[Dünya Organik Kongresi] Gıda Toplulukları Oluşturmak – Ayşegül Çerçi

Ön konferansta paylaşılanlar ve düşündürdükleri..

Buğday Derneği ev sahipliğinde 13-15 Ekim 2014 tarihleri arasında İstanbul’da yapılan 18. IFOAM Dünya Organik Konferansı kapsamındaki 18 ayrı konudaki ön konferanstan   “Gıda Toplulukları Oluşturmak (Building Food Communities)” konusunda olanı Yeditepe Üniversitesi 26 Ağustos Kampüsünde 11 Ekim 2014, Cumartesi günü dünyanın birçok ülkesinden ve Türkiye’deki gıda topluluklarından 200 kişiye yakın geniş bir katılımla gerçekleşti.

“Gıda Toplulukları Oluşturmak (Building Food Communities)” ön konferansı Yeditepe Üniversitesi'nde gerçekleşti

“Gıda Toplulukları Oluşturmak (Building Food Communities)” ön konferansı Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleşti

Ön konferans,  Buğday Derneği, IFOAM (The International Federation of Organic Movements), URGENCI (The International Network of Community Supported Agriculture Movements) ve DBB (Doğal Besin ve Bilinçli Beslenme Grubu-Ankara) işbirliği ile düzenlendi. Dünyanın dört bir tarafından gelen üreticiler, tüketiciler, araştırmacı ve uzmanlar ile bu alanda çalışan sivil toplum temsilcilerinin katılımı ile konferans; yeni fikirlerin ve deneyimlerin paylaşıldığı samimi ve canlı bir öğrenme ortamı oluşturdu. Yeni uygulamalar için ilham verdi. Hepimizin, gıdamızın üretildiği tarladan soframıza gelinceye kadar geçtiği aşamalara ilişkin düşüncelerimizin ve kaygılarımızın farklı ülkelerde yaşasak da benzer olduğu; ancak her ülkenin bulduğu/tercih ettiği yaratıcı çözümlerin farklı olabileceği ortaya çıktı.

Açılış bölümünde dünyadaki topluluk destekli tarım uygulamaları hakkında pek çok kitabı ve yayını bulunan çiftçi-yazar Elizabeth Henderson, topluluk destekli tarım hareketlerinin uluslararası üst kuruluşu olan Urgenci’nin bu alandaki çabalarından, Buğday Derneğinden Ahmet Berkay Atik ise Türkiye’deki oluşumlardan ve Buğday derneğinin ÇAYEK girişiminden bahsetti. (*)

18. IFOAM Dünya Organik Kongresini düzenleyen Buğday Ekibi toplu halde

18. IFOAM Dünya Organik Kongresini düzenleyen Buğday Ekibi toplu halde

İlk bölümde, topluluk destekli tarım (community supported agriculture) ve katılımcı onay sistemleri (participatory guarantee systems) şeklinde faaliyet gösteren gıda topluluklarının gıda güvenliği açısından önemi vurgulandı ve farklı ülkelerden örnekler paylaşıldı. Hindistan, Çin, Sri lanka, Uganda, Fiji, Fransa ve Türkiye uygulamalarının tanıtıldığı bu bölümde uygulamaların temel ilkelerinin her ülkede aynı olmakla birlikte ülkelerin ve toplulukların kendine özgü sosyal, toplumsal ve fiziksel koşullarına bağlı olarak farklı yapılanma tercihleri olduğu gözlendi.

Ülke örneklerinden öne çıkan özelliklerini kısaca özetlemek gerekirse;

Hindistan

Dünyanın en çok küçük çiftçisine sahip Hindistan’da katılımcı onay sistemi (KOS) yasal olarak tanınıyor, bölgesel KOS Konseyi var ve bütün KOS bilgilerine online olarak erişilebiliyor. Ürünlere KOS etiketi konulabiliyor ancak KOS sistemindeki üreticilere herhangi bir finansal destek bulunmuyor. Hindistan’da gıda güvenliği önemli ve öncelikli konular arasında yer alıyor (Food Soverignty Movement).

Çin

Hızlı kentleşme ve yükselen orta sınıfıyla dikkat çeken Çin’de gıda tüketimi batı tarzı tüketime doğru (daha fazla et ve süt tüketimi gibi) kaymakta ve özellikle değişen yemek kültürü ve gıda güvenliğine ilişkin endişeleri artırmakta. Bu endişelere karşılık topluluk destekli tarım hareketi önemli bir ivme kazanmış  görünüyor (New Rural Initiatives Network).

