Otonom enerji- Nasıl yapmalı? – Alper Öktem

Bir yıl kadar önce Enerji sektörü  konusunda şunları yazmıştım: “Bugünkü dünyada enerji kullanımı aynı zamanda enerji bağımlılığı demek. Ülkeler, kıtalar arasında ve bir ülke içinde enerji kaynakları ve elektik olarak bizzat enerji taşınıyor, alınıp satılıyor. Enerji kaynakları-nın kontrolü ve paylaşımı için diplomasi yapılıyor, savaşlar çıkıyor. Enerji  tekelleri muazzam ekonomik güçleriyle ülkelerin siyasetini belirliyor. Ülkelerin kalkınma politikaları gene enerji tekellerinin çıkarlarına bağımlı. Fosil kaynaklara dayanması ve iklim değişikliğine yol açması nedeniyle bu enerji düzeni yanlış. Tekelleri güçlendirdiği, ülkeler arasında sorunlar çıkardığı ve savaşlara yol açtığı için yanlış. Bu enerji düzeni demokrasi ile bağdaşmıyor. Geniş tüketici ve üretici kitleler merkeze ve  tekellere tümüyle bağımlı durumdalar.”

Ne yapmalı sorusuna yeşil-sol bir cevap olarak Otonom Enerji’yi önermiştim: “Çevreye dost, yenilenebilir enerjiyi yerinde üreten teknolojiler. Enerjinin gerek duyulan yerde yerinde üretimi aynı zamanda enerji naklınde ortaya çıkan kayıpların ortadan kalkması demek. Fosil enerji kaynaklarının arama, üretim ve taşınmasında ortaya çıkan ve çevreye muazzam zarar veren kazaların olmaması demek. Tüketicilerin enerji  tekellerinin fiyat sultasından kurtulması demek. Tüketicilerin enerji üretmesi demek, insanlar arasında işbirliği, kollektivite demek, daha fazla demokrasi demek.”

Nasıl yapmalı konusunda (Dünya) Demokratik Enerji Hareketinin (DEH) Almanya’daki tecrübelerinden hareketle: “Otonom enerji üreticisi olma zamanı geldi geçiyor. Kooperatifler, dernekler  hatta apartman komşularının birlikler oluşturması zamanı”, diye yazmıştım.

Aradan geçen süre içinde bir grup arkadaş Türkiye’de bu konuda adımlar atmaya çalışırken ülkedeki  somut durumu daha iyi anladık. Siyasi iktidar yasalar ve yönetmelikler yoluyla    yenilenebilir enerjiler konusunda bir çerçeve çizmiş. Eleştirilecek pek çok yönü olan bu çerçeveyi “bu memlekete yenilenebilir enerji lazımsa onu da bizimkiler yapar” anlayışının tezahürü olarak tarif edebilirim.Bu çerçeve tekelci ve merkezi üretimi yenilenebilir enerjiler alanında da garanti altına alıyor. 

Konuyu bilenlerin tasdik ettikleri bir başka eleştiri konusu ise mevzuatın çatılarda fotovoltaik paneller kurulmasının önüne olmadık zorluklar çıkartması.

Tedarik ve Üretim Lisansı (1 MW üzeri kurulu güç için lisans zorunlu) ile otonom olmayan, büyük ölçekli yenilenebilir enerji faaliyeti mümkün.

Lisanssız üretim santrallerinde (1 MW’a kadar) üretilip satılacak tüketim fazlası enerjiyi de TEİAŞ nezdinde Elektrik Dağıtım şirketlerine satabiliyorsunuz.  Tabii dağıtım şirketi trafom yeterli değil derse ortada kalıyorsunuz.  Kurulu güç 1 KW da olsa, bunun 1000 katı yani 1 MW da olsa yerine getirmeniz gereken bürokratik işlemler aynı. On Grid adı verilen düzenlemede üretim fazlanızı dağıtım şirketine satarken ihtiyaç halinde satın alıyorsunuz.      Burada mahsubi sayaç takılıyor, şebekeye sattığınız ile aldığınız  miktarları birbirne mahsup ederek neticeyi tesbit eden  sayaç. Bu düzenlemenin yerine getirilecek şartları  fotovoltaik (PV) sistem meraklısı küçüklerin gözünü korkutuyor. Ama ihale dünyasına girmek istemeyen şirketler için uygun.

