[Kırsal Yaşamdan Öyküler 5] Çobanlık ne güzel hey, ne güzel hey hey!

Merhaba.

Geçenlerde 18. Dünya Organik Kongresi gerçekleşti. Yeşil Gazete’de bununla ilgili fazlaca bilgi var, merak eden araştırabilir, hatta araştırsın zira duyduğuma göre kongre çok güzel geçmiş. Duyduğuma göre diyorum çünkü gidemedim. Birilerinin Ormanevi’nde kalıp çobanlığı devralması gerekiyordu. İşte bu sebeple ki, bu yazım çobanlıkla ve geçen sefer söz verdiğim gibi kalabalık fonlamayla ilgili olacak. Önce çobanlıkla başlayalım.

Sadece üç dört gün çobanlık yaptım ve neler neler gözlemledim. Bizim Volkan ve Durukan (koyunlar onların işi) allah bilir neler biliyordur diye düşündüm, haydi onları da geçtim yıllardır çobanlık yapanların gözlem ve bilgi birikimini bir düşünün. Hayvanlara dair, toprağa dair, iklime dair, çayıra çimene dair…

Mesela, bizim köpeklerle koyunlar arasında bildiğin bağ oluşmuş, üç dört aylık kısacık  sürede hem de. Artık arkadaşlık bağı mı, köpeklerden kaynaklı ‘korumacı-babacan’ bir bağ mı, koyunların yaşça büyük kadınlar olduğunu düşünürsek ‘anaç’ bir bağ mı, orasını bilemem. Lakin gözümün önünde, köpekler koyunları koruyor kolluyor, toparlayıp oradan oraya götürüyor, koyunlardan özellikle biri gelip gelip köpeklerle oynaşıyor, nereye gitse takip ediyor, illa gelip kafasını dayıyor sırtına bir yere. Bir ara Zek’in, koyunun tekinin kulağını öptüğüne yemin edebilirim kafamda hayal etmediysem. O sahneyi yakalayamadım ama bununla idare ediverin.

Bayrak ve canayakın koyunumuz

Bayrak ve canayakın koyunumuz

Bir diğer enteresan gözlem, koyunlar klasik müziği seviyor. Tamam, kulağa klişe gibi geldiğinin farkındayım ama gözünüzün önünde koyunların taaa uzaklardan kemana doğru koşarak geldiklerini düşününce oldukça heyecan verici bir durum. En azından kırsal yaşam için oldukça heyecan verici bir durum. Meramız Ella’ya son çıkışımda evdeki tüm hatunları topladım, bizim Gökçe kemanını da aldı yanına. Varır varmaz çıkardı kemanı, başladı çalmaya, bizim koyunlar uzakta otluyor. İki dakika içinde boyunlarındaki çanı çala çala kemana doğru gelmeye başladılar. Gözlerimize inanamadık. Yemin ediyorum.

Gökçe koyunlara keman çalıyor

Gökçe koyunlara keman çalıyor

Çobanlık deyince, ‘ağacın dibine yaslanmış uzaklara bakan ben’ fotoğrafı koymazsam olmaz. İnsanın arada uzaklara bakması gerekiyor bana göre. Bakış açının da, zamanın da şöyle bir genişlemesi gerekiyor.

KYÖ 3...

Gelelim kalabalık fonlama mevzusuna. Kalabalık fonlama (crowdfunding) çoktandır uygulamak istediğimiz bir yöntemdi. Diyelim ki bir işe girmek istiyorsunuz ama bu iş için gereken sermayeniz yok. Bu sermayeyi banka kredisiyle elde etmek yerine, bir çağrı yapıp insanlardan topluyorsunuz. Karşılığında bu insanlara ya -iş yapmaya başladıktan sonra- verdikleri kadar parayı geri veriyorsunuz ya da bu paranın karşılığı olan işi teklif ediyorsunuz. Kalabalık fonlama yaratan belirli web sayfaları var, lakin biz bunu kendi çevremizde kendi yöntemimizle yaptık.

Bir süre önce kolektifte yeni bir sisteme geçtiğimizi yazmıştım. Bu sistemde herkesin kendi iş kolu var, bu iş kolundan kazandığı paranın bir kısmını kolektife veriyor. Bir de ekmek yapımı, köpek eğitimi, alet yapımı/tamiri benzeri ortak işler var hepimizin paylaştığı. Bu ortak işler dışında benim iş kolum bakla kolye ve illüstrasyon işi. Bunun için ihtiyacım olan ekipmanı da kalabalık fonlamayla sağladık. İnsanlara, yaptıkları yatırımlar karşılığında resimler, illüstrasyonlar, logolar yaptım. Üç dört hafta gibi bir sürede ihtiyacım olan miktarı toplamış olduk ve gördük ki, alternatif ekonomi modelleri mümkün!

Durukan bizim köpeklere ‘haydi koyuna!’ deyince köpekler koyunların yanına koşuyor (illüstrasyon Mine Çelik)

Durukan bizim köpeklere ‘haydi koyuna!’ deyince köpekler koyunların yanına koşuyor (illüstrasyon Mine Çelik)

 

Bu seferlik benden bu kadar efendim. Esen kalınız.

Gonca Mine Çelik

 

Ormanevi Kolektifi’nden Gonca Mine Çelik

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page