Son yıllarda organik tarım eğitimli gençlerin ilgisini çekmekte ve gençler küçük arkadaş grupları oluşturarak kentlerden kırsala geçiş yapmaktalar. Genç çiftçiler ayrıca düzenledikleri okul bostanları, çiftlik gezileri gibi çok çeşitli etkinliklerle de tüketicilerin dikkatini çekmeyi başarıyorlar. Kırsal nüfusun ve çiftçilerin giderek yaşlandığı Çin’de her ne kadar eğitimli gençlerin köylere dönüşüne şaşıran yaşlı çiftçiler “Biz sizi üniversiteye gönderdik, siz neden geri geliyorsunuz?”  diye şaşkınlıklarını ifade etse de ülke açısından bu değişimin özellikle gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik açısından faydaları olumlu bulunuyor.

Çin’de 500’den fazla TDT (Topluluk Destekli Tarım) oluşumu faaliyet gösteriyor ve girişimlerin çoğunlukla orta yaşlarda, halihazırdaki işini bırakıp tarıma yönelen kimseler tarafından yürütüldüğü, genç çiftçilerin ise sosyal medyayı (Weibo platformu) özellikle etkin kullandığı ve köydeki hayatlarına ilişkin paylaşımlarının dikkat çektiği belirtildi.

Sri Lanka

Sri Lanka’dan katılan The Good Market KOS, 32 üretici ile başlayıp bugün 100’den fazla üreticinin dahil olduğu, 1.000’den fazla facebook takipçisi olan bir sosyal girişimcilik örneği.

Çiftlik ürünleri için standartlar 4 aşamalı belirlenmiş;

ifoam 7

1) Organik üretim

2) IFOAM organik standartında üretim

3) Üçüncü taraf sertifikasyonu

4) Orman ürünlerinin (forest gardens) sertifikasyonu.

Ancak bu yılın Şubat ayından itibaren yalnızca organik üretim seviyesi artık yeterli kabul edilmiyor. Sri Lanka iklim özellikleri nedeniyle baharatlar, sert kabuklu yemişler, palmiye şurubu gibi doğrudan ormandan elde edilen ürünler yönünden çok zengin ve yerel biyoçeşitliliğin korunması açısından orman ürünleri çok önemli. Dolayısıyla sertifikasyonu da önemli bir işlevi yerine getiriyor. Good Market ayrıca kümes hayvanları ve yerel el sanatları konusunda da KOS standartları belirlemeye çalışıyor.

Uganda

Uganda’dan sunulan FreshVeggies örneği ise TDT ile KOS uygulamasının birlikte olduğu karma bir yapı. Bir taraftan KOS’ta olduğu gibi üreticilerin birbirini ziyaret ederek bilgi ve deneyim paylaşımı olurken diğer tarafta üye ailelere taze meyve ve sebze sunumu yapılıyor. Üreticilerin birlikte ve toplu olarak pazarlama çalışmaları yapmalarına destek olunuyor ve üretimlerde Doğu Afrika Standardını talep ediliyor.

Fiji

KOS topluluklarına farklı bir örnek Fiji’nin Cicia Adasından sunuldu. Adada bir süre önce sakinlerinin ve yerel topluluk liderlerinin desteğiyle tüm üretimin organik yapılmasına karar verilmiş ve tüm ada üreticileri yüksek maliyetli üçüncü taraf sertifikasyonu yerine kendi kendilerini sertifikalandırmayı seçmişler. Organic Cicia adıyla anılan proje özellikle adadaki gıda güvenliğinin sağlanması ve bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesinde önemli bir rol üstleniyor.

Fransa

Gıda topluluklarında teknoloji kullanımına ilişkin ilgi çekici bir örnek de Fransa’dan katılan La Ruche Qui Dit Oui (Food Assembly) isimli web platformu projesiydi.

Küçük çiftçiler ile tüketicileri internet ortamında biraraya getiren proje 2010 yılında başlamış, internet üzerinden sipariş ve ödeme imkanı sağlıyor. Portal üzerinde yapılan alışverişin fiziksel teslimatı ise üreticinin belirlediği ve tüketicilere de uygun bir mekanda gerçekleştiriliyor. Lojistik hizmetlerini üreticiler ya da üretici/tüketiciler birlikte üstleniyor. Web portalını kullanan topluluk belirli bir oranda komisyon ödüyor. Gönüllü çalışma gerektirmeyen bu sistemde halihazırda  4.000 çiftçi ve 600 topluluk yer alıyor. Sistemin işleyişi için 15 kişi çalışıyor ve yakında Belçika, İtalya ve İngiltere’de de tanıtmayı planlıyorlar.