Off Grid için bürokratik işlem yok, kendi ürettiğinizi (fazla olunca depolayıp) kullanıyorsunuz, yahut boşa gidiyor. Fakat bu yeterli olmayınca şebekeden elektrik almak gerekiyor. Bu durumda şebekenin sayacını devreye sokuyorsunuz.

Yani siz şimdi illa otonom olmak istiyorsanız evinizin mesela çatısında üretin ve tüketin, satış filan düşünmeyin diyorlar.

Ama tüketemediğimi satamazsam rentabıl değil mi diyorsunuz, depolayın o zaman diyor mevzuat. Kocaman kocaman piller lazım, hiç kurtarmıyor derseniz …

Yenilenebilir Enerjiler Genel Müdürlüğü ve EPDK’dan edinilen bilgiler bu yönde. Sonuç olarak enerji kooperatifleri Türkiye’de ancak kısıtlı bir alanda faaliyet gösterebilirler. Sadece tek bir trafodan elektrik alanlar kooperatif kurabilirler… Yapı kooperatifleri (başlamadan önce veya inşaat bittikten sonra) amaçları arasına enerji üetimini de alabilirler, PV’nin nereye kurulacagı karar verilecek ilk nokta. Maalesef kurulacak PV bir tek alanda, yani tek sayaçla olmalı, zira dağıtım şirketi mahsubi sayaç kullanıyor. Yani ürettiğin sayaç üzerinden şebekeye verirken aynı sayaç üzerinden alıyorsun. Ama fiyat aynı değil… 13,3 dolar-cent üretime verilen fiyat. Peki Türkiye’de elektrik fiyatı halen nedir yanı alırken kaç sent ödeyeceğiz?  Peki Akkuyu NGS   şebekeye kaça satacak?

Belirttiğim gib mevzuat bir üreticinin bir çok çatıda üretim yapmasına engel. Ama örneğin Organize sanayi bölgeleri (OSB) dernekleri tek trafoya bağlı oldukları için onların işi kolay, çatı yahut alandaki güvenlik bölgeleri paneller için uygun.

Yurttaşların üretim faaliyetine girmesi ve üretim ve tüketimde söz sahibi olabilmeleri için  (kooperatiflerin kısıtlı imkanları dışında) ülkemizde iki imkan daha var oldugu ifade ediliyor. Bunlar belediyelerin ticari faaliyet yapma imkanları çerçevesinde üretime girişmeleri, ki bunun ilk örnekleri yolda. Ve aynı şekilde vakıfların bu alanda şirket kurması. Belediye ve vakıf şirketlerine yurttaşların küçük paylarla yaygın katılması halinde demokrasi ayağının daha sağlam olacağını düşünüyorum.

Otonom enerji/yenilenebilir enerji alanında aktif olmak isteyen yurttaşlar işe galiba bir sivil toplum hareketi oluşturmakla başlayacaklar. Bir belediye sınırları içinde ilgilenen yurttaşların  belediyelere yönelik ve yurttaşlara yönelik bilgilendirme ve özendirme çalışması yapan ve yenilenebilir enerji üretimi yapılabilecek alanları tesbit ederek belediyelere (ve vakıflara) öneri yapan girişimler kurması gerekiyor.

Gene en iyi bildiğimiz yerden başlayacağız: Meraklıları girişim kuracak, bu alanda bilgili ve  hevesli insanları birlikte çalışmaya ikna edecek, stantlar, bilgilendirme toplantıları, belediyeye dilekçeler vermek ….  Ülkenin ve dünyanın geleceğine rentabiliteden daha fazla önem veren yurttaşları ise çatılarında vs güneş enerjisi kurmak için bilgilendirmek. Adına mesela  Gü-Lo diyelim, örneğin Kadıköy GüLo, Güneş Lobisi…

Güneş lobilerinin bir başka çalışma alanı ise, güneş enerjisi ile su ısıtmak için yurttaşları aydınlatmak. Antalya’da çatıda su ısınır da İstanbul’da ısınmaz mı? Doğal gaz yazın su ısıtmak için şart mı? Yahut hidrofor nedir- elektrik ile çalışan su ısıtıcısı! Elektrik nereden gelir? Mesela Soma’da termik santralden. Başka? Soma’dan Ermenek’ten madencinin ölüm haberi gelir, zeytinlikler kesilir, Yatagan’da veya Afşin’de tabiat ölür. Peki balıklar nerede ölür? HES’lerde.

İş başa düşüyor, emekleriyle yürekleriyle katılacak insanlarımıza  sesleniyorum, somut adım atmaya çağırıyorum.

Alper Öktem

 

 

Alper Öktem