Beslenme alışkanlıklarımız dünyayı değiştiriyor

Nature dergisinde yayınlanan “Beslenmenin Sürdürülebilir Çevre ve İnsan Sağlığı ile İlişkisi” adlı araştırma; insanların beslenme alışkanlıklarının insan ve çevre sağlığı ile olan ilişkisini küresel düzeyde ortaya koyuyor. Araştırmaya göre sağlıklı beslenmenin yaygınlaşması ile hem diyabet, koroner kalp hastalıkları gibi beslenmeye bağlı hastalıklar azaltılabilir hem de bu sayede tarımsal sera gazı emisyonları azaltılarak ve ormansızlaşmanın önüne geçilerek çevre tahribatı önlenebilir.

david_tilman2_001

David Tilman

Kaliforniya Üniversitesi Bren Çevre Bilimi ve Yönetimi Enstitüsü’nden profesör David Tilman ve Minnesota Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisi Michael Clark’ın gerçekleştirdiği araştırmada; yem ve et üretiminin çevresel maliyetleri üzerine yapılmış önceki araştırma verileri ile birlikte dünyanın en fazla nüfusa sahip 100 ülkesinin 50 yıllık beslenme trendleri, beslenme ile ilişkili hastalıklardaki ölüm oranları ve nüfus artış oranları birlikte analiz edilerek sonuçlar elde ediliyor.

Tilman, araştırmanın kapsamı ile ilgili “Önceki araştırmalar, ülkesel bazda beslenmenin etkilerine bakarken bu araştırma ile ilk defa küresel ölçekte beslenmenin insan ve çevre sağlığı üzerindeki etkilerine bakılıyor. Dünya nüfusunun %90’ının beslenme alışkanlıkları ve bunların çevresel etkileri ile ilgili veri topladık. Araştırmadaki veriler beslenme, sağlık ve çevre unsurlarının birbirlerini nasıl etkilediklerini ve nereye doğru gittiklerini gösteriyor” açıklamasını yaparken sözlerini şu şekilde sürdürüyor;

Bulguların çoğu şaşırtıcı değil ancak küresel etkileri korkutucu. Çoğumuz yüksek kalorinin sağlık için kötü olduğunu, kırmızı et tüketiminin çevreye zarar verdiğini ve bazı beslenme çeşitlerinin daha sağlıklı olduğunu biliriz. Bu araştırmada bizi asıl şaşırtan küresel düzeydeki beslenme eğilimlerinin gezegene olan etkisinin ne kadar büyük olduğunu ve değişiminin ne kadar hızlı olduğunu görmek oldu. Beslenmenin sera gazı emisyonlarını ne düzeyde arttırdığını, tropikal ormanları ve diğer ekosistemleri ne ölçüde tahrip ettiğini görmek gerçekten şaşırtıcı.

Araştırma gösteriyor ki 1961-2009 yılları arasında kişi başına et tüketimi, boş kalori alımı ve alınan toplam kalori miktarı, gelir artışı ve kentleşme gibi faktörlerin etkisi ile birlikte artış gösterdi. Beslenme eğilimi bu şekilde devam ettiği takdirde 2050 yılında beslenme içeriğini %60 oranında boş kalori, %20-50 oranında ise hayvansal gıda ve çok az bir kısmını bitkisel gıda oluşturacaktır. 2050 yılındaki bu beslenme sera gazı emisyonlarını %80 oranında attırırken tarım arazisi oluşabilmesi için ormanların yok edilmesi ve beraberinde türlerin yok edilmesine neden olacak ve ayrıca su kaynaklarına atılan kimyasal gübre ve pestisit akışı da artmış olacaktır.

Araştırma verileri; yeme trendinin sağlıklı beslenme(Akdeniz, pesketaryen(*), vejetaryen) olarak değiştiği durumda ise Tip 2 diyabet riskinin %16-41, koroner kalp hastalıklarının %20-26, bazı kanser tiplerinin ise %7-13 oranında düşeceğini ve beraberinde gıda üretiminden kaynaklı sera gazı emisyonlarınının %40 oranında azalacağını gösteriyor.

Tilman bu değişikliğin gezegende yaratacağı değişikliği şöyle açıklıyor;

Eğer dünyadaki beslenme trendi bu üç beslenmeye dönerse sağlık artacağı gibi şu an bütün arabaların, kamyonların, uçakların, trenlerin ve gemilerin saldığı sera gazı emisyonları oranına eşit oranda emisyon azalmış olacak. Ayrıca beslenmedeki bu geçiş büyüklük olarak ABD’nin yarısı kadar tropikal ormanın ve savanın yok edilmesini engellemiş olacak.

Kaynaklar: bren.ucsb.edu, medicaldaily.com

* hayvan eti olarak sadece balık tüketen

(Yeşil Gazete)