Türkiye

Konferans katılımcılarına Türkiye’den sunulan KOS örnekleri ise Ankara DBB, ÇAYEK ve BÜ-KOOP uygulamaları DBB grubundan Ceyhan Temürcü tarafından anlatıldı. Doğal Besin ve Bilinçli Beslenme Grubu ile Çanakkale Ekolojik Yaşam İnisiyatifinin tamamen vatandaş oluşumları olduğu, en az organik tarım standardını talep ettikleri ve yasal bir statülerinin bulunmadığı, Boğaziçi Mensupları Tüketim Kooperatifi olan  Bü-KOOP’un ise bir tüketim kooperatifi olarak örgütlendiği ve doğa dostu tarım üretimi yapan küçük ve örgütlü üreticilerle çalıştığı belirtildi.  Başarılı bir KOS olarak 2009 yılında kurulan DBB’nin işleyişi özetlenerek, lojistik destek sunmayan DBB’nin temel işlevinin üreticiler ile bilinçli tüketiciler arasında karşılıklı güvenin oluşturulmasını sağlamak olduğu vurgulandı.

Poster Sunumu

ifoam 3

Poster sunumu bölümünde Türkiye’den ve dünyadan 20’ye yakın çeşitli TDT ve KOS gruplarının, sivil toplum kuruluşlarının posterleri yer aldı. Türkiye’den sunulan posterler arasında Yeryüzü Derneği Topluluk Destekli Tarım  Projesi, DBB, Güneşköy, Kırsal Turizm Derneği, Nusratlı Köyü Turizm Kalkınma Projesi vardı.

Fishball Yöntemi ile Toplantı

İrlanda, Hırvatistan, Amerika Birleşik Devletleri ve Filipinler

Balık kavanozu (fishball) adı verilen yöntemle yapılan yuvarlak masa toplantılarında ise İrlanda, Hırvatistan ve Amerika Birleşik Devletleri’nden katılımcılar TDT alanındaki gelişmeler ve zorluklardan bahsetti. Öne çıkan gelişmelerden bir tanesi ABD’de işyerleri üzerinden kurulan TDT gruplarının sayısının giderek artması olduğu belirtildi. İrlanda ve Hırvatistan’da henüz yeni gelişme aşamasında olan TDT uygulamalarında lojistik ve tüketicilerin katılımının sağlanması konusunda zorluklar olduğu vurgulandı. Hırvatistan tüketicilerin ilgisini canlı tutabilmek için TDT dergisi çıkarmaya başladıklarını belirtti. Hırvatistan örneğinde ayrıca TDT’nin grup dinamiklerinin olumlu etkilerinden ve dayanışmadan duyulan memnuniyet dile getirildi. ABD’den katılan 52 çiftliğin dahil olduğu  FairShare oluşumu TDT örneklerinin başarısı için network oluşturmanın önemini vurguladı ve ağların gücünün politik yansımaları da olmasının mümkün olduğunu belirtti. Filipinler katılımcısı ise ülkesindeki TDT uygulamalarında farklı kesimlerin teşvik edici olduğunu, örneğin bazı kilise rahiplerinin TDT’yi desteklediğini belirtti. Ürünlerini kiliseye getiren çiftçinin pazar ayini sonrasında rahibin duyurusu ile topluluğa dağıtım yapabildiğini ve böylece dağıtım sorununu çözebildiğini anlattı.

Yeryüzü Derneği TDT projesi katılımcısı dağıtım problemine dikkat çekti, yerel yönetimlerin dağıtım için yer göstermesinin faydalı olabileceğini belirtti. Güneşköy’den İnci Gökmen Hocamız Türkiye’de ilk topluluk destekli tarım projesini başlatan Buğday Derneğini ve kurucusu sevgili Victor Ananias’ın Güneşköy projesine verdiği destekleri hatırlattı ve bir kez daha Victor’u saygı, sevgi ve özlemle anmamıza vesile oldu. Nusratlı Köyü Turizm Kalkınma projesinden Süheyla Doğan, kadın emeği ve kadın çiftçilerin imkanlarının artırılmasının önemine dikkat çekti, TDT ve KOS projelerinde teknoloji kullanımının süreci kolaylaştırdığını ancak kırsalda yaşayan küçük çiftçilerin internet erişimi ve kullanım bilgisinin yetersiz olabildiği durumlarla sıkça karşılaşıldığını belirterek sistemin yaygınlaşması için bu sorunun da çözümü gerektiğini belirtti.

