oranında katılımcı arabaları, bisikletleri ya da çim biçme makinesi gibi araçları da içeren paylaşım yöntemini kullanıyor. %21 ise çamaşır makinesi gibi ürünleri satın almak yerine kiralıyor ya da bu hizmeti veren bir yerden hizmet alıyor. Kiralama sektörü daha fazla ürünü bünyesine katarak genişliyor. Mesela Phillips artık ampuller için Yaşam Döngüsü Servisleri Performans anlaşması teklif ediyor.

Planlı başarısızlık pazarlamanın başarısızlığıdır

Planlı hızlı tüketim bir komplo teorisi değil. Büyüme akımının yerleşik bir özelliği olduğu için birçok endüstride standart haline gelmiş bir iş modeli. Bu akım şu anda dünya üzerinde hayatı insanlar için keyifli hale getiren koşulları yok etmekle meşgul. Ama bu sonumuzun geldiği anlamına gelmez. Aksine, bu iş modelinin sonu gelmekte ve alternatifleri de bulunmakta.

10

Bir taraftan hükümetlerin bu sorunu çözmesi gerekiyor. Çoğu hükümet birçok farklı ürünle ilgili düzenlemeler yayımlıyor ama planlı hızlı tüketim için özel bir çalışma gerekli. 1 Ekim’de Avusturya hükümeti dayanıklı, tamir edilebilen elektrikli ve elektronik aletler için yeni bir mükemmellik etiketi açıkladı. Fransa, 17 Mart 2014’de, planlı hızlı tüketimi açıkça önlemeyi amaçlayan bazı kurallar içeren yeni tüketim yasalarını kabul etti. 14 Ekim 2014’de daha da ileri giderek, planlı hızlı tüketimi bir suç olarak kabul ettiler ve 2 yıla kadar hapis ile 300.000 Euro para cezası öngördüler. The Telegraph gibi bir gazete bile bu yasanın faydalı olduğuna ve uzun ömürlü elektrikli süpürgelere ikna olmuşsa, Avrupa Birliği Ecodesign Directive adı altında iyi şeyler yapıyor olacaktır.

Buna karşın, bu düzenleme bir taraftan tüketim aktivistleri, diğer tarafta büyük şirket lobileri arasında yok olmayan bir çatışmanın sonucunda doğdu. Biraz kazanç elde eder ama çokça kaybedersiniz. Bu nedenle, gerek internet üzerinden, gerekse tamirci kafeleri yoluyla insanları bir araya getirerek, kurulan kumpasın etrafından dolaşmanın yollarını bulmada tüketicilere yardımcı olan Peer2peer Birliği’nden Tim ve Michel Bauwens gibi insanlara ihtiyacımız var. Bu açıkça belli bir amaca hizmet ediyor ve birçok insan için bu ancak iletişim boşluklarını kapamakla mümkün olabilir: çoğu insan ücretsiz tamir desteği sağlandığından, halk ekonomisi diye bir şeyin varlığından ve bunun düşüncede kalmayıp ulaşılabilir bir uygulama olduğundan habersiz. Yaygın medya, şirketlerin ihtiyaç duyduğu reklamların içeriklerini hazırlamakla fazlasıyla meşgul.

Kapitalist ekonomide, bir ürünün başarısızlığı bir özellik haline geldi. Ancak pazarın dışında insanlar, sorunları kalıcı çözümlere ulaşırmak için birlikte çalıştılar. İyi haber: moda mağduru olmak zorunda değilsiniz. Anında bozulan her ekmek kızartma makinesi ve her yazıcıda hüsrana uğrayan tüketici köleliğine boyun eğmek zorunda da değilsiniz. Her şeyden öte, bir yerlerde hâlâ sorunları ufak ufak da olsa çözen insanlar var.

 

Haberin İngilizce Orjinali

Haber: Nick Meynen

Yeşil Gazete için çeviren: Filiz İnceoğlu

(Yeşil Gazete, Ejolt)