Sistem Nereye Doğru Evriliyor?

Yine fishball yöntemiyle yapılan KOS yuvarlak masa toplantılarında ise sistemin nereye doğru evrildiği, çok fazla düzenleme ile resmi bir yapıya mı dönüştüğü, gelecekte KOS yöntemi üçüncü taraf sertifikasyonuna alternatif olarak kalabilecek mi, gönüllü destekler ile profesyonel destek arasında denge nasıl olmalı sorularına cevap arandı.

Bu bölümde Hindistan katılımcısı sertifikasyonun KOS sistemi ile başladığını, ancak zaman içinde üçüncü taraf sertifikasyonuna dönüştüğünü, bu anlamda KOS sisteminin üçüncü taraf sertifikasyonuna alternatif değil yalnızca farklı bir yaklaşım olduğunu belirtti. Üçüncü taraf sertifikasyonun aslında ürünün gerçekten organik olup olmadığını bilmeyen aracı için gerekli olduğunu, üreticisini tanıyan yerel tüketici için ise KOS sertifikasının yeterli güveni oluşturduğunu ifade etti. Çünkü KOS sisteminde yalnızca üretici değil tüketicinin de katılımı ve sorumluluk alması gerekiyor. Dolayısıyla üretim alanlarını seyrek aralıklarla ziyaret eden üçüncü taraf sertifikasyon firması yerine KOS üreticileri ve tüketicileri arasında kurulan güven ilişkisinin daha etkili bir mekanizma olduğu belirtildi.

Öte yandan, üretici ve tüketicinin birbirlerini tanıyarak oluşturdukları güvenin yerine resmi kuruluşların devreye girmesi talep edildiğinde, aslında sisteme topluluk dışından kontrol ve müdahalenin yolu açılmış ve KOS sisteminin üçüncü taraf sertifikasyona alternatif olma özelliği bir bakıma ortadan kalkmış oluyor. Örneğin, KOS sertifikasyonunun hükümet tarafından resmen tanındığı Brezilya’da düzenlemelerin ve bürokrasinin fazlalığı nedeniyle etkinliğin kaybedildiği endişesi ortaya çıkmış durumda. Tartışmanın genelinde, her ülke bağlamında KOS işleyişinin farklı olabileceği, özellikle pazar ve topluluk büyüdükçe üretici ile tüketicinin birbirini tanıması zorlaştıkça karşılıklı güven artırıcı tedbirlere daha fazla ihtiyaç duyulabileceği anlaşılmaktadır.

Lost in Translation

ifoam 2

Konferansın en ilginç anlarından birisi ise konuştuğumuz dilin değil, söyleyecek sözümüzün önemli olduğunu hatırladığımız dakikalardı; Brezilyalı katılımcının Portekizce konuşmasının, önce Perulu katılımcı tarafından İspanyolcaya çevrilmesi, ardından Bolivyalı katılımcının bu sözleri İspanyolcadan İngilizceye çevirmesi ve izleyicilerin de bütün bu olan biteni anlama çabası görülmeye değerdi. Tabii aynı zamanda simultane çevirinin de İngilizceden Türkçeye yapıldığını belirtmek gerek. Ancak sonuçta, topluluk olarak çeviri içinde kaybolmadık, mesaj anlaşıldı. Böylece açık kalple ve iyi niyetle etkili iletişimin mümkün olabileceğini ilk elden deneyimledik.

Yeni fikirlere ve oluşumlara ilham vermesi dileğiyle..

 

(*) Gıda toplulukları hakkında daha detaylı bilgi için;

1)http://gidatopluluklari.org/

2)http://yesilgazete.org/blog/2014/07/28/topluluk-destekli-tarim-uygulamalari-1-aysegul-cerci/ 

3)http://yesilgazete.org/blog/2014/07/30/dunyada-ve-turkiyede-topluluk-destekli-tarim-uygulamalari-2-aysegul-cerci/

Ayşegül Çerçi

 

 

Ayşegül Çerçi